YAZARLAR

Ümit SAMİMİ

Ümit SAMİMİ

umitsamimi@gmail.com @ rss Eklenme Tarihi: 20 Temmuz 2015 23:48 - Güncelleme: 28 Ekim 2015 00:42

Suruç ve Sonrası

Terör örgütleri ne zaman kazanır sorusunun cevabı, bugün bu coğrafyada yaşayanlar için çok önemli. Zira bugün kavga etmek yerine analiz yapmak, sebepleri araştırmak ve çözüm üretmek durumundayız. Aksi halde teröre karşı daima hazırlıksız pozisyonda kalacağız. Pe ki var olan durum nedir, birlikte inceleyelim.

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve diğer HDP’liler, yaşanan terör saldırısında ellerinde hiçbir kanıt olmamasına rağmen devleti suçladılar. Tıpkı daha önce yaşadığımız terör olaylarında olduğu gibi. Ankara’nın neredeyse tamamını, IŞİD’ e karşı sessiz kalmak ile suçlayıp, devleti halka karşı hedef haline getirecek açıklamalar yapıldı.  Acılar henüz taze iken, yaralıların yaraları sarılmamışken, hiçbir inceleme yapılmadan, olay hakkında henüz bilgi toplanmadan HDP’lilerin tek bir ağız ile devleti hedef göstermesi tesadüf mü? Üstelik yetkililerin tamamının yaşanan olayları lanetlemesine rağmen, Davutoğlu Hükümeti’nin kriz masası oluşturmasına rağmen..

Bir gün önce PKK, Kürt Halkı’na silahlanma çağrısında bulunmuştu. Daha birkaç gün önce PKK silah bırakmalı diyen Selahattin Demirtaş, bu açıklama karşısında sessiz kalırken, Suruç’taki acı hadise meydana geldi ve PKK’nın yaptığı çağrıyı bu kez Selahattin Demirtaş yeniledi. “Halk kendi güvenliğini kendisi sağlasın”

Barış için oy istemişlerdi, kardeşlik için Bursa’da, İzmir’de miting düzenlemişlerdi. Adıyaman’da PKK, askerlerimize pusu kurdu ve 1 askerimiz şehit oldu, iki tanesi de yaralandı. Türk Silahlı Kuvvetleri, geniş çaplı bir operasyon başlatsa, barışa zarar veriyor diye Kürt’leri sokağa dökmek için var gücü ile çabalamaz mı Selahattin Demirtaş? Pe ki niye bu konu ile alakasız davranmakta? PKK'ya "Senin şiddet uygulamana izin vermeyeceğiz, senin devlet memuru kaçırmanı engelleyeceğiz, sana iş makinası yaktırmayacağız" demediği sürece gerçekten barışa katkı sağlayabilir mi?

Barış, terör örgütlerinin gerçekleştirdiği eylemler sonrasında yaşananlardan devleti sorumlu tutarak sağlanamaz. Polisimizi ve askerimizi orada çalışamaz hale getirip, her fırsatta “Burada polis olmazsa daha güvenli olur, sorun çıkmaz” deyip, sonra da oluşan güvenlik zafiyetlerinde “Her türlü güvenlik açığından devlet sorumludur” demekle de olmaz.

Polis orada geniş çaplı güvenlik önlemi almış olsaydı, örneğin Kobane’ye gidecek olanların üzerlerini arasaydı, polis ile oradakiler arasında çatışma yaşanacaktı ve bu kez devlet bize karşı diye yaygara koparacaklardı.

Her türlü durumda devlet ve devletin birimleri hedef haline getirilmezse, bu tür olaylarda daha fazla güvenlik önlemi alınabileceği aşikar iken, var olan devlet gücünü azaltmaya çalışmak, samimiyetsizliktir.

Hemen yanı başımızda Suriye ve Irak örneğini görüp de hala bu memleketin kıymetini bilmeyerek yapılan her davranış, bizi bu tür kaotik ortamlara sürükleyecektir. Eğer akıllı ve sağduyulu olmazsak, Suriye’den farksız hale geliriz.

Bizim akılsız halimiz ve yaptığımız kavgalar, terör örgütlerini bizim topraklarımızda da başarılı olmasını sağlar.

twitter.com/umitsamimi




PAYLAŞ tw fb gp

YORUM YAZIN Suruç ve Sonrası yazısına yorum yapın

adınız ve soyadınızla doğrudan da yorum yapabilirsiniz
BU YAZIYA YAPILAN YORUMLAR0 YORUM
REKLAM
Ümit SAMİMİDİĞER YAZILARIÜmit SAMİMİ
TÜMÜ

AÇIK GÖRÜŞ TÜMÜ

Dilediğiniz platformdan Bizi izlemeye devam edin! tw gp fb rs
REKLAM
REKLAM

İNTERNET HABER MOBİL

iPhone iPad Android
İnternethaber Yayın Grubu Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2018 - İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz ! Tel : +90 212 266 99 99  /  Faks : +90 212 266 98 98 Yazılım Geliştirme ve Sistem Destek: Bilgin Pro