YAZARLAR

Göktan AY

Göktan AY

goktanay57@gmail.com @ rss Eklenme Tarihi: 28 Şubat 2018 09:07 - Güncelleme: 28 Şubat 2018 09:17

Üniversitelerde “etiklik” kavramında neredeyiz?!.

Bu konu üzerinde hassasiyetle duruyoruz. Üniversitelerimizde “etik olmayan davranışları” geçtiğimiz bir yazıda vermiştik. Akademisyen olmak kolay değil, sorumluluk ister. Bu sorumluluğu yerine getirenler, her zaman gönüllerde başka türlü yer alırlar. Üniversiteler o kadar çok arttı ki, ortaokul-lise öğretmenleri kolay bir şekilde Öğr.Gör. kadrolarıyla akademisyen oldular!...

Etik davranış kurallarının, Arş.Gör. safhasında (ilk kadroya geçişte) okutulup,  imzalatılmasında ısrar etmekteyim. Akademisyenlikte önemli gördüğüm, bir kaç ayrıntıyı hatırlatmak istiyorum:

1/Akademisyen; bilimin/sanatın ağırlığını taşımalıdır.

2/Akademisyen; derslerini aksatmaz, zamanının neredeyse %80’ini öğrenci ve asistanlarına, hatta bilim/sanat çalışmalara ayırır. Yani, birinci görevi üniversitedir.

3/Akademisyen; üniversitede kullanması gereken unvanını, herhangi  bir bildiride kullanması/malzeme etmesi etik değildir. Çünkü; bir kişinin, düşüncesini ifade etmesi için akademisyen olmasına gerek yoktur.

4/Akademisyen elbette özgürdür, ama, üniversiteye karşı olan sorumlulukları saklı tutmak/içinde olmak şartıyla. 

5/Akademisyen; altındaki -unvanlı/&unvansız-  kişilere ve öğrencilere “mobbing uygulamayan” kişidir.

6/Akademisyen; özü-sözü bir, güvenilen, üretimleri ve davranışları ile  ile örnek olan kişidir.

7/Akademisyenin Doç. ve Prof. unvanları, çalışılan  eğitim kurumlarınca verilen  unvandır. Bu unvanların üniversite dışında kullanılması “etik” değildir. Yani; Doç. ve Prof. unvanları ticarette, siyasette ve medyada kullanılmaz.

8/ İdareci (Rektör,Dekan, Müd., Böl. Başk., ve Yard.); makamı başka işler/kapılar  için kullanmaz. Öncelik; sorumlu olduğu işleri yapmak, iz bırakmak, kurumu daha ileriye götürmek, çalışanı onore etmek, çalışmayana/etik davranışlarda bulunmayana  disiplin kurallarını işletmek, kurumu en iyi şekilde temsil etmektir.

Bu arada, üniversitelerimizde sık sık; bölümler, Yüksekokullar, fakülteler, merkezler kapatılmakta ve başka adlarla açılmaktadır. Gördüğüm kadarıyla; Sağlık Yüksekokulları Sağlık Bilimleri Fakültesi’ne, Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu Uygulamalı Bilimler Fakültesi’ne, Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Spor Bilimleri Fakültesi’ne dönüşüyor. Bu bir ihtiyaç mı, yoksa sadece Dekanlık makamına ulaşmak mı?!

Geçtiğimiz günlerde, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde; Sağlık, Fen, Sosyal Bilimler Enstitüleri kapatıldı ve “Lisansüstü Programlar Enstitüsü” kuruldu. Bu, yeni bir yapılanma modeli sanıyorum. Akademisyenlerle uzun tartışmalardan ve görüş almalardan sonra karar verilmiştir umarım!..  2018’de yapılanma arayışları devam ediyor…

AKADEMİK PERFORMANS:

