26 Kasım 2014
  • İstanbul
    8°C

     
  • Ankara
    8°C

     
  • İzmir
    14°C

     
Piyasalar
  • USD2,2375
  • GDAX9.252,56
  • GBP3,5608
  • FTSE6.476,76
  • Euro2,7995
  • Cumhuriyet Altını564,37
  • CAC 404.181,53
  • BIST 10080.476
  • Bilesik Faiz8,56
  • Altın85,713

GÜNDEM

Güncelleme :12-01-2013 10:53|Haber Tarihi :12-01-2013 10:050 Yorum

PKK'nın öldürdüğü PKK'lılar

Van bağımsız milletvekili Aysel Tuğluk'un "PKK öyle bir cinayeti işleyecek bir örgüt değil" sözleri tartışılıyor.

PKK'nın öldürdüğü PKK'lılar PKK'nın öldürdüğü PKK'lılar PKK'nın öldürdüğü PKK'lılar

Paris'te 3 PKK'lı kadını kimin öldürdüğü netleşmedi. Tartışmalar sürerken olay sonrası Fransa'ya giden Van bağımsız milletvekili Aysel Tuğluk'un açıklamaları tarşılıyor.

Tuğluk, cinayetlerin PKK’nın iç hesaplaşması olduğu iddialarıyla ilgili “PKK, böyle bir cinayeti işleyecek örgüt değil” ifadelerini kullandı. 

İşte bu sözlerden sonra gözler terör örgütünün infazlarına çevrildi. PKK'nın içinden gelen isimlerin açıklamalarıyla da gündeme gelen örgüt içi infazların listesi hayli uzun.

HİKMET FİDAN'IN KATİLİ ÇATIŞMADA ÖLDÜRÜLMÜŞTÜ

Yakın dönemde dikkat çeken infazlar arasında Hikmet Fidan cinayeti yer alıyordu. 11 yıl önce PKK’ya katılan ve örgütün Kandil Dağı’ndaki Hınere Kampı’ndaki özel kuvvetler biriminde suikast ve sabotaj eğitimi alan Serkan Şitilay, bizzat Murat Karayılan’ın emriyle Diyarbakır’a gönderilerek 6 Temmuz 2005 günü Hikmet Fidan’ı kafasına 1 el ateş ederek öldürdükten sonra kaçtı.

Haki Karer

TÜRK KÖKENLİ VE LİDER ADAYI İDİ: PKK’nın Türk asıllı kurucularından. 20 Mayıs 1950’de Ordu’da dünya geldi. Öcalan ile birlikte siyasi faaliyetlere başladığında onu gölgede bırakan, liderliğini zorlayabilecek bir duruşu vardı. Giderek öne çıkması Öcalan’ı rahatsız etti. Hatta grubun Apocular-Hakiciler diye bölündüğü söylentileri yayılır. 18 Mayıs 1977’de, Gaziantep’te, kahvehanede çıkan bir tartışma sonunda vurularak öldürülür. Olayın üzerindeki sis perdesi hiçbir zaman aralanmaz. Yıllar sonra da kardeşi Baki Karer (Süleyman) hain ilan edilerek öldürüldü. Haki Karer’in bu şekilde ölümü Öcalan’a bazı kazanımlar getirir. Bu cinayetle, öncelikle şefliğini tehdit edebilecek birisinden kurtulur. Türk kökenli ve yetenekli birinden gelebilecek tehlikeyi bertaraf eder.

Mehmet Karasungur

GÖREVE GİDERKEN ÖLDÜRÜLDÜ!: Aslen öğretmendi. 12 Eylül 1980 Darbesi’nden önce, Siverek bölgesinde, PKK’nın silahlı örgütlenmesini yönetti. 1980-82 döneminde örgütün Lübnan kampında yöneticilik yaptı. Örgütün her kademesinde görev alan Karasungur, giderek sevilen biri hâline geldi. Bu durum Öcalan’ın gözünden kaçmadı. Mayıs 1983’te Karasungur ve alt düzeyde görev yapan İbrahim Bilgin isimli militanı barış elçisi olarak, Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ve Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) güçleri arasında süren çatışmaları durdurmakla görevlendirdi. Yeni görevleri için harekete geçen iki militan, hâlâ aydınlatılamayan bir komplonun sonucu öldürüldü. Hadise büyük yankı uyandırdı. Öcalan, bu cinayete dört elle sarıldı. KDP ve KYB örgütlerini bu olay dolayısıyla düşman ilan etti. Bu da Irak ve Suriye Kütlerinin PKK’ya katılmasını sağladı. Çünkü daha önce katılımlar Irak’taki Kürt gruplarına oluyordu.

