Davos’ta atılan imza ve kurulan Barış Kurulu, Ankara’nın uzun
süredir savunduğu çizginin bir yansıması aslında. Fidan’ın şu
sözleri, Türkiye’nin nerede durduğunu açıkça ortaya koyuyor:
“Şimdi alanda olan kavganın, artık müzakere masasına
taşındığına şahit oluyoruz.”
Bu kolay bir dönüşüm mü? Elbette hayır. Ama Türkiye yıllardır ne
söylüyor? “Silah sustuğunda siyaset konuşur.”
Gazze’de soykırım dursun diye dünya kapılarını zorlayan
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, aynı anda Suriye için istikrar vurgusu
yapması boşuna mı?
Yoksa Ankara, yeni dünya düzeninde masayı kuranlardan biri mi?
Suriye’nin Birliği Kimin Meselesi?
Fidan burada net konuşuyor, yuvarlak cümleler kurmuyor:
“Suriye’nin birliği, bütünlüğü bizim için önemli.
Suriyeliler için başta önemli, bölge için önemli.”
Bu cümleyi sadece diplomatik bir temenni gibi okuyanlar
yanılıyor. Parçalanmış bir Suriye, sadece Şam’ın değil, doğrudan
Ankara’nın güvenlik sorunu demek.
Yeni göç dalgaları, yeni terör alanları, bitmeyen kaos…
O yüzden Türkiye’nin durduğu yer çok açık: Devlet yapısı
korunacak.
Etnik ya da mezhepsel ayrışmalar üzerinden yeni cepheler
açılmayacak.
“Herkes kendi kimliğiyle gurur duymalı ama Suriye vatandaşlığı
altında birleşmeli.”
Bu, bir barış çağrısı olduğu kadar, bir devlet dersi değil
mi?
Propaganda Gürültüsü, Gerçek Sükûnet...
Son günlerde sahada ve sosyal medyada dolaşan bazı örgütsel
söylemlere de dikkat çekiyor Fidan:
“Bu faaliyetlerin çok fazla dikkate alınmaması
gerekiyor.”
Çünkü Türkiye ve Suriye yönetimi şu an yeni bir kavgaya değil,
yaraları sarmaya odaklanmış durumda.
Peki şu soruyu sormak gerekmez mi:
Suriye’nin toparlanmasından, mültecilerin dönmesinden, terörün
bitmesinden kim rahatsız olur?
Saymakla bitmez...
Ortadoğu’da barış bir gecede gelmez. Ama doğru aktörler, doğru
yerde durursa yol açılır.
Bugün Türkiye’nin yaptığı tam da bu. Ne duygusal reflekslerle ne de
dış baskılarla hareket ediyor.
Akılla, sabırla ve çıkarlarını koruyarak…
Belki de asıl mesele şu soruda gizli:
Suriye’nin yeniden ayağa kalkması mı zor, yoksa yıllardır
süren kaosun sona ermesini kabullenmek mi?
Türkiye cevabını vermiş görünüyor.
Şimdi sıra, bu gerçeği görmek istemeyenlerde.