YAZARLAR

Bir millet; dilini, hafızasını kaybedebilir mi?...

Farklılıklar,zenginliğimizdir.

“Dilini kaybeden bir millet,hafızasını kaybeder, benliğini kaybeder, hatta inancını kaybeder.Ne yazık ki sosyal medya dili, gençlerimiz arasında geçerli biryazı, iletişim diline dönüşüyor. Anlamsız kısaltmalar, aralarınaserpiştirilen yabancı kelimeler, bozuk cümleler giderek sıradanhale geliyor. Dilimizi kısırlaştıran, nesiller arasındaki iletişimiyok eden, Türkçe’den ziyade nevzuhur bir kuş  dilini andıranbu çürümeye artık ‘dur’ deme zamanı gelmiştir. Milli birseferberlik ruhu ile çalışarak sözün, dilin taşıyıcısı olankelimeleri, kavramları en iyi şekilde anlatmalıyız.”(Başbakan Binali Yıldırım’ın Türkçe Yaz Okulu Kapanış ProgramıKonuşmasından/Ankara)

Bunlar bildiğimiz, yıllardıryazdığımız, ama bir türlü uygulayamadığımız ilkeler…

Ancak, bu söylem üzerine; “BilgiTeknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), Türk Dil Kurumu (TDK) ileişbirliği halinde bu konuda çalışma yapmaya hazırlanırken, TürkiyeBilişim Derneği (TBD) de bünyesinde oluşturulan “ÖzenliTürkçe Çalışma Grubu” bu konudaki çalışmalarınıyoğunlaştıracak, sosyal medyadan dile yerleşen yabancı terimleriçin de Türkçe karşılıklar önerecek, yeni kelimelerin gençlerarasında yaygınlaşması için de çalışma yapacakmış. “(Basından)

İşte bu kısmı anlamıyorum. Birkurumda size tam yetki verilmiş ve atamanız yapılmış. Göreviniz;Türkçe’nin güzel kullanılması için çalışmalar yapmak, yapmayanlarıuyarmak, yeni/geçerli karşılıklar bulmak v.b. Neden illeCumhurbaşkanı, Başbakanı bekleniyor? Onlar sizi atamamışlar mı?Sizlerden çalışma beklemiyorlar mı? Sizin elinizi tutan mı var? Ozaman ne yapıyorsunuz?Sürekli yurt içi/dışı geziler miyapıyorsunuz?!.. Böyle bir idare anlayışı, böyle bir Türkiyeolmamalı!...

Geçtiğimiz aylarda Gazi Ün. DTMK ileAtatürk  Kültür Merkezi Başkanlığı tarafından Türk MüziğiÇalıştayı yapılmış ve raporlaryayımlanmıştı. Katılanların çoğu arkadaşımız veya mezunöğrencimiz.. Ben de 4 seri halinde raporları; içerik ve dilaçısından değerlendirmiştim.

Sonuç; raporları hazırlayanarkadaşlarda bir kırgınlık/küsme, yanlış anlamışımifadeleri…Yaşımdan dolayı daha sert yazmadıkları ifadesi!… “Eskilerböyle durumlarda;dilinizi eşek arısı soksun!... derdi, cümlemdenalınganlık yaratılması!... Ya arkadaşlar; akademik alan eleştiri vedoğruları bulma işidir. Peki, yanlışlar düzeldi mi? Elbettehayır…AKM Editörü ne yapmış, uyumuş mu? Sizin acele olarakhazırladığınız raporu düzeltecek olan kim? Editör!.. O göreviniyapmaz ise, benim gibi bir araştırmacı çıkar, yazar…Sakinlik,sakinlik….

Yazılı basını izliyorsunuz,örneklerde veriyoruz; argo, küfür, aşağılama, güzel Türkçe’yikullanmama, noktalama işaretlerini doğru kullanmama v.b.istemediğiniz kadar…Bunlara kim dur diyecek?

Her bakan değişiminden sonra –sankibaşka partiden atanıyor gibi- seferberlik başlatalım/başlatıyoruzdeniyor, bu kaçıncı seferberlik?!..Üstelik, bir çok üniversiteninTürkçe Uygulama ve Öğretim Merkezleri var? Ne iş yapıyorlar,bilmiyoruz?....