Kemal Pir

ÖCALAN’I HİÇ LİDER OLARAK GÖRMEDİ: 1952 Gümüşhane doğumlu. Örgütün Türk kökenli önemli kurucularından. PKK’nın oluşumunda rol oynayan üç beş kişiden biri. 12 Eylül 1980 darbesinden önce Lübnan’a gider. Öcalan’ın “Sana Türkiye’de ihtiyaç var, birkaç arkadaşla birlikte Türkiye’ye gidip örgütü toparlaman gerekiyor.” demesi üzerine yanına Mahsum Korkmaz ve Mehmet Can Yüce isimli militanları da alarak Türkiye’ye gelir. Bu militanlar henüz yoldayken, Kozluk yakınlarında devriye birliğinin ateşine maruz kalırlar. Arabadan atlayan Mahsum Kormaz, kolu kırılır ancak yakalanmaz. Kemal Pir ve Mehmet Can Yüce güvenlik güçlerinin eline geçer. Üzerlerinde örgüte ait önemli belge ve bilgiler vardır. Öcalan daha sonra, Kemal Pir’i kastederek “Bu ahmak Kemal benden habersiz nasıl Türkiye’ye gider?” diyerek suçu Pir’e yükler. Pir; örgüt üyeliği, devlete karşı mukavemette bulunmak ve bir polis ile Ali Doğan Yıldırım’ı öldürmek suçlarından yargılanır. 1982’de Diyarbakır Cezaevi’nde başlayan ölüm oruçlarına katılır. Aslında tepkisi daha çok örgüte ve Öcalan’adır. Çünkü Öcalan’ın bir diktatör ve komplocu olduğunu görmüştür. Ölüm orucunun 57’nci gününde isteyerek ölümü tercih eder. Kolundaki serumu çıkarıp “Sizin gücünüz artık beni yaşatmaya yetmez.” diyerek Öcalan’a mesaj verir. Hastaneye kaldırıldığı ilk gün hayatını kaybeder. Pir’e göre örgütte lider yoktu, herkes arkadaştı ve bir dava uğuruna yola çıkmışlardı. Apo ise ısrarla kendisini tek ve vazgeçilmez lider olarak görüyordu. Kemal Pir’in ölümünden sonra cezaevindeki örgüt yönetimi Mustafa Karasu’nun eline geçer. Örgütün derinleri arasında adı geçen Karasu’dan sonra tutuklulara düzenli yemek verilmeye başlanır ve cezaevi şartları kısmen iyileştirilir.

Mazlum Doğan:

ÖRGÜTÜN OYUNU KAHRETTİ: 1955 Tunceli doğumlu. İlk eylemeni Tunceli Öğretmen Okulu’nda öğrenciyken gerçekleştirir. Bunun üzerine Balıkesir Eğitim Fakültesi’ne sürgün edilir. Ancak burada okumaz ve 1974’te Hacettepe Üniversitesi Ekonomi Bölümü’ne kayıt yaptırır.  Devrimci Doğu Kültür Derneği (DDKD)’ne gider. Fakat burayı pek beğenmez. 1976’da Haki Karer ile tanışır. Karer’den etkilenerek grubun faaliyetlerine dâhil olmaya başlar. Ardından okuldan ayrılarak Apocu gruba katılır. Kısa süre içinde PKK’nın Diyarbakır sorumlusu olur. Yazdığı ‘Teslimiyet İhanete, Direniş Zafere Götürür’, ‘Direnmek Yaşamaktır’ adlı kitaplar örgütün eğitim kitabı hâline gelen ilk yayınlar arasına girer. Öcalan’ın karısı Kesire Yıldırım ile yoğun tartışmalara girer ve onun örgütten atılması, hatta infaz edilmesini ister. Bu isteğini soruşturmayı yürüten Cemil Bayık’a da bildirerek, Öcalan’ın karısını korumaktan vazgeçmesini talep eder. Bu durum Öcalan ile Doğan’ın arasını açar. Zaten bu süreç onun sonunu hazırlar. 30 Eylül 1979’da, örgütün vazifelendirdiği bir yere intikal ederken  Doğan ve 2 arkadaşı yakalanır, yolu bilen diğer isim Duran Kalkan ise polisten kurtulmayı bilir! Diyarbakır Cezaevi’ne getirilen Muzlum Doğan meşhur 5. Hücre’de kalmaya başlar. Kısa sürede örgüt militanları tarafından sevilen biri hâline gelir. Fakat ani bir kararla 35. Koğuş denilen hücreye götürülür. Cezaevinden firar etmek ister. Bunun için hazırlanan plana göre, Doğan çöp arabasına binip dışarı çıkacaktır. İlginçtir, her gün aynı saatte gelen çöp kamyonu Doğan’ın saklandığı gün gelmez. Kış soğuğunda saatlerce bekleyen Doğan, askerlerce yarı donmuş vaziyette koğuşa getirilir. Daha sonra cezaevine giren Akif Yılmaz isimli örgüt mensubu Doğan’a gerçeği anlatır ve Duran Kalkan’ın kendisine komplo kurduğunu ve kaçış planını askerlere anlattığını aktarır. Bu Doğan için tam bir yıkım olur. 22 Mart 1982’de de hayatını kaybeder. Bu cezaevindeki ilk ölümdür. PKK kayıtlarında ve yayınlarında Doğan için, “Önce Nevruz’a selama durdu, sonra üç kibrit çöpünü ateşledi ve kendini yaktı.” deniyor. ‘Üç kibrit çöpü ile bir insan kendini nasıl yakar?’ sorusu hâlen cevabını arıyor? Bir de benzin dökerek kendini yaktığı iddia edilir. Bu cezaevine benzin sokabilmek de ayrı bir tartışma konusudur zaten. Diyarbakır Cezaevi kayıtlarında ise Doğan’ın kendini yaktığına dair bilgi yok. Ölüm sebebi ‘asılarak intihar ettiği’ şeklinde geçiyor.

