YAZARLAR

Atatürk'e el-Fatiha

Atatürk Müslüman bir devlette yöneticilik yaptı ve hiçbir zaman ben Müslüman değilim demedi.

Mustafa Sabri Beşermsbeser@internethaber.com

“Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarakkötülük ve iyilikle deneyeceğiz. Hepiniz de sonunda bizedöndürüleceksiniz.”(Enbiya/35)

Kimilerine göre ölüm; yaşamın sona ermesi, yok olma, toprak ilebuluştuğunda tozlaşan cesetler anlayışıdır.

Ölünce her şeyin bittiği inanışı ürpertir ve ölüm düşünüldüğündehayat azaba bile dönüşebilir.

Oysaki ölüm, hayata gözlerimizi açtığımız dünyadan, planlanmışve programlanmış yaşam sürecinin bitiminde, özümüz olan topraklabütünleşerek başka bir dünyaya geçişimizdir.

Toprağa karışıp yok olma, hücrenin içerisinde toz olmayabırakılmış yalnızlık değildir. 

Ölüm güzelliklerle dolu meydana geçişin tüneli, o zaman ölümhayatın en anlamlı noktası.

Hayat lisanında ölüm en büyüknasihatçidir. 

Hayat ölümün dipnotu, öyle bir dipnot ki ana metni doğruyazabilme/anlayabilmenin formülü.

Ayette de buyrulduğu gibi her insan ölümü tadacaktır.Önemli olan ölümden sonrası ve geridebıraktıklarıdır.

Hayat ölümün dipnotu dedik zira ana metnin değerlendirilebilmesiiçin bir kaynak niteliğinde.

Kaynak doğru ise ana metnin iskeleti sağlıklı ve güçlüolacaktır. Ve doğru karşılığı görerek ödüllendirilecektir.

Hayatımızın dipnotu değerlendirmeye tabi tutulduğundadestekleyici kaynaklar seçilmişse sıkıntı yok.

Efendimiz (a.s.m)’ın buyurduklarından bu desteklere bakalım;“Ölüyü (kabre kadar) üç şey takip eder; Çoluk-çocuğu, malıve ameli. Bunlardan ikisi döner, biri kalır. Çoluk-çocuğu ve malıdöner, ameli (kendisiyle) kalır.”

Gene bir başka rivayette Efendimiz (a.s.m); “Ölen kimsekabrinin içinde boğulmak üzere olup da imdat isteyen kimse gibidir.Babasından yahut kardeşinden veya dostundan kendisine ulaşacakduayı beklemektedir. Nihayet dua kendisine ulaştığında bu duanınsevabı ona dünya ve dünyada bulunan her şeyden daha kıymetli olur.Muhakkak ki, hayatta olanların ölüler için hediyeleri dua veistiğfardır” diye buyurmuştur.

Demek ki bizim sevdiklerimizin ardından onlara olan sevgimizigöstermenin en kolay ve doğru yolu dipnotlarını destekleyicidualarımız ve okumalarımız.

Kabir taşlarında bunun için “ruhuna el-Fatiha”diye yazılır. Yakınları yoksa dahi kabrin yanından geçenlerinokumaları destek olsun diye.

Fatiha suresinin ise okunması bir alışkanlık yada kısa bir sure olduğundan değil duanın ve Kur’an’ın anahtarıolduğu içindir.
Cibril (a.s.) Efendimiz (a.s.m)’a gelerek; “Sana verileniki nuru müjdeliyorum. Bunlar, senden önce başka hiçbir peygambereverilmemişlerdi. Onların biri Fatiha Suresi, diğeri de BakaraSuresi’nin son kısmı. Onlardan okuduğun her harfe mukabil sanamutlaka büyük sevap verilecektir.” 

Bu müjdeden ötürü evliyaların ittifak etmiş oldukları şekliyleen azından kabir başında Fatiha suresi okunur.

HERKES İÇİN “el FATİHA”

Şimdi gelelim "ölüm" ve"Fatiha" merkezinde serdettiğim bu uzunaçıklamanın sebebine; Başbakanımız Anıtkabir’de Atatürk için Fatihasuresini okuyup ellerini açarak dua ve niyazda bulundu.

Hemen bazı sesler çıkmaya başladı; “Atatürk için Fatihamı okunurmuş?” diyenler diğer taraftan “laiklikelden gidiyor” diyenler ve “411 el kaosakalktı” zihniyetinin sahipleri ve bazı takipçileri“eyvah irtica hortluyor” feveranında bulunmayabaşladı.

Bunun sebebi birincisi; bu zamana kadar Anıtkabir’de ilk defadua okunmuş olması, ikincisi; Atatürk’ün İslam ileözdeşleştirilmemiş olması.
Oysa bu zihniyet için Din Eğitim Uzmanı Prof. Dr. Fahri KayadibiAtatürk Araştırma Merkezi için yazdığı bir makalede şunusöyler:

“Atatürk’ün dini yönü ya tam tanıtılamadığından ya daiyi niyetli olmayan bazı kişilerin yanlış tanıtma çabalarından birtakım çevrelerde o bir din düşmanıymış şeklinde yanlış imajuyandırılmıştır.

Atatürk paralelinde görünerek Atatürk’ü dine karşıymışgibi gösteren bazı kimseler var ki bunlar bu tutumlarıyla zararlıolmaktadırlar. Bu durumlar ise Atatürk’ün dini yönü konusundazihinlerde karışıklıklar meydana getirmektedir.

Atatürk’ü dine karşı gibi gösterme taktiğinde birleşen,fakat maksatları ve hedefleri değişik olan kesimin propaganda vebaskı gücü öyle boyutlara varmış ki dindar olmakla Atatürkçü olmakbirbirine zıt olarak telakki edilmiştir.”

İşin özü şu; Atatürk Müslüman bir devlette yöneticilik yaptı vehiçbir zaman ben Müslüman değilim demedi.

O zaman nedir bu telaş, bu feveran. Telaş ve feveran edenler debiz Müslümanız demiyorlar mı?

Ya da İslam düşmanlığı mı yapıyorlar?

Hepimiz Müslüman isek ve ahiret hayatına inanıyorsak dipnotumuzuve öldükten sonra ardımızda bıraktıklarımızı doğru seçmeli vebeslemeliyiz.

Neden Başbakanımızın Atatürk’ün ardından dua etmesinden ve onahediye göndermesinden bu kadar rahatsız oldunuz ki?

Yoksa siz Atatürk’ün ana metninin değerlendirilmesi esnasındaona destekçi olmak istemiyor musunuz?

Bence siz de artık Atatürk’ün ardından bir“Fatiha” okumalısınız.

SOSYAL MEDYADA TAKİP İÇİN:


Yorumlar16 yorum