O şöhretli ismin cenaze oldu senin

Hz.Ömer efendimizin bir sözü vardır. Bu sözü bir gece karanlığında sessizlik içinde tefekkür edin derim.

Said Hatipoğlu saidhatip@internethaber.com

Hz.Ömer efendimizin bir sözü vardır. Bu sözü bir gece karanlığında sessizlik içinde tefekkür edin derim. Bu sözün manasını ve derinliğini kemal noktasında hissederek yaşayın derim. Söz büyük. Çünkü sözü söyleyen çok büyük. Söz ,sözü söyleyen kadar büyük. Söz , anlayan için çok büyük. Söz, ibret almak isteyen için çok büyük. O söz şudur :  ''Her zirve zevalin işaretidir.... ''

Yani sözün anlamı şudur: Allah indirmeyeceği kimseyi yükseltmez.... Her yükselen muhakkak bir gün yükseldiği yerden inecektir. Ya sevinç içinde ya hüzün içinde. Ama mutlaka çıktığı mevkiden aşağı bir mevkiye inecektir. Bu sünnetullah'ın, yani Allah'ın kanunlarından bir kanundur. Ter dökülerek çıkılan her dağın tepesinden bir iniş vardır. Ama şu var ki, tepeye izzet ve şerefle çıkan , tepeden aşağıya inerken, sanki çıktığı yorgunluğu boşaltırcasına inecek. Zahmetsiz inecek. Ama şu var ki, tepeye çıkmayı murad edeni unutarak tepeye çıkan, zillet içinde inecektir.

Şimdi herkes bu sözü nereye çekeceğimi, kime çekeceğimi düşünüyordur. Önce kendi nefsime çekeceğim. Önce susmak bilmeyen ve beni hak yoldan her an çıkarmaya çalışan azgın nefsime söyleyeceğim. Sonra sözlerimi ortaya konuşacağım. Herkes payına düşeni benim gibi alacaktır. Umarım ibret alınsın...

Kendini yüksek dağların tepesinde başkalarını ise aşağılarda görenler acaba Şeyh Sa'di'nin şu sözlerinden ibret alır mı ? Şöyle der Sa'di Şirazi: ''Kibirlenme. Kendini efendi , başkalarını köle gibi görme. Verdiğin ile başa kalkma. Zaman kılıcı o garibi biçmiş. Dikkat et ki , çekilen kılıç henüz kınına girmedi. Mümkündür o kılıç bir gün senide biçer..... ''

Gel kılıç seni biçmeden ibret alanlardan ol. Gel çıktığın dağların tepesine Allah'ın yardımı ile çıktığını hatırla. Gel düne kadar senin gibi dağların tepesine nice insanların çıktığını ve kimisinin yok olup gittiğini hatırla. Gel hatırla şu insanları ki : dağların zirvesine çıktığında insanlara kibirli davrandığı için, Allah o kişiyi çıktığı zirveden indirip,indirdiği yerden zirvelere bakmayı öğrettiğini...Gel sana verilen gücün,sermayenin esas sahibinin Allah olduğunu hatırla. Gel izzet ve şerefin İslam'da olduğunu hatırla. Sen nefsini tatmin edenlere aldırma,kendine şunu söyle : ben  zirvesindeyken yanımdalar....Bunu söyle kendine. Bugün mesela konsere çıkıp milyonlara şarkı mırıldandığında  veya başka bir şey yaptığında  sokaklarda yürürken belki arkanda yüzlerce insan yürüyor. Belki seni iki dakika görebilmek için türlü türlü çabalar içine girenler oluyor. Belki senin erişilmez bir insan olduğunu sanıyorlar. Halbuki ,sen Allah'ın yarattığı milyonlarca insandan biriydin. Ama sen herkesle aynı seviyede olmayı hiç sevmedin ki. Farklı olmayı istedin. Sen zaten böyle söylenmesini seviyorsun.Belki, böyle isimlenmek istiyorsun .... Senin tek gayen, Konuşulmak. Adım daha da anılsın.

İnsanlar hep beni konuşsun, şarkılarım, romanlarım, şiirlerim, filmlerim, sözlerim,tavırlarım konuşulsun, ebedileşsin istiyorsun. Dahada beğenilmem gerekiyor,nefsime bu kadarı az geliyor,daha fazlasını işitmem lazım,diyorsun. Zirveye dahada çıkmayı murad ediyorsun. Zirvede dahada kalıcı olmayı istiyorsun. Senin zirveye çıkmanı nefsin isterken , sen ona hiç sus demiyorsun. Sus ey nefis. Sus...Beni felakate sürükleme, bende sıradan insanlar gibi olmalıyım , halkın içinde ama halktan biri gibi olmalıyım , diyemiyorsun. Sen nefsine teslim olmayı seviyorsun. Bence nefsini sustur. Bence sıradan ve basit yaşamayı sevmeyi dene. Mütevazı yaşamanın bir kayıp olmadığını nefsine fısılda. İnsanların gözünde büyümenin sana bir şey kazandıramayıp, aksine senden çok şeyi götürdüğünü fısılda nefsine. Benden ne götürecekmiş ki deme. Bak götürmeye başlamış bile. Kendini sıradan insanların konumuna indiremiyor oluşun bile sana yetmiyor mu? Farklı görünme isteğin bile seni yanlışa sürüklediğini göstermeye yetmiyor mu?

