“Taaa 2015 yılında” ezber bozulmuştu…
Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dünyanın kulaklarını
tıkadığı bir anda konuştu:
“Bedeli ne olursa olsun Suriye’nin kuzeyinde, Türkiye’nin
güneyinde bir devlet kurulmasına asla müsaade
etmeyeceğiz.”
Aradan yıllarrr geçti.
Bugün dönüp baktığımızda tablo açık:
Türkiye, bu coğrafyada kendisine rağmen bir devletçik kurulmasına
izin vermedi.
Bu iş hamasetle olmadı.
Bağırarak ya da masaya yumruk vurarakta olmadı. Sabırla, akılla,
diplomasiyle ve sahayla birlikte yürütülen bir stratejiyle
oldu.
Bazı “uzmanların” Türkiye’yi hâlâ 90’ların ezberleriyle okuduğu
dönemde, Sayın Erdoğan Türkiye’nin gerçek kapasitesini
gösterdi.
ABD ile denge kurdu, İsrail’i oyun kurucu olmaktan çıkardı, sahayı
Ankara merkezli bir çizgiye oturttu.
Üç Büyük Kahraman, Üç Kritik Rol
Bu stratejinin hayata geçmesi tesadüf değildi.
Üç isim, üç ayrı alanda iskeleti oluşturdu:
Hakan Fidan: Bugün gelinen noktanın diplomatik
altyapısını ilmek ilmek kurdu.
İbrahim Kalın: Sahadaki reel durumu doğru okudu,
doğru analiz etti.
Yaşar Güler: Askerî hazırlık ve destek safhalarını
soğukkanlılıkla yönetti.
İlk şok dalgası geçince, bu gerçeği herkes kabul edecek.
Hatta Özgür Özel bile …
Oyun Bitti: Türkiye Kazandı, İsrail Yeni Sahaya Geçiyor
Evet.
Net konuşalım.
Oyun bitti.
Türkiye kazandı.
Game over.
Suriye sahasında artık geriye dönüş yok.
Haritalar çizildi.
Taşlar yerli yerine oturdu.
Türkiye’nin tezleri kazandı. Ama.. İsrail için
Yeni Deneme Alanı Biter mi?
YPG ve SDG’nin yok edilmesi ve bu yok oluş
karşısında İsrail’in DAEŞ kartını oynaması, DAEŞ’li teröristleri
dışarı salıp sonra da sizi biz kurtaracağız demesi…
Hikâye…Senaryo…
DAEŞ’le İsrail değil; Türk askeri ve Suriye ordusu savaştı.
İsrail Suriye’de Kürdistanı kurmak istedi. Zaten DEAŞ ve PKK
kardeştir. DEAŞ, PKK, YPG, PYD hepsi İsrail malı. Aynı markanın
fason üretimleri.
Peki şimdi ne olacak? Bu kez etnik bir söylem değil,
Bu kez dini bir ambalaj devrede.
“Kürt-İslam” perspektifi.
Son üç yıldır İsrail; Türkiye, Irak, Suriye sınır hattında
bu ihtimali okuyarak pozisyon aldı.
Bu defa inancın istismar edilmesini sağladı.
Yani namaz kılan PKK, İslami PKK, Müslüman PKK.
Kürt İslam devletinin çalışması için kumandaya bastı.
Yeni Dil: Namaz, Fetva, Cihat
Bugün bazı çevrelerde bu yeni dil dolaşıma sokuldu.
Bu dil tanıdık. Bu dil daha önce de kullanıldı.
Bu dilin sonunda hep kan vardı.
Haznevi Hattı ve Yeni Manipülasyon
Özellikle Haznevi geleneği üzerinden konuşan,
Haznevi torunu
Kendini “şeyh” olarak pazarlayan,
Dini otorite iddiasıyla fetva dağıtan; “Türk askerine ve Suriye
askerine karşı cihat farzdır. Öldürülmesi mübahtır. Ne kadar çok
öldürürseniz o kadar büyük sevaptır” diyen Mossad’ın tasından su
içen bu figürler dikkat çekiyor.
Bu kişiler;
Ne ilimle,
Ne irfanla,
Ne de sahici bir dini gelenekle açıklanabilir.
Bu isimlerin dili de hedefi de aynıdır:
Türk askeri.
Suriye ordusu.
Devlet düzeni.
Bu noktada sorulacak soru şudur:
Kim kime hizmet ediyor?
İpler Kimin Elinde?
Filistin meselesinde de
Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a karşı duruş
sergilemeye çalışan
“yüksek sesle değil ama içten içe, karnından karnından ” konuşan
cılız bir kesim vardı.
İşte o rahatsızlığın semptromları İsrail
devletinin
bölgesel psikolojik operasyonlarına çıkıyor.
Aynı Oyun, Farklı Sahne
Bugün Irak’ta,
Suriye’de,
Türkiye sınırında hızlanan şey şudur:
Dini kavramlarla süslenmiş
Yeni bir ayrıştırma girişimi.
Ama bu kez fark var.
Devlet bu oyunu önceden gördü.
Refleksler hazır.
Zemin okunmuş durumda.
Suriye’de oyun bitti; şimdi yeni perde açılmak isteniyor
ama bu kez seyirci de sahne de oyunu biliyor. Türkiye’nin tezleri
kazandı.
Seyirci ayakta alkışladı!