YAZARLAR

“Akademisyenlerin Güncel Sorunları ve Çözümleri Çalıştayı” yararlı oldu mu?

Dr.Öğr.Üy/Doç.ler, Sn.Cumhurbaşkanı'nın;Prof.ları değil, kendilerini dinlemesini istiyor.

08 Aralık 2018’de “BeyoğluAkademi”de (Beyoğlu Belediyesine ev sahipliği için teşekkür ederiz.) akademisyenlerin izleyerek sorularla katkıda bulunduğu, iki oturum ve sekiz konuşmacının katıldığı Çalıştay’da  dile getirilen ortak konular, maddeler halinde aşağıya çıkartılmıştır.

SONUÇ RAPORU:

1- "Üniversite" kavramının tarihsel geçmişine bakıldığında; üniversite ve akademisyenlikte "aidiyet" kavramı çok önem kazanmaktadır. Üniversitede; “kurumsallaşmaya” önem verilmesi, “liyakatın en önde” tutulması, “etik dışı davranışlara” fırsat verilmemesi ifade edilmiştir.

2- Ülkemizin en önemli konularından biri bilindiği gibi eğitim ve eğitimcilerdir. Çalıştay’da yükseköğretimde anayasal  değişikliğe gerek kalmadan, eş ve sağlık durumu tayinleri, akademide kangren olmuş 50/d meselesi, kalktı denen ancak isim olarak değişen Dr. öğretim üyeliği, doçentlik sözlü sınavı, akademik askerlik, akademik dil sınavı, tüm akademik personelin yeşil pasaport hakkını alması, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki Üniversitelerimizin Sorunları, Geliştirme Ödeneğinin Devamlı Hale Getirilmesi ve Bazı Kadrolara Yarım Geliştirme Ödeneği Verilmesi Durumunun Kaldırılması, Araştırma Desteklerinin Çeşitlendirilmesi ve Ödenek Miktarlarının Arttırılması konularında Kanun Teklifleriyle Yapılacak Çözüm Önerileri ve Norm Kadro Yönetmeliği ile ilgili çözüm önerileri sunulmuştur.

3-Tıp eğitimi; özen gerektiren, bire bir deneyim paylaşımını, usta-çırak ilişkisini gerektiren özel bir akademik faaliyeti zorunlu kılar. Bu özverili eğitimi veren tıp fakültesi akademisyenlerinin sorunları; intörnlük, kadro, doktor öğretim üyeliği, doçentlik ve doçentlik sınavı, üniversitelerde atanma kriterleri, denklik, tıp fakültelerinde eğitim sorunları ve kontenjan artışı, TUS, asistan eğitimi, uzmanlık ve sonrası, işsizlik, özel üniversitelerde akademisyenlik başlıkları altında incelenmiş ve çözüm yolları önerilmiştir.

4-Büyük umutlarla çıkarılan 7100 sayılı yasanın, bazı olumsuzluklar içerdiği ifade edilmiştir. Dr. Öğr. Üyesi ve Doçentler için çözüm olmayan bu yasanın revize edilmesi; eski yardımcı doçentlik yıllarına göre,Dr. olmak şartıyla, (8 yıl) Doç. ve (15 yıl) Prof. olması, denkliklerin tanınması, doçentlik sözlü sınavındaki Devlet-(birçok) Vakıf Ün. farklı uygulanmalarının kaldırılmasının uygun olacağı belirtilmiştir.

5-Üniversiteler, -günümüzde- düşük seviyede çalışmaktadır. Akademisyenlerin sorunlarının çözümünde, rektörler çok etkili değildir. YÖK, kadro yetkisini üniversitelere devretmiştir. YÖK; akademisyenlerin meselesini çözmede “en bağımsız kurum” gibi görünmektedir. Ancak, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi içinde “siyaset iradesinin” daha güçlü görünmesi nedeniyle; akademisyenlerin sorununu “siyasi iradenin çözeceği” düşünülmektedir.

6-Türkiye'deki üniversiteler YÖK'e bağlı olmalarına ve her türlü denetimleri YÖK tarafından yapılmasına rağmen, devlet ve birçok vakıf üniversitelerinde görev yapan öğretim elemanlarının “özlük haklarında adaletsizlik” vardır. YÖK; “akademisyenlere ağır işçi muamelesi yaptığı” birçok vakıf üniversitelerine; personel ve İnsan Kaynakları Politikalarında bir uluslararası standart getirerek, akademisyenlerin “çalıştırılma statülerinin iyileştirilmesi” ne yardımcı olmalıdır. “Yeşil pasaport ve yurt dışı araştırmaları için ücretli ve ücretsiz izin uygulamaları” gibi farklılıkların düzeltilmesi, “devlet ve birçok vakıf üniversiteleri” arasındaki akademik kadro farklılıkların giderilmesi” yönünde önemli bir adım olacaktır.