(A.A.)Üniversite Araştırmaları Laboratuvarı (ÜNİAR) tarafından 3 yıldır gerçekleştirilen devlet üniversitelerinin "Akademik Performans Raporu"nda geçen yılın dördüncüsü olan İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü akademisyenleri birinciliğe yükseldi. ÜNİAR kurucularından Prof. Dr. Cemil Yücel ve Prof. Dr. Engin Karadağ, üniversite araştırmalarını geliştirmek, politikacılara, rektörlere ve öğrencilere bilgi sunmak için Türkiye'deki 108 devlet üniversitesinin veri tabanına ulaşarak, 3 yıldır akademisyeni en çalışkan üniversiteleri belirledi. "Bir üniversite var uzakta, görmesek de duymasak da başarılı. Geçtiğimiz yıl dördüncü sırada yer alan İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü akademisyenleri, akademik performansta Türkiye birincisi oldular. İskenderun Teknik Üniversitesi ikinci, Ege Üniversitesi ise üçüncü sırada bulunuyor. Fakülte bazındaki araştırmalarda denizcilik alanında Bandırma Üniversitesinin ilk sırada olduğunu görüyoruz. Dişçilik alanında birinci sırada Kırıkkale Üniversitesi yer alıyor. Eczacılık alanında Dicle Üniversitesi, eğitim fakültesi alanında Ahi Evran Üniversitesi, edebiyat alanında Necmettin Erbakan Üniversitesi, fen alanında İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, fen ve edebiyat birleşik alanda Ortadoğu Teknik Üniversitesi, güzel sanatlar alanında Balıkesir Üniversitesi, hukuk alanında İstanbul Medeniyet Üniversitesi, işletme ve iktisat alanında Anadolu Üniversitesi, ilahiyat alanında Hitit Üniversitesi, iletişim alanında Çanakkale Üniversitesi, konservatuar alanında Sakarya Üniversitesi, tıp alanında ise Ege Üniversitesi akademisyenlerinin birinci sırada olduğunu belirtmek isterim."  Sıralamaya giren üniversiteleri tebrik ediyoruz...

YÖK TÜRKÇE ÇALIŞTAYI…

“(A.A.)YÖK; yabancılara ve Türk soylu vatandaşlara verilen Türkçe ve Türk Kültürü öğretiminin ele alınması amacıyla “Türk Soylulara ve Yabancılara Türkçe ve Türk Kültürü Öğretimi Çalıştayı” düzenlendi. YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Şişman başkanlığında, yabancılara ve Türk soylu vatandaşlara verilen Türkçe ve Türk Kültürü öğretiminin etraflıca ele alınması amacıyla gerçekleştirilen çalıştayda, Türkçe öğretimi üzerine çalışmaları olan öğretim üyeleri sunum yaptı. Sunumların ardından “Yurt Dışında Yaşayan Türk Çocuklarının Türkçe ve Türk Kültürünü Öğrenmede Karşılaştıkları Sorunlar ve Çözüm Önerileri”, “Yabancılara Türkçe Öğretimiyle İlgili Lisansüstü Eğitim Programlarının Kapsamı ve Yürütülmesiyle İlgili Sorunlar ve Çözüm Önerileri” ve “Üniversitelerde Uluslararası Öğrencilere Türkçe Öğretiminde Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı toplantılar gerçekleştirildi.”

Mehmet Hocamızdan  bir ricamız olacak; acaba, özellikle Sosyal Bilimler alanı akademisyenlerimize,  “Türkçe Öğretimi  ve  Yazımı” konusunda da bir çalıştay düşünürler mi?!..




PAYLAŞ tw fb gp

YORUM YAZIN Üniversitelerde “etiklik” kavramında neredeyiz?!. yazısına yorum yapın

adınız ve soyadınızla doğrudan da yorum yapabilirsiniz
BU YAZIYA YAPILAN YORUMLAR2 YORUM
  • Misafir 01 Mart 2018 15:14 Şerefsiz FETÖcüler YÖKte ve üniversitelerde kol geziyor. İstediği gibi yasa çıkardılar ve dürüst yardımcı doçentleri cezalandırdılar. Namussuz insanları alkışlamak, namuslu insanları cezalandırmaktır. İşte bunun en bariz örneği dürüst yardımcı doçentleri tenzil-i rütbe yapan ve Cumhurbaşkanımız önünde imzayı bekleyenson yasa. FETÖcülerin hepsi yarın döneceklerini düşünüyorlar ki o yüzden yerlerinin doldurulmaması için yardımcı doçentlerin yükselmesini engellediler. Yoksa yabancı dil, mabancı dil hepsi hikaye. Zira yabancı dili parayla, rüşvetle yabancı dilden geçenler veya FETÖnün soru çalarak yahut kıytırık yurt dışı üniversitelerinden doçent unvanı alıp doçent, prof. olanlar iki cümleyi bir araya getirecek kadar yabancı dili zaten bilmiyorlar. Sadece dil KANDIRMACASI yaşıyoruz. Üniversitelerde doçent, prof. o kadar çok ki ama yurt dışında okuyanlar hariç, yabancı dili bilen nedense hiç yok.

    CEVAP YAZ 0 8
REKLAM
Göktan AYDİĞER YAZILARIGöktan AY
TÜMÜ

AÇIK GÖRÜŞ TÜMÜ

Dilediğiniz platformdan Bizi izlemeye devam edin! tw gp fb rs
REKLAM
REKLAM

İNTERNET HABER MOBİL

iPhone iPad Android
İnternethaber Yayın Grubu Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2018 - İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz ! Tel : +90 212 266 99 99  /  Faks : +90 212 266 98 98 Yazılım Geliştirme ve Sistem Destek: Bilgin Pro