YAZARLAR

Ümit SAMİMİ

Ümit SAMİMİ

umitsamimi@gmail.com @ rss Eklenme Tarihi: 20 Ekim 2015 21:03 - Güncelleme: 28 Ekim 2015 22:34

Teksaslı keskin nişancı

Teksaslı bir kovboyun, önce çiftliğin duvarına ateş edip, daha sonra deliğin etrafına nişangah çizerek kendisinin "keskin nişancı" olduğunu söylemesi durumuna Teksas Keskin Nişancı Mantık hatası denir. Oysa, ateş ettikten sonra, vurulan hedefin etrafına nişangah çizmek, ateş eden kişiyi keskin nişancı yapmaz. Bu burada şimdilik kalsın.

İnsanları bir yalana, iftiraya ya da gerçeğin aksine daha kolay inanmalarını sağlamanın birçok yöntemi vardır. Öyle zannediyorum ki bu yöntemleri öğrenebilmek için konu ile ilgili üniversite okumak yerine, siyasilerin söylemlerini takip etmek daha fazla yarar sağlar.

Son zamanlarda, Kürt’ler ile Türk’ler arasındaki duygusal kopuşu sağlamak amacıyla izlenen siyaset, yukarıda bahsettiğim içerikten beslenmektedir. Sarf edilen sloganlar her ne kadar duyguları okşayıcı olsa da aslında içerisinde büyük mantık hataları barındırmaktadır. Örneğin Selahattin Demirtaş, devletin daha önce işlediği suçları, ya da yaptığı hataları ve devlete isnat edilen bazı karanlık olayları işaret ederek, bugün yaşanan her türlü katliamın faili olarak devleti göstermektedir.

Daha önce devletin suç işlemiş olması, bundan sonraki suçların failinin devlet olacağı anlamına gelmez.  Dünyanın hangi demokratik ülkesine giderseniz gidin, bu tür facialar sonrasında siyasi parti liderleri devleti hedef göstermek yerine, eksiklikleri en makul dille ifade eder ve yaşanan acının yaktığı yerlere kömür atmaz. Kimseyi galeyana getirmez. Peki ya Demirtaş? Tıpkı Teksaslı keskin nişancı gibi, çok az doğru veriyi insanlara göstererek, aslında var olmayan, kanıtlanmamış bir durumu, başka hiçbir ihtimal yokmuş gibi göstererek, devlet ile millet arasına duvar örmeye çalıştı.

Selahattin Demirtaş, bana göre bu konunun uzmanı. Kendisini sıkıştırabilecek çok zor soruları, bu yöntem ile çok kolay hale getirebiliyor. 7 Haziran seçimleri sonrasında, bir gazetecinin kendisine “Güney Doğu’da bazı yerlerde, halkın PKK baskısı altında oy verdiği söyleniyor” şeklinde soru yöneltmesi üzerine, Selahattin Demirtaş “Kadıköy’de de zorla mı oy verdirtti PKK” cevabını veriyor. Aslında hiç kimse ona, aldığı %13 oyun tamamını baskı ile kazandığını söylemedi. Güneydoğu’dan aldığı oylarda haksızlık yapıldığı ile ilgili bir eleştiriyi kendisine yöneltti fakat o bu durumun üzerini örtmek için, yine Teksaslı keskin nişancı gibi davrandı. Doğru bir veri ile asıl merak edilen hatalı durumun üzerini örttü. Doğruları kullanarak yanlışı, toplum algısından yok edebilme kabiliyeti.

Bir başka örnek ise 7 haziran seçimleri öncesinde, Erdoğan’ın Demirtaş’a “PKK’ya silah bırakma çağrısı yap” talebi sonrasında yaşandı. Demirtaş, çatışma ortamının baskısı sebebiyle bugün kısık sesle “PKK amasız, ancaksız silah bırakmalıdır. Bugün parlamento çatısı altında çözülemeyecek hiçbir sorun yoktur” dese de o gün “PKK’ya silah bırakma çağrısı yapmak yerine, insanların dağa çıkmasını sağlayan yolları kapatın” demişti. İçerisinde doğru barındıran fakat yine teksaslı arkadaşımızın yaşadığı mantık hatasını barındıran ifadedir bu. İnsanların dağa çıkmasını sağlayan yollar kapatılmalıdır, doğru fakat her zaman dağa çıkmak için sebepler bulunup, insanlar ikna edilebilir. Mesela bugün Türkiye’de İslamiyet üzerinden dini inancımı yaşayamıyorum diyen çok az insan vardır, hatta yok denecek kadar azdır. Özellikle 2002 sonrası dindar insanların bir çok sorunu çözülmüştür fakat bana bugün yeterli maddi ve lojistik imkan verilirse, Türkiye’de IŞİD kadar canavar olmayan, Şeriat - İslamiyet –Halifelik üzerinden duygusal sloganlarla terör eylemleri gerçekleştiren bir örgüt kurabilirim. Belki 10 bin kadar da katılım sağlarım. Benim 10 bin kadar katılım sağlamış olmam, işlediğim cinayetleri meşrulaştırmaz. Bana “Silah bırak ve iddia ettiğin sorunları gel parlamentoda çöz” diyenlere karşı “Siz önce dağa çıkan yolu kapatın” demem ne kadar saçma ve içi boş ise, bugün de PKK için “Önce dağa çıkan yolların önünü kesin” demek o kadar abestir. Yine de verilen cevabın içerisindeki haklılık payı, yanlışı mantık hatası ile örtmektedir.

Bir başka benzer olay ise Saadet Partisi lideri Mustafa Kamalak ile Güney Doğu'da yaşandı. Sayın Kamalak "Adil düzenden ayrıldığın müddetçe çatışma kaçınılmaz olur" dedi. Türkiye toplumunun hukuka olan inancı epeyce zedelendi. Bir çok kişinin hukuka inancı kalmadı. Burası doğru olan kısım fakat PKK, hukuk bundan daha iyi olduğu dönemlerde de, düzenin çok daha adil yaşandığı zamanlarda da kan dökmekteydi. Bugün, Sayın Kamalak'ın tanımladığı şekilde bir adil düzen gelirse, PKK, Suriye'deki kazanımlarına, kurduğu kanton bölgelere rağmen silah bırakacak mıdır? Buna Sayın Kamalak'ın kendisi inanmakta mıdır? Memleketteki adalet inancının zayıflamış olması doğru fakat terör eylemlerinin sorumlusu hükümet değil. Ortada bir yanlış var fakat söylem şekliyle tamamen meşru hale gelebiliyor.

Oysa gerçekler su gibi berraktır, gerçekleri örtmek isteyenler suyun üzerine kum dökenlerdir. Er ya da geç, kum dibe çökecek ve su tekrar berraklığını kazanacaktır.

twitter.com/umitsamimi




PAYLAŞ tw fb gp

YORUM YAZIN Teksaslı keskin nişancı yazısına yorum yapın

adınız ve soyadınızla doğrudan da yorum yapabilirsiniz
BU YAZIYA YAPILAN YORUMLAR0 YORUM
REKLAM
Ümit SAMİMİDİĞER YAZILARIÜmit SAMİMİ
TÜMÜ

AÇIK GÖRÜŞ TÜMÜ

Dilediğiniz platformdan Bizi izlemeye devam edin! tw gp fb rs
REKLAM
REKLAM

İNTERNET HABER MOBİL

iPhone iPad Android
İnternethaber Yayın Grubu Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2018 - İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz ! Tel : +90 212 266 99 99  /  Faks : +90 212 266 98 98 Yazılım Geliştirme ve Sistem Destek: Bilgin Pro