25 Mayıs 2012
  • İstanbul
    21°C

     
  • Ankara
    18°C

     
  • İzmir
    21°C

     
Piyasalar
  • IMKB54.885
  • Euro2,3075
  • Dolar1,8405
  • Altın620,35

Ufak notlar

11 Eylül 2010 Cumartesi

Öncelikle herkesin bayramını kutlarım. Ülkemizin de daha huzurlu günlere doğru ilerlemesini dilerim.

Bayram yazımda ufak tefek gözlemlerimden bahsetmek istiyorum sizlere.
İki gün önce Berlin’de bir show izledim.

Friedrichstadt Palast’da.

Dünyanın en büyük tiyatro salonu. Muhteşem bir show. Zaten sloganları gerçek olamayacak kadar güzel. Anlatılmaz yaşanır denen türden. Showun adı Yma.

100 ün üzerinde sanatçı rol almış showda. Sahne muhteşem. Her türlü tekniğe imkan veriyor. Ve sanki sahnenin içinden yüzlerce sahne çıkıyor.

AKM’nin hala açılamamış olması duygusuyla adamları kıskanmadım değil. Neden belediyeler sürekli kaldırım yenileyip bu tarz işlere imza atmazlar? Eskişehir’de Yılmaz Büyükerşen’in sadece böyle bir vizyon sahibi olduğunu gördüm. Başka da aklımda yok.

Belediyelerden laf açılmışken...

Avcılar Belediye Başkanı'nın yaptığı yanlış.

Ama daha da önemlisi, adayların belirleniş şekli. Ve başarı ise ölçü neye göre başarı?

Ancak ben Kılıçdaroğlu dönemi ile birlikte aday belirleme süreçlerinin de değişeceğine inanıyorum.

Almanya’da yaşayan Türkler çocuklarını anaokullarına yollamıyormuş. Çocuklar haliyle uyum sorunu yaşıyorlar.

Eğer Almanya’da yaşayacaklarsa bu çocukların bir an önce Almanca öğrenmeleri gerekiyor. Neye ve niçin direniriz anlayamayorum.

Hanefi Avcı’nın kitabını bitirdim. İki sonuç çıkardım: Birincisi; Türkiye’de aşağı yukarı her iş hallolur yeter ki doğru adamı bul. İkincisi; Bu ülkeyi asıl yöneten cemaat!

Ben iyi niyetlerimi kaybetmiyorum.

Çok şeye direndi bu ülke. Çok karanlıklardan aydınlığa çıktı. Sadece yaramaz çocuk tavrını bırakamıyor.

Annesi incineceksin yapma dese de dinlemiyor kendi deneyimlemek istiyor.

Herkese mutlu ve huzurlu bayramlar...