Düne kadar senin benzerlerin çok vardı. Hani neredeler? Hiç sormuyor musun kendine! Hani neredeler, diye.... Bir zamanlar gündemden düşmeyip ,hep gündemi teşkil edenler neredeler diye kendine hiç sormuyor musun ? Hani nerede , o bir zamanlar arkasında yüzlerce insanı sürükleyen , bir zamanların en sevilenleri hani neredeler? Hani nerede , şuan senin bulunduğun konumda bir zamanlar olanlar? Hani nerede , bütün izzet ve şerefi şöhret olmada görenler? Hani neredeler ? Hani nerede onların şöhreti? Hani nerede o hiç dillerden düşmeyeceğini sananlar? Hani neredeler? Hani nerede o şöhreti yaşadığı bir ömür kadar bile sürmeyenler? Ekranda olanlar, gazetelerin en önemli köşesinde olanlar, şarkıları milyonlarca satış yapanlar,büyükler,küçükler hani neredeler. Bak hepsi unutuldu gitti...

Rahatsız etti mi bu sözler senin o susmak, laf dinlemek bilmeyen nefsini. Henüz bitmedi sözlerim. Biraz daha dinlemelisin. Biraz daha sabırlı ol bu sözlere. Bu sözler nefsini rahatsız ediyorsa, ne mutlu. Ne mutlu sana ki sana hakkı söyleyen sözcükleri nefsin duymaya başlamış. Nefsine ağır gelmeye başlamış. Çünkü o nefis , senin bedeninde öyle bir taht kurmuş ki , kendinden başkasının sözlerini kabul etmiyor. Sen biraz bu sözlere odaklan. Nefsini az da olsa dinleme... Bizim sözlerimiz bittikten sonrada nefsine sor: doğru mu söylediler, diye..

Hani nerede ölümsüz olacağını düşünüp Allah'ı unutanlar, isminin çağları aşacağını düşünenler? Hani nerede o isminin dillerden hiç düşmeyeceğini düşünenler? Bak sana ne diyeceğim... Cenaze getirilir kabrin başına. İmam efendi der ki: gömün bu cenazeyi kabre. Ne o? Halen ders almadın mı? Hani sen büyük adamdın? Hani senin bir adın, bir namın vardı? Hani senin adın hiç unutulmazdı? Bak daha sen kabre girmeden seni unuttular. Sana cenaze demeye başladılar. Sana isminle değil, cenaze diye hitap etmeye başladılar.... Dünya ve dünya şöhreti bu kadardır işte. Emin ol ki bu kadardır...  Unutulanlardan hiç mi ibret almadın ? Bu sözler hepimize.Çünkü her birimizin tükenmez bir dünyası, bitmez bir egosu var. Var mı bu var'a yok diyen? Hangimiz kusursuz olabiliriz ki?

Dünya hayatında Rabbini bir an dahi unutmayanların şöhreti, dünyada ki şöhretten çok daha büyük ve kıymetli olacaktır. Bugün Rabbi unutmayanların unutmadığına melekler alemi şahit olacaktır. Bundan daha büyük bir şöhreti ben bilmiyorum...

Sen gel, nefsini değil Rabbini dinle. Sen gel yarın mezara gömüldüğünde ,kabrin karanlığında yalnız başına kalacağını hatırla. Sen gel, bugün etrafında pervane olanların yarın kabirde senin yanında olmayacaklarını ,belki her saat seni konuşanların yarın adını dahi konuşmayacaklarını bil. Sen gel, seni Rabbinden uzaklaştıran her şeyi düşmanın bil. Bugün o düşmana sırt dönmezsen emin ol yarın o düşmanın sayesinde pişmanlıklar içinde ,ah vah edersin. Sen gel , senin yaptığın hiçbir eylemi unutmayan bir Rabbinin seni her an gözetlediğini unutma. Senin bugün çoktan unuttuğun bir hatayı , bir günahı, asla unutmayıp günün birinde o günahın hesabını sana soracak bir Rabbinin olduğunu hiç unutma. Sen gel , İslamın emrettiği ölçüde izzetli bir hayat yaşa. Belki nefsinin isteklerini razı edemeyeceksin ama bilki Rabbini razı edeceksin. Rabbin senden razı olduktan sonra tüm dünya seni unutsa ne olur unutmasa ne olur...