25 Mayıs 2012
  • İstanbul
    21°C

     
  • Ankara
    18°C

     
  • İzmir
    20°C

     
Piyasalar
  • IMKB54.810
  • Euro2,3065
  • Dolar1,8425
  • Altın619,17

Vardiya Bizde Platformu

21 Şubat 2011 Pazartesi

Balyoz tutuklusu muvazzaf ve emekli asker yakınları, artık ezberlediğimiz aynı eylemi bir kez daha tekrarladı.

Aralarında General ve Amiral eşlerinin de bulunduğu kalabalık bir grup Anıtkabir’de buluştu.

“Gençlik Marşı”, “Harbiye Marşı”, “Ankara’nın taşına bak” türküsü okundu.

Onlara eşlik eden binlerce yurttaş slogan attı.

“Türkiye laiktir, laik kalacak” diye bağırdı.

Kimisi gözyaşlarını tutamadı.

Emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın eşi Nilgün Hanım titreyen ses tonuyla “gururlu, mutluyuz. Bu desteği görmek çok güzel bir duygu dedi”.

Bu kalabalık grup, “Balyoz tutuklamalarını Ata’ya şikâyet için” oradaydı.

 Fotoğraf, hiç tereddütsüz Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki Cumhuriyet Mitinglerini çağrıştırıyordu.

Yalnızca benzerlerini; kendisi gibi düşünenleri hedefleyip geride kalan çoğunluğu görmeyen,

O temel kitlenin, “nasıl”, “neye, hangi kriterlere göre” karar verdiğini bilmeyen;

Onları hiç tanımayan, anlamayan,

Kendisine benzeyen onbinlere bakıp Türkiye’nin ayağa kalktığını sanan o homojen kitle…

Başbakan Erdoğan’ın “prototip” diye sınıflandırabildiği azınlık…

 İşte onlar, hiç mi hiç değişmediler.

Değişmedikleri içindir ki; çok şeyin değiştirilmesine fırsat yarattılar.

Kafaları bozuldukça bir araya gelip marşlar söylediler, sloganlar attılar ve sık sık “Anıtkabir’e gidip Ata’ya şikâyet ettiler”…

Ata ne yapsın?

Yapacağını fazlasıyla yapmış zaten!

Vatanı düşmandan, saltanattan, cehaletten; bilumum prangalardan temizledikten sonra “bu ülkeyi elbirliği ile yönetin” deyip demokrasiyi getirmiş.

“Birbirinizi anlayın, tanıyın”, “halka onların ruh ve vicdanından alınmış fikirleri telkin edin” diyerek yol da göstermiş.

Şimdi her fırsatta Ata’ya gidip de onu yalnızca size benzeyenlerin Ata’sı gibi göstermeye; kendi saffınıza çekmeye; sizden farklı gerçekleri yaşayan büyük kitlelerden koparmaya ne hakkınız var?

Mustafa Kemal Atatürk, zaferi, köylü kadınlarıyla, eli nasırlı Anadolu insanıyla, yalınayak bir milletle kazandı.

Halkın nabzı, parmaklarının ucundaydı.

Onları çok iyi anladığı içindir ki; küllerinden doğan bir millete önderlik etti.

 Siz, yıllarca kendi insanınızı tanımak ihtiyacı duymadan fildişi kulelerde yaşadıktan sonra halkla, hangi noktada buluşmayı umuyorsunuz? 

Onlarla aynı dili konuşmadığınızın farkında bile değilsiniz.

Eğitim ortalaması ilkokul 3 olan Türk halkının ne istediğini; neye öncelik verdiğini bilmiyorsunuz.

Bu nedenle şartları ve gerçekleri sizlerle aynı olan kitleyi halk sanıyor; onlarla birlikte verdiğiniz fotoğrafla milyonları, karşı cepheye kilitliyorsunuz.

Onları korkutuyorsunuz.

Cumhuriyet Mitingleri size bu gerçeği öğretmiş olmalıydı ama belli ki; başka bir yol, farklı bir yöntem bilmiyorsunuz.

 Ortada bir haksızlık, adaletsizlik olduğuna inanıyorsanız bunu, naçiz vücudu toprak olan Atatürk’e değil; hepimize vasiyet ettiği üzere yönetim ortağımız olan halka anlatacaksınız.

Ama onları tanıyarak ve aynı dili konuşarak.

 Zulüm gördüğünüzü düşünüyorsanız, zulüm gördüğünüzü ifade edeceksiniz.

“Türkiye laiktir; laik kalacak” sloganıyla kafaları karıştırmayacaksınız.

“Laiklik” bahanesiyle başına gelmedik kalmayan bu milleti “amanın” diyerek kaçırtmayacaksınız.

Onların ruh ve vicdanlarından alınmış fikirler” sayesinde, “Cumhuriyetin muhafızları” olmalarını sağlayacaksınız.

 Siz, düşünen, üreten, gelişimi ve yükselişi gerçekleştiren lokomotif kitlesiniz.

Sizi seviyoruz.

Ama sizin sevmeyi unuttuğunuz milyonları da seviyoruz.

Lütfen işe buradan başlayın.