Bu yazı toplam 36424 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Toplam (5) adet yorum eklenmiştir.
yunushocabey
14 Eylül 2010 Salı 05:12
Bu arada Mustafa Sarıgül'ün yarıyolda bıraktığı TDH hareketi mensuplarının bütün oylarının adeta bir intikam duygusuyla nasıl AKP'ye gittiğini de bir anlatırsanız başka bir yazınızda seviniriz... Hala mı Kılıçdaroğlu? Aylarca "hayır" deyin, "hayır" oyu vermeyenler "hayırsız"dır dedi, kendisi bir "hayır" oyu bile kullanamadı... Şimdi kendi oyunu vermeye bile muktedir olamayacağını sipatlamış birini mi destekleyeceksiniz hala? Ne diyebilirim, demokrasinin güzelliği de bu olsa gerek :) Hanefi Avcı kitabıyla ilgili 2 numaralı tespitiniz gayet *******.. Zira bu ülke cemaat tarafından yönetilmiş olsaydı, bir 12 Mart, bir 12 Eylül, bir 28 Şubat, bir 23 Nisan olur muydu a efendim? Hem bu ülkeyi yönetecekler, hem de liderleri denilen zat Türkiye'ye gelemeyecek? Olacak iş mi? Bunun doğrusu şu olmalı... Türkiye'de yaşayan diğer bütün topululuklar gibi Cemaat mensuplarının da istedikleri her yerde, devletin her kademesinde ilerleyebilecekleri normal kabul edilmeye başlandı. Yoksa bu duurmun aksi anormaldi. Soykırım için kamplara alınmışlar gibi bu insanları devletten uzaklaştırmak, potansiyel birer suçlularmış gibi en ezilmiş Roman vatandaşlara bile reva görülmeyen itilmişliği, kovulmuşluğu ve aşağılanmışlığı bu insanlara uygun görmek artık imkansız... Sayın Hanefi Avcı'nın yüksek hatırı bile buna vesile olamaz artık.. Hanefi Avcı'nın Fethullah Bey'i ve okullarını öven hitaplarını da göz ardı etmeyin kitapta. Sanki bu kitapta yazar, kendisinin ya da sevdiği bir arkadaşının üzerine giden cemaatten olan bir kaç polise karşı intikam duygusuyla hamlede bulunmuş gibi... Yoksa devletin hakimleri, güvenlik görevlileri, jandarması mı yoktu Allahınseversen? Siz öyle yaparsanız ben de böyle yaparım, demiş açıkça... Aba altından sopa göstermiş... Bana ilginç gelense bu eylemin tam da referandum sürecinde yapılmış olması... Ama hiç etkisi olmadı kitabın...
CEVAPLA
YORUMUN DEVAMI
hakimbozcan
13 Eylül 2010 Pazartesi 14:50
İNSAN KAYNAĞININ BİREYSEL VE TOPLUMSAL NİTELİĞİ İŞİN VE SİSTEMİN KALİTESİNİN BELİRLEYİCİSİDİR
Bilgeliğin fırtınalardan sonraki durgunluğunun derinliğini kavrama; olgunluk ve ehillikle ilişkili olup bilgi ve beceriye işlevsellik kazandırır.Siyasette aday belirleme bürokraside işe adam seçme niteliği gibidir.Toplumsal nitelik ortak akıl ve değerler bütününün arzu ettiklerini bireye yükleme ve işlev için isteme işidir.Toplum; niteliklerini yitirirse kim,neyi,ne zaman,niçin,hangi koşullarda arayıp denetleyerek süreklilik kazandıracaktır.Sürekli sorgulamayla gelişme geleneğimiz var mı?Deutchland dergisi bu niteliklerin kazandırılması konusunda "Kampüs Almanya" adlı ek kitapçıkta vermiş,kafalarda oluşabilecek soruların cevaplarını ilgililere vermeye çalışmıştır.Programın niteliği önemlidir.Geçmişte kurumsal muhatabımın doğru seçilmesine rağmen sorumun cevabının doğru verilmediğini görüp zorlamama rağmen alamamıştım.Ama bana yardımcı olacak,izleyeceğim yolu bildirecek olana rastlamıştım;bunun bir ecnebi olması beni üzmüş,engellenmeyi hazmedememiştim.Devlet Millet için ama insan kaynakları yanlış yerleştirilirse veya yanlış yetiştirilirse asli engele dönüşüyor.Bayramlar kavram,tanım ve işlev olarak bu nedenle özelliklerini,sevinç ve dayanışma,sevgi ve birarada barış içinde yaşama coşkusunun ifadesi olmayı yitirip tatilleşmedi mi?Kutlama niçin yapılır?Her geçen gün kutlayacak birşey bırakıyormuyuz kendimize?Atomizelikten dayanışma ve coşkuya dönüşecek ilişkilerin düşünsel altyapısını oluşturma sorumlu ve yararlılığını kişisel,toplumsal,kurumsal olarak tez zamanda yeniden sağlıklı biçimde gerçekleştirmeliyiz.Ama koşulları ve niyetini taşıması gerekenlerin ne yaptığını da gözlemliyoruz.Dileriz yeniden bu zemini yaratma sürecine gireriz.
CEVAPLA
YORUMUN DEVAMI
ATOPALOĞLU
13 Eylül 2010 Pazartesi 13:26
emeğinize sağlık , hanefi avcının kitabının zamanlaması ve görevde iken kalema alması çok düşündürücü, sanırım kendiside okyanus ötesinden gelen selamı almıştır..
CEVAPLA
YORUMUN DEVAMI
oguzkinik
13 Eylül 2010 Pazartesi 10:31
Barı sız öyle duşunmeyın aylın hanım ortada bir yanlış var ama.avcılar dakı afıs olayın da sadece beledıye baskanı mı suclu acaba? o bölgeyle ilgili referandumdan sorumlu parti yöneticisi yokmu,ilce yönetımı yok mu,il yönetimi yokmu,genel baskanı komuoyu önunde zor durumda bırakanlar bedel ödemıyecek mı?Eger gercekten ıl ve ılce yönetıcılerının haberi yoksa bu dahada vahim demek ki istanbul sahipsiz.o zaman genel baskan ve genel sekreter geregını yapmalıdır yapacaktır.sadaece ben kımlıgını öne cıkartan örgutun sorunlarıyla ilgilenmeyen,örgute kapısı kapalı olan,örgutu kucaklamayan ve örgutlerdekı feodal yapının kırılarak örgut emekcılerının soz sahıbı oldugu bır yönetım olusmadıgı taktırde önumuzdekı genel secımlerde isimiz bayagı zor.
CEVAPLA
YORUMUN DEVAMI
GATAKULLI
11 Eylül 2010 Cumartesi 02:23
kavagasiz gurultusuz referandumsuz bir yazi...
tatli yemek gibi bir sey.
tskler
CEVAPLA
YORUMUN DEVAMI
Tüm Yorumlar
11 Ekim 2010 Pazartesi
27 Eylül 2010 Pazartesi
20 Eylül 2010 Pazartesi
15 Eylül 2010 Çarşamba
11 Eylül 2010 Cumartesi
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Haberleri sitene ekle
Haberleri sitene ekle
İnternethaber Yayın Grubu Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2011 - İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Tel : +90 212 266 99 99  /  Faks : +90 212 266 98 98
Yükleniyor...