7-YÖK,ÜAK v.b. üst kurumlarda Dr.Öğr. Üyeleri temsil edilmemekte, ama onlar hakkında kararlar alınmaktadır. Bu yanlıştır. Söylemlerde “milliyetçilik” vurgusu yapılmakta, ama “yabancı dil barajı” nedeniyle Dr.Öğr. Üyeleri ve Doçentler mağdur edilmektedir. Bu durumun giderilmesi ve sistemin yeniden revize edilmesi uygun olacaktır.

8-Kanunlarla garantiye alınmış haklar vardır; “Oyun oynanırken kural değiştirilemez.” 2016 yılından sonra YÖK tarafından, daha önce tanınan eğitimlerin denklik işlemleri iptal edilince, birçok akademisyen mağdur olmuştur. Bulgaristan, Macaristan, Yunanistan, Türk Cumhuriyetleri, Rusya v.b. ülkelerden mezun mağdur sayısı 0 bin olarak söyleniyor. Bu mağduriyetlere, makul bir çözüm bulunulması gerektiği düşünülmektedir.

9- Ülkemizde, “akademik ilerlemede” sorunlar giderileceğine, sürekli değiştirilip ağırlaştırılmaktadır. Oysa, 2017 öncesi Dr. akademisyenler için geçiş süresi öngörülebilirdi. Özetle; “üretim için”; akademisyenlerin “özlük hakları” dahil, “akademik yükselmeleri de” otomatik olmalı ve “akademisyen bilim/sanata yönelmelidir.” İlk 500 üniversite içine girmenin, ancak bu şekilde mümkün olabileceği vurgulanmıştır.

10-Akademik teşvik yönetmeliği 2018 yılı ortasında değiştirilmiş, Ocak 2019’dan sonra uygulanacağına, 2018’e uygulanmış ve yapılan birçok çalışma puan dışı bırakılmıştır. Çağdaş eğitim materyalleri ile desteklenmiş, ders kitapları puanlamaya dahil edilmemiştir. Bu konuda da sürekli kural değiştirilmesinin, akademisyenleri şaşkına çevirdiği zikredilmiştir.

11-Dr.Öğr. Üyesi dışındaki öğretim üyeleri, emekli olsalar da makam tazminatı alamamaktadır. Dr.Öğr. Üyelerinin ayrı tutulması doğru görülmemekte, bu durumun  yeniden düzenlenmesi, arzu edilmektedir.

12-Türkiye’nin; temel hak ve özgürlüklerin içselleştirildiği, doğrudan demokrasinin ve sosyal adalet anlayışının yerleştiği, STK’ların ve sendikaların ürettiği fikir ve politikaların  dikkate alındığı, ücretlerde hak ve adaletin sağlandığı, fikir ve ifade serbestliğinin var olduğu, bilim/sanat insanına ve bilimsel/sanatsal çalışmalara gerektiği değeri veren ve verdiği değere paralel bir şekilde politikalarını bu çalışmalar doğrultusunda belirleyen bir ülke olması en büyük isteğimizdir.

13-Biz akademisyenler, ülkemizin 2023 ideallerine ulaşması için; “bilimde/sanatta” üretime önem verilmesini, “etik kurallara” sıkı sıkıya bağlı kalınmasını, “liyakattan” asla vazgeçilmemesini, akademisyenlerin ötekileştirilmemesini, çalışan/üreten akademisyenin desteklenmesini, kişiselleşmenin  değil  “kurumsallaşmanın önemsenmesini”  istiyor ve bekliyoruz.

Amacımız; Sn. Cumhurbaşkanımıza, Sn. Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu Üyeleri’ne, Sn. Milli Eğitim Bakanımıza, Sn. YÖK Başkanımıza, Sn. Rektörlerimize, birinci elden görüşlerimizi aktarmak ve değerlendirilmesini ve uygulanmasını  beklemektir.

Saygılarımızla…

İstanbul Yükseköğretim Platformu

Çalıştay Konuşmacıları:

Prof.Dr.Şafak URAL,

Doç.Dr. Süleyman DOĞAN,

Doç.Dr.Özmen ÖZTÜRK,

Doç.Dr. Michael KUYUCU,

Dr. Öğr. Üy. Muhammed BAMYACI,

Dr.Can CEYLAN,

Dr. Öğr. Üy. Vahdet ÖZKOÇAK,

Dr. Öğr. Üy. Göktan AY

Yorumlar 3 yorum