Acaba; Başbakanımız, bu köşeyazarlarına; güzel Türkçe kullanmaları için bir uyarıda bulunacakmı? derken Cumhurbaşkanı gereken uyarıyı yaptı. Çünküuyarılmazsa,dil; bir milletin hafızası, inancı olamaz, sadece AKParti’nin olur ki, bu son derece yanlış olur. Dilin, yazım/söylemkurallarının, güzel Türkçe kullanmanın  partisi olmaz,olmamalı…

Asırlar önce, Yusuf Has Hacib; “Okuyana kutlu olsun ve ona yol göstersin” dediği Kutadgu Bilig’dene demiş;

 “Hangi iş olursa olsun, senonu tatlı dille karşıla. Her işte tatlı dil kullanırsan saadet sanabağlanır. Aklın süsü dil, dilin süsü sözdür. İnsanın süsü yüz,yüzün süsü gözdür. İnsan sözünü dili ile söyler; sözü iyi olursa,yüzü parlar. Bak, doğan ölür; ondan, eser olarak, söz kalır. Sözünüiyi söyle ki ölümsüz olasın. Çok dinle fakat az konuş. Sözü akılile söyle ve bilgi ile süsle. Her sözü söz diye ağzından çıkarma.Lüzumlu olan sözü düşünerek ve ihtiyatla söyle. İnsanı dilkıymetlendirir ve insan onunla saadet bulur. Söz ağızda ikensahibinin esiridir, ağızdan çıktıktan sonra sahibi onun esirdir.İnsanı dil kıymetten düşürür ve insanın dili yüzünden başıgider.”

“Yunus Emre Enstitüsü’nün (YEE)düzenlediği ve Cumhurbaşkanlığı himayesinde Beştepe Millet Kongreve Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen 2017 Uluslararası Türkçe YazOkulu kapanış etkinliği, dünyanın çeşitli ülkelerinden gelenyüzlerce genci ve seçkin davetlileri bir mutluluk tablosundabiraraya getirdi. Çeşitli ülkelerden gelen gençlerin coşkusuylakapanış töreni, bir şölen oldu.
Prof. Ateş konuşmasında; Bir aydır Türkiye’nin 22farklı şehrinde hem Türkçenizi geliştirdiniz hem de sayısızetkinliğe katılarak Anadolu'nun bilgeliğini ve hikmet anlayışınıöğrendiniz. Misafirimiz olmayı kabul ettiğiniz için hepinize ayrıayrı teşekkür ederiz….Bizler dünya üzerindeki farklılıklarızenginlik olarak gören bir medeniyetin varisleriyiz. Farklıkültürler, farklı medeniyetler bize göre bir araya gelmenin,tanışmanın, kaynaşmanın vesilesidir. Bizimle iletişim kurmak içindilimizi Türkçe’yi öğrendiniz. Bizi daha iyi tanımak ve yakındananlamak için bizzat bizimle konuşmayı tercih ettiniz. Atalarımız'Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur' der. Dağların birbirinekavuşamadığı bir dünyada, buraya ulaşabilmek uğruna sadece coğrafiuzaklıkları değil, belki de çevrenizi saran dağ gibi ön yargılarıaşmayı da başardınız." dedi.

Genel bir kuraldır.Dil/sanat/kültür, sağlık, emniyet, eğitim,dışişleri; partilerüstüdür.

3.Milli Kültür Şurası sonuçları ileilgili olarak 180 günlük bir eylem planının hazırlandığınıduyuyoruz. Ancak; aynı kişilerle bir eylem yapma ve başarılı olmaimkanı sıfırdır. 

Genel bir sorudur; kişiler bu günekadar ne yapmışlardır ki, bugünden sonra neyapacaklardır?

Adına ister; “Milli bir seferberlikruhu” (Başbakan), ister “Milli kültür bağımsızlığı”(N.Kurtulmuş) deyin, işin başına “Milli” demekle  işbitmiyor. Kadroların; milli, çalışkan, liyakatlı, bilgili, makamdangüç alan değil makamı harekete geçiren kişilerden  olmasıgerekir.