Mahsum Korkmaz (Egid)

ÖNCE ÖLDÜRÜLDÜ, SONRA KAHRAMAN YAPILDI: 1985’te, TSK’nın yoğunlaşan operasyonları sonucunda örgüt büyük darbe alır. Operasyonlardan kurtulan militanlar, korunmak amacıyla Irak’taki kamplara çekilir. Buna rağmen, o anda Irak kamplarında bulunan Mahsum Korkmaz, otuz kişilik bir militan grubunun başında Türkiye’ye gönderilir. Grubun Gabar Dağı’na üslenmesi, kışı burada geçirdikten sonra eylemsel faaliyetlere başlaması istenir. Şemdin Sakık’ın da içinde bulunduğu grup, Türkiye sınırını geçer geçmez güvenlik kuvvetlerinin takibine alınır. Sakık bir kitabında Öcalan tarafından ölüme gönderildiklerini anlatıyor: “28 Mart 1986’da, sadece ekmek bulmak amacıyla bir gece yürüyüş yapmak zorunda kaldık. O sabahın seher vaktinde, bulunduğumuz bölgede her gece atılan yüzlerce pusudan birine düştük. Bir arkadaşımızın hafif yara alması dışında hiç birimize zarar gelmezken, Öcalan’ın sağ kolu Mahsum Korkmaz alnından aldığı tek kurşunla öldü.” Bu grup kendi içinde bir soruşturma yapar ve Kormaz’ı öldüren kurşunun Feyzi Aslan (Selim) tarafından sıkıldığını tespit eder. Çünkü bu kişi tabancasını olay yerinde bırakmıştır. Olay öncesinde Korkmaz ile kavgaya varan bir tartışmaya girmiştir. Sonrasında da Öcalan ile ilişkiye girip grubun sorumluluğunu alır. Sakık, Aslan hakkında bir rapor hazırlayıp Öcalan’a gönderir. Ancak Aslan soruşturmadan geçirilmez aksine ödüllendirilir. İran’a, oradan da Rusya’ya gönderilir. Bir anlamda Öcalan’ın talimatıyla öldürülen Mahsum Korkmaz, yine Öcalan tarafından kahraman ilan edilir. Mahsum Korkmaz Akademisi adında bir okul ve kamp açılır.

ÖCALAN'IN HAKARETİNE DAYANAMAYINCA... TÜFEK HARBİSİNİ KİMİN KULAĞINA SOKTULAR.. TÜYLER ÜRPERTEN İNFAZLAR SONRAKİ SAYFADA



Haberi Yazdır
 
 
    Bu elma her derde deva!
    Zerrin Özer'den erkekleri kızdıracak sözler!
    MAGAZİN26 Kasım 2014202 Kez İzlendi!
    Zerrin Özer'den erkekleri kızdıracak sözler!Mesut Yar'ın programına katılan ünlü sanatçı Zerrin Özer erkekleri kızdıracak açıklamalar yaptı
    Hülya Avşar: 'Evden çıplak çıkarız olur biter...'
    MAGAZİN26 Kasım 2014375 Kez İzlendi!
    Hülya Avşar: 'Evden çıplak çıkarız olur biter...'Geçtiğimiz günlerde 'Giyinmeyi bilmiyorlar' diye eleştiren Nur Yerlitaş'a Avşar kızından cevap geldi.
    Muhteşem Süleyman'dan muhteşem selfie...
    MAGAZİN26 Kasım 2014
    Muhteşem Süleyman'dan muhteşem selfie...3435 Kez İzlendi!
    İbrahim Çelikkol 'Reaksiyon'a neden erken veda etti?
    MAGAZİN26 Kasım 2014
    İbrahim Çelikkol 'Reaksiyon'a neden erken veda etti?774 Kez İzlendi!
    Bu komplolar dünyayı sarstı!
    DÜNYA26 Kasım 2014
    Bu komplolar dünyayı sarstı!318 Kez İzlendi!
    Diğer Siteler İnternethaber Yayın Grubu Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2011 - İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
    Tel : +90 212 266 99 99  /  Faks : +90 212 266 98 98
    Yükleniyor...