intikamı

kızlar silikonla dolaşıyor.

Abdullah YILMAZ krmistanbul@gmail.com

Namus sandığa girer mi bilmiyorum ama Sadece ruhum daraldı, ifadelere, konuşulanlara, konuşanlara, manzaraya bakınca.

Manzara gri den siyaha giden bulutlu soğuk yenen intikam.

Manzara

Ahlak zabıtası dengesiz kamu vicdanı,

 Tam anlamıyla dengesiz toplum polisliği

Sorun ne

 Bizim gibi düşünüp yaşamıyorlar.

Görüşleri açık, sözleri açık, davranışları açık, giyimleri açık…

Gençlerde, Biat yok, inanç yok, o kadar çok seks yapıyorlar ki erkekler sürünerek kızlar silikonla dolaşıyor.

Biat kültürüne göre yetişen inançlı gençlik farklı sepete atılmış. Ne var ki ayar verilmek istenen cemaat evleri de var kırılacak yumurta sepetinin içinde.

Zaman gazetesinin bu günlerde döndürdüğü reklam çok manidar geliyor bana. Yüzde ellinin nasıl bölündüğü ve kavga edenlerden birinin başbakana benzemesi, cemaat açısından olan bitene rahatsızlığının sempatik bir dille ifadesi gibi geliyor bana.

Yaşananlardan İntikam ve kin duygularıyla gezi eylemlerinin son finali oynanıyor. Bu sefer de senaryo başbakandan.

Bir yerden vurmak lazımdı hedef bulundu.

 Başbakan hangi mantık ve Türkiye gerçekleriyle ahkâm kesip, rajon koyuyor bilmiyorum, ama bu kadar büyük bir ülke duygularla ya da bize göre doğru bu diyerek yönetilemez.

Hala ders çıkarılamayan toplumsal tepkiler sonrası, kendi tabanının da rahatsızlığına rağmen sorun çıkar bastır, mantığı demokrasi kültüründe yeri olmayan bir yaklaşımıdır.

Allah aşkına ortaya atılan gündem neye kime hizmet edecek

Olmayan karışık kız, erkek öğrenci yurtlarının düzeni üzerinden mi yapılacak siyaset. Bir Allahın kulu söylesin kız erkek karışık öğrenci yurdu var mı Türkiye de.

Yok, hem de hiç olmadı.

Kaldı ki benim kızımın namusunu başbakanın düzenleyeceği oy kaygılı dünya görüşüne mi kaldı.

Devletin tüm kurumlarında ahlaklı sistem tam otomatik çalışıyor da vatandaş mı gölge ediyor ideal ülke anlayışına

 Polise mi kaldı milletin kadınının kızının namusu.

Namus, ahlak, şeref, haysiyet devlet memuruna bırakılmayacak kadar değerlidir. Bunlar kişinin kendiyle ilgili mevzusudur.

 Aile kendine yakıştırıyor rahatsız olmuyor içine sindiriyorsa kime ne. Hem bahsedilen sevgilisiyle ev paylaşan kaç öğrenci vardır. Koparılan fırtınada günahkâr görülenler bir ağaçtaki yaprak kadar azdır. Bir ağacı bahane ederken ormana baltayla girmenin manası nedir.

Ne diyeceksin.

Çocuk senin değil benimi diyeceksin? O zaman da sormazlar mı sana sosyal hizmetler çocuk esirgeme yurtlarında sana emanet edilen yetim çocukların durumları nasıl, onlara kendi kurumunda hizmetini sorgula sonra konuş demezler mi?

Ayrıca Küçücük çocuklara uygulanan cinsel istismarlar hangi ülkenin kanunlarında bu kadar hoşgörüyle bakılıp yapanın yanına kar bırakılıyor.

Kısacası sorun öğrenci evleri sorunu değil. Süreç birlikte yaşayan nikâhsızlara kadar gidecek uygulamadır. Bu sadece planlanan marjinal muhafazakar yaşam biçiminin proje basamağıdır.

Daha bu ay içinde rezidans yada günlük kiralık evlerin denetim adı altında kapanmaya zorlanması da sürecin adımlarından biridir.

Ak parti de siyaset yapan biri olarak inandığım birinin şahsımı bu kadar şaşırtacak kadar farklı eylemlerinin ve uygulamaların içinde olmasını kendi saflığıma veriyorum.

Şahsım kızlı erkekli aynı evi paylaşanlara yönelik yorum bile yapma hakkı görmüyorum kendimde, o onların ve ailelerinin özelidir.

 Kendi kızıma izin verir miyim?

Asla

Açılım ve demokratikleşme, hatta yeni anayasadan dem vururken bu olmadı. Devleti polisleştiren zihniyetin hükümet olamak bir tarafa, padişahlık özlemini yansıtıyor ortaya konulan uygulamalar. Ferman buyurdum olacak.

Ülke insanları ağır kokulu devlet baskısının vatandaş üzerinde oluşturduğu isyan duygularının ve haykırışlarının yansımaları çok çabuk unutuldu. Hala rajon kesiyor, her daim ileri vites yapıyor. Hani geri vites isteyen yok ama Gereksiz stres çıkarıp kavgacı tutumuyla kendini halkın gözündeki lider imajından uzaklaştığının farkında bile değil. Öyle sindirmiş ki etrafındakileri ni, kimse çıtını çıkaramıyor. Oda her hamlede haklı sanıyor kendini. Maalesef yalnızlaşmak en büyük tehlikedir Ve başbakan yalnız, İstişare değil sadece sorguluyor.

Maalesef hayat çok acımasız, olağan üstü icraatlar yaparsınız mücadele verirsiniz ama öyle bir hata yaparsınız ki silinir gider, hiç bir şey hatırlanmaz.

Kısacası lider olmak çok zordur ama onu sürdürmek daha da zordur.