70’li yıllarda Kültür Bakanlığı’nınaylık dergisi vardı. O zamanlar sık sık hükümetler değişirdi. Solhükümet gelince adı “Ulusal Kültür Dergisi”, sağ hükümetlerkurulunca “Milli Kültür Dergisi” oluyordu. Kimse, dergininiçeriğine, niteliğine bakmıyordu…

Bu zıtlaşmadan Bakanlık kazandı mı;elbetteki hayır…

Nicelik değil, nitelik ön plandaolmalı ve liyakat esas alınmalıdır

Gelecek yazı: Kültür vesanatta “öncü kuşaklar”  yetiştirilebilirmi?..

HALK OYUNLARI YASAKLANDIMI?..

 “Milli Eğitim Bakanlığı HayatBoyu Öğrenme Genel Müdürlüğü, halk eğitim merkezlerindeki “halkoyunları’’ kurslarının açılmasını durdurdu. Tüm halk eğitimmerkezlerine gönderilen yazıda, “Son altı ay içerisinde ‘halkoyunları’ alanında açılan kursların kayıtları ile kurs bitirmebelgesi alan kursiyerler arasında büyük farkın olduğuanlaşılmıştır. Bu nedenle Halk oyunları kurs programları’nınyeniden incelenmesi, ihtiyaç olması halinde tekrar güncellenmesiiçin 01.08. 2017 tarihinden ikinci bir talimata kadar halk oyunlarıkurslarının açılması durdurulmuştur’’ denildi.(Basından)

Son yıllarda Halk Oyunları alanında,üniversitelerde bölümler açılıyor, yarışmalar/şenlikler yapılıyor,yurt dışı birincilikler alınıyor, ama AK Parti üst kademelerikesinlikle protokole dahil olmuyorlardı…. Toplumun; birlikteliği,zevki, ritmi, sanatı, sporu, figürü, ezgiyi, giysiyi, çalgıyıiçinde yaşatan/birleştiren halk oyunları için; “halt oyunları/zinav.b.” yazılar okuyorduk. Geçen yazımda belirttiğim gibi, üniversiteler THO Bölümleri, THOF ve binlerce THO Derneği/Vakfı,THO uzmanları, THO Doç./Prof. ları duymazdan geldi, sağırlarıoynadılar…1997-199 arasında Prof. F.Değerli’nin KonservatuarMüdürü, şahsımın Müdür. Yard. sırasında alınan HEM Halk OyunlarıÖğretmenliği, zamanla kaldırıldı ve halk oyunları öğretmenlerimüzik öğretmenliğine atandılar. Sonra da Halk Oyunları mezunlarınınatamaları kapatıldı. Şimdi sonuçalınma zamanı mı geldi, yoksa bir oyun mu var ki, ilgili müdürlükböyle bir karar –gerekçesi tamamen uydurma- aldı?...Birmilletin kültür hafızası böyle yok edilebiliyorr işte!..Hadibakalım çıkın işin içinden!...Bekliyoruz…

AKADEMİSYEN SANATÇILAR YİNEMAĞDUR OLDU…

Üniversiteler Konservatuarları’nda,kadro karşılığı sözleşmeli çalışan, yaklaşık 400 akademisyen/sanatçının, yılda iki defa aldıkları (Haziran-Aralık) teşvik ikramiyesi bir türlü rayına oturtulamadı.Haziran 2017 teşvikleri listesi, imzaları tamamlayıp halaBaşbakanlığa ulaşmadı. Ağustosun son günlerine giriyoruz, faizsizbekletme 3 ay oldu. Oysa, %3-5 sanatçıya teşvik vermemek için,%97-95 sanatçıyı mağdur etmek çok yanlış bir tutum…Bu işkence vemağduriyet bitsin diye önermiştik;

“Ya ikramiyeleri maaşlarlabirleştirin (TRT gibi), ya da teşviklerin rektör imzası ileödenmesi için gerekli değişikliği yapın.”

Zaten “ödenen hak” nedenuzatılıyor/geciktiriliyor ki?!. Yıllardır, Bakan değişiminden birtürlü sonuç alınamıyor…Memurlara 10 gün tatil, emeklilere bayramöncesi maaş veren devlet 400 kişide neden boğuluyoranlamıyoruz…

Yoksa, sanatçılar sahipsiz mi?!Başbakanlıktan çözüm bekliyoruz…

Yorumlar1 yorum