YAZARLAR

Ümit SAMİMİ

Ümit SAMİMİ

umitsamimi@gmail.com @ rss Eklenme Tarihi: 14 Aralık 2014 12:05 - Güncelleme: 24 Ekim 2015 10:10

Zaman Susma Zamanı Değil

Bu sabah saatlerinde, Zaman Gazetesi’nin önünde bir grup “HERKES SUSSA ZAMAN SUSMAZ” pankartı ile eylem yapıyordu.
 

Demokrasimizi, basını özgürleştirerek güçlendirmeliyiz fakat Zaman Gazetesi’nin önündeki sesi gür çıkan küçük kalabalıkla bu iş yapılmaz. Onlarla omuz omuza yürünmez. Neden mi ?

Çünkü herkes, Ahmet Şık ve Nedim Şener için özgürlük adına sesini yükseltirken, basın özgürlüğü için çığlıklar atarken, Zaman Gazetesi yazarları ve habercileri mapushanedeki gazeteciler için “Ama onlar gazetecilikten değil darbe suçundan içeri alındı” diye zırvalıyordu. Bugün “Herkes sussa Zaman susmaz” diye pankart açmışlar..

Ellerinde pankart taşıyanlara sesleniyorum..

Hanefi Avcı, yazdığı kitabında Gülen Cemaati’nin emniyet teşkilatında örgütlendiğini yazdıktan sonra Devrimci Karargah Örgütü’ne yardım suçundan içeriye alındığında, bu karara sahip çıkmadınız mı?

Ergenekon Davası’nda, Balyoz Davası’nda yaşanan hukuksuzluklar karşısında sessiz, sanıkların ailelerinin feryatları karşısında dilsiz değil miydiniz? Siz o süreçte yaşananları anlattınız da biz mi duymadık? Aksine “İnsanları stadyumlara toplayıp savaş uçakları ile bombalayacaklardı, atalım bunları içeriye” yaygarasını kim kopardı ?

Tayyip Erdoğan’ın oğlunun aldığı gemiciği tüm televizyonlar haber yaparken, siz  ancak 17 Aralık’tan sonra haber yapacak kadar sessiz ve sakin değil miydiniz ?

Samanyolu Grubu’na yoldaş olanlar sosyal medyadan avaz avaz dindarları yanlarına, protestoya çağırıyorlar. “Din kardeşiyiz, yardım edin, susmayın” diyorlar.

Senin din kardeşlerin Mavi Marmara’da ciğerleri parçalanırcasına ağlarken, siz “Ama otoriteden izin alınmalıydı” diyerek susmuyor muydunuz?

İsrail’in katliamları karşısında Filistin Halkı’nın ağıtlarını sukünet ile dinlemediniz mi? Televizyon kanalınızdan “İsrail, terör bölgelerini vurdu” demediniz mi? Şimdi hangi yüzle “Herkes sussa Zaman susmaz” dersiniz ?

Bugün yalnız kalacaksınız çünkü bugün dahil hiçbir zaman adaletin yanında yer almadınız…

Yukarıdaki tüm ifadelerim de gösteriyor ki Türkiye’de basın özgürlüğü konusunda ciddi sıkıntılar var ve bu sorunlar arka plana atılacak, geciktirilecek önemsizliğe sahip değil fakat özgürleşme karakterli ve dik bir duruş ile oluşur. Dün iktidarın yanında sapasağlam dururken söyleyemediklerini bugün karşısına geçtiğinde söylemeye kalkarkarsan, özgürlüğe zerre katkın olmaz

--

Osmanlıca tartışmaları…

Öğrenmek hiçbir zaman kötü değildir fakat daha yararlısı varken, öbürünü edinmek de karlı bir iş değildir. Bizim dilimiz ile ilgili zaten ciddi sıkıntılarımız var. Örneğin bir çevirmen, 20 bin farklı kelime ile yazılmış bir kitabı günlük hayatta 200 kelime ile konuşan birine nasıl tam anlamıyla çevirebilir ki?

Türkçe yazılan kitapların büyük çoğunluğu ortalama 3 bin farklı kelimeden oluşur. Bunun bir çok küçük sebebi var fakat bana göre asıl sebebi harf devrimi ile birlikte gelen öz türkçeye geçiş süreci. Farklı dillerden geçen kelimelerden arındırma süreci, kelime haznemizi fevkalade daralttı. Az kelimeyle konuşmak da dar düşünce yapısı oluşturdu. Örneğin “Okula gitmemek için hasta taklidi yapan öğrenci” cümlesine bir çok dilde karşılık varken benzer durumlarda biz tanımlama yapmak mecburiyetindeyiz..

Daha düzgün bir örnek ile, içimizden hangimiz Gençliğe Hitabe’yi günümüz türkçesine layıkı ile çevirebilir. Gençliğe Hitabe ‘nin içindeki çoğu kelime günümüzde gençlik tarafından kullanılmaz fakat o kelimelerin yerine geçecek kelimeler türetilmiş midir?

Osmanlıca bilmek, öğrenmek iyidir ama asıl sorunumuz dilimizi zenginleştirememizdir. 

--

Gıda Mühendisliği

Gıda Mühendisleri, toplumda hak ettikleri konuma gelene kadar onların sorunlarını köşemde mutlaka ele alacağım ve medyadaki diğer arkadaşlarımın da konuyu gündeme almaları için elimden geleni yapacağım. Bu yüzden tüm gıda mühendislerinden ricam, bana sorunlarını, çözüm önerilerini mutlaka eposta yoluyla aktarsınlar.

Gelen epostalardan birinde;

“Gıda mühendisliğinden mezun olduktan 14 ay sonra iş buldum. Çalıştığım şirkette halk sağlığını tehdit eden herhangi bir konuya müdahil olmam imkansız. Herhangi bir uygunsuzluğu dile getiremiyorum. Gramaj miktarına uymama, kalitesiz ürünü işleme,  insanları yanıltıcı gıda sunma, hileli gıdaya teşvik gibi konularda eğer sesimi çıkarırsam patron bana kapıyı gösteriyor. Nasıl olsa benim yerime çalışacak binlerce işsiz gıda mühendisi var. Aralarından sessiz kalacak birini bulmak o kadar kolay ki. Sessiz kalmaya mecbur bırakılıyoruz.. “

Bir diğerinde

“1500 tl maaş alıyorum. Yerime çalıştırabilecek o kadar fazla kişi var ki, bir mühendis olarak bu maaşa ve asgari olarak gösterilen sigortama tamah etmek zorundayım. Üstelik burada bir işlevim yok. Sadece imza atıyorum.  Hiçbir işe karışmama izin vermiyorlar.

 

twitter.com/umitsamimi




PAYLAŞ tw fb gp

YORUM YAZIN Zaman Susma Zamanı Değil yazısına yorum yapın

adınız ve soyadınızla doğrudan da yorum yapabilirsiniz
BU YAZIYA YAPILAN YORUMLAR0 YORUM
REKLAM
Ümit SAMİMİDİĞER YAZILARIÜmit SAMİMİ
TÜMÜ

AÇIK GÖRÜŞ TÜMÜ

Dilediğiniz platformdan Bizi izlemeye devam edin! tw gp fb rs
REKLAM
REKLAM

İNTERNET HABER MOBİL

iPhone iPad Android
İnternethaber Yayın Grubu Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2018 - İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz ! Tel : +90 212 266 99 99  /  Faks : +90 212 266 98 98 Yazılım Geliştirme ve Sistem Destek: Bilgin Pro