Dönün Anadolu’ya, halkla buluşun.

Onları tanıyın, anlayın, sevin.

Ortak dili konuşmayı öğrenin.

Bir haksızlığa uğradığınızda, sizden önce onların sokaklara döküleceğini göreceksiniz.

Bu yazı toplam 56840 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Toplam (5) adet yorum eklenmiştir.
ismetözelfan
23 Şubat 2011 Çarşamba 00:37
Artık hiçbirinizi anlayamıyorum: Kardeşim halkı anlayak diyorsunuz, sevelim sevilelim oldu çok güzel, çıkıyor ordan birisi rüyalarda buluşuruz bu şarkıyla kavuşuruz diyor, demokratlık diyorsunuz, model ülke olalım diyorsunuz, herkes Türk değil kürtler de var diyorsunuz, anladık bizi ayıran bir sürü şey olsun, ama bi de çıkıp ortak dilimiz olsun diyorsunuz, Türkçe yetmez diyorsunuz, herkes müslüman değil cizvitler de var diyorsunuz, ee kardeşim ben nasıl birliği sağlayım o zaman!

Hepimiz askeriz o kadar, başka türlüsü.. Darbeden muvazzaflıktan falan da bahsetmiyorum.. Her Türk askerdir. O kadar samimi ve içtenim ki artık içim dışıma çıktı böyle patlayorum ayol..
CEVAPLA
YORUMUN DEVAMI
m-öztürk
22 Şubat 2011 Salı 17:50
ASKERDEN KUVVET ALMA ALIŞKANLIKLARI,DEMOKRATLIKLARINI YOK ETTİ...
Özne olmayıp,nesne olanlar,nasıl öncü olabileceklerdir...Bir fikri söylerken bile onu Atatürkle güçlendirme zorunluluğu duyuyorlar...Halkı anlamadılar,anlamakta istemiyorlar..Bu elit tabaka,74 milyon halkın alın teri üzerinden bir saltanat sürdürmektedir...Şimdi bu saltanatın,ayaklarının altından kaydığını, farketmeye başlayınca paniklemeye başladılar...Halkla ortak dili öğrenecekleri yerde,yine darbelerden medet umuyorlar...Yanlış yaptıkça batıyorlar,battıkça da yanlış yapıyorlar...Prof,dr gibi ünvanlara rağmen,halkın dilini anlamada zır cahiller...Bu denli cahillik,bunca ilim tahsili ilemi oldu ? diye sorası geliyor insanın...
CEVAPLA
YORUMUN DEVAMI
fobkon
21 Şubat 2011 Pazartesi 21:53
Gerçekleri o kadar yalın, içten ve samimi anlatmışsınız ki katılmamak mümkün değil. Onlar da bir gün anlayacaklar Türk halkının ne kadar samimi ve içten olduğunu yeter ki anlaşılmaya görsün. Umarım anlama süreleri çok uzun sürmez. Karşındakini anlamak illa ki onun gibi düşünüp onun gibi yaşamak, herşeyiyyle ona benzemek değildir. Karşınızdakinin değer yargılarına empati ile bakmak, hor görmemek samimiyetin ön şartıdır. Bunu yapanlar zaten toplumda her alanda başarılı oluyorlar. Keşke bunu herkes başarsa veya en azından çaba sarfetse Türkiyem ne güzel olacak.
CEVAPLA
YORUMUN DEVAMI
ismetözelfan
21 Şubat 2011 Pazartesi 17:43
Peki sayın yazar, siz ne yaptınız bugün değişim için? Namaza mı başladınız, nedir yani.. Ben seninle ortak bir dil mi konuşuyorum sanki. Her Türk asker doğar, bi itirazınız var mı..
CEVAPLA
YORUMUN DEVAMI
hakimbozcan
21 Şubat 2011 Pazartesi 11:46
OLAYLARIN DEERLENDİRİLMESİNDE KÖŞE YAZARLARININ ETİK ROL VE GÖREVLERİ NEREDE BAŞLAR,NASIL DEVAM EDER,SONUÇLARININ TOPLUMSAL DEĞİŞİMİ ETKİLEME YÖNÜ NE OLUR VE HANGİ HIZDA GERÇEKLEŞMESİNİ SAĞLAR?
Bilim öğrenme ve öğretme hürriyeti,iletişimde doğru bilgilerin etki ve sonuçlarının toplumsal örgütlenmede rolü ile sorun çözücü önermelerin gerçekçi geçerli doğru olarak çözümleyicilere iletilmesi ve beklentisi olanlarla uzlaşmacı dinamik dengeye ulaşılması gerekir.Demokrasi eğitimimizin ne kadar eksik ve gerekli olduğu görülüyor.
CEVAPLA
YORUMUN DEVAMI
Tüm Yorumlar
21 Şubat 2011 Pazartesi
14 Şubat 2011 Pazartesi
31 Ocak 2011 Pazartesi
24 Ocak 2011 Pazartesi
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Haberleri sitene ekle
Haberleri sitene ekle
İnternethaber Yayın Grubu Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2011 - İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Tel : +90 212 266 99 99  /  Faks : +90 212 266 98 98
Yükleniyor...