Gün geçmiyorki,"Güneydoğu'da falanca yerde,filanca mevkide yapılan kazıda kime ait olduğu bilinmeyen kafatası ve iskelet çıkartıldı"haberiyle karşılaşmayalım.
Haberlerden görüntüler veriliyor,
Kepçeler,jandarma,savcı,emniyet şeridi dışında kazıyı seyreden vatandaşlar ve kaybı olan yakınları...
Kayıp yakınlarının ağıtları yürekleri yakıyor,
Acımı acı bir sahne.
Yalnız infazları kimin yapıp,cesetleri buralara kimin gömdüğü belli değil,
Kimine göre jitemmi,kimine göre korucu veya kimine göre pkk...?Bu yönüyle bir trajedi,
BDP ve PKK'nın bu gelişmeler karşısındaki tepkisiliği ise tam bir trajı komedi.
Hangi vicdan sahibi,sebep ne olursa olsun(ister suçlu,ister suçsuz)
"Bir insanın bir gün aniden birileri tarafından evinden alınarak
götürülmesi ve bir daha geri dönmemesine "nasıl rıza gösterebilir?
Ve o götürülenlerin on ,onbeş yıl sonra kemiklerinin bulunmasını beklemesine hangi vicdan sahibi isyan etmeyebilir?
Allah ailelerine sabır versin.Ama gelişmelerin iyi tarafı "Karanlık bir devrin aydınlatılmaya çalışılması ve sorumlulardan hesap sorulması" gayretidir.Dilerim bu acılar bir daha yaşanmaz ve hukun dışına çıkılmaz.
Peki o yörede sadece bu drammı yaşandı?
Başka dramlar ve yürek yakan acılar yaşanmadımı?
Elbette yaşandı.Hemde alası yaşandı.
Hatta hoyratca,vahşice ve kalleşçe yaşandı.
Nasılmı diyeceksiniz?
Öyleyse bir kısmını anlatayım.
Anlatayım, vahşeti yaşayanları,
Anlatayım,vahşedi görüpte ses çıkarmayan,üç maymunu oynayan şahitleri,
Anlatayım,vahşeti iliklerine kadar yaşayıpta,unutulanları,
Anlatayım,anlatmanın hakkını verebilirsem.
Şimdilik Mardin-Ömerli yolunda izinden dönerken bir köylünün ihbarıyla bindiği sivil münibüsten PKK canilerince alınarak,ayak parmaklarından başlayarak tenasül organları,dudakları,ve burnu kesldikten sonra gözleri oyularak katledilen Jandarma Astsubay Fatih'in hikayesini anlatmayacağım,
Yine şimdilik,Diyarbakır Eğil ilcesinin ....köyünde öğretmelik yapan gencecik ve gelinlik giyme hayalleri kuran altı tane öğretmene"kubur farelerine dahi yapılmayacak"aç kalmış sırtlan sürüleri gibi saldırarak, topluca kurşuna dizilmelerine vede unutulmalarınada değinmeyeceğim.
Ve şimdilik binlerce asker ve polisin şehit olmalarına ve ailelerinin yaşadığı dramlardan hiçmi hiç bahsetmeyeceğim.Zaten onlar asker ve polis oldukları için ölmeyi,aileleride her türlü acıyı yaşamayı hak ediyorlar...!
Ben naçishane sadece bir dramdan bahsedeceğim,
Anlatayım,
Onlar anadolunun gariban çocukları idi,nice zorluklarla okuyup öğretmen oldular.
Ve kurra çekerek,vatanın her yerine serpiştirildiler,
Kimini taini Şırnak'ın bir mezrasına,
Kimininki ise Hakkari'nin bir köyüne.Eğitim neferleri için yörenin ehemmiyeti yok idi...
Yeterki öğrendiklerini öğrencilerine anlatsınlar,
Yeterki aş ve ekmek olsun du..,
İlk vazife yerlerine giderken;
Otobüs paralarını belki komşu veya akrabalarından borç almışlardı,
Belki üstlerine tamda oturmayan takım elbiseleri abi veya kardeşe aitti,
Kim bilir belki daha sakalları bitmemiş,bıyıkları dahi terlememişti,
Belki aileleri olacakları tahmin ettikleri için olsa gerek"Çocuklarının günaydoğuda öğretmenlik yapmalarına kerhen razı"oldular ve gönderdikleri çocularının batıya tain olacakları günleri kaygıyla ve parmak parmak sayarak beklediler,
Her neyse,
Sonunda beklenen gün gelmiş,eğitim gönüllüleri atandıkları yerlere ulaşmışlardır.
Bilmedikleri bir coğrafya,
Alışık olmadıkları bir iklim,
Yaşamadıkları töre ve gelenekler,
Bu zamana kadar tatmadıkları yemekler,
Bütün bunların yanında,
Barınma,eğitim kaynaksılığı ve bazı imkansızlıklar.
Ve gün geçtikçe biraz daha büyüyen kocaman hasretlikler,
Dahası gözleri yolda bekleyen yavuklar.
Günler geçmeye başlamıştı,her geçen günde bir takım değişklikler ve gelişmeler;
Pişirdiği yemekten bir tasa koyup,gönderen komşuların yanı sıra,
Kendilerine garip garip bakan kindar gözler,
Yavaştan yavaştan takip etmeler,Yetmedi laf atmalar ve tacizler,
Olmadı bire bir ikazlar,açık açık"hoca burası falan... yer,burası size göre değil,çocuklarımızı asimile ediyorsunuz,t.c'ye ajanlık yapıyorsunuz,önderlik buraları terk etmenizi istiyor" diye tehtit etmeye başlamışlardı.
Ama olsundu.Onlar yılmamıştı,
Her can taşıyan varlık gibi,
Biraz tedirgin olmuş,biraz kaygılanmış olsalarda,
O karayağız çocuklara birşeyler öğretip,onların saçlarını okşamak,kısacası onlarla olmak her şeye değerdi.
Gün geçtikçe baskının dozuda artıyordu,
Bir gün oturdukları kerpiç evin duvarına yağlı boya ile"Def olun sizi istemiyoruz,bu son ikazımız" sloganı yazıldı.
Sıradan şeyler diye önemsemediler,
Onlar eğitime devam ediyorlardı ve etmelilerdi. Onlara göre"hasbi gönüllerde zorluk ve yılmak yoktu"
Ailelerine telefonda;
Ne kadar iyi oldukalrını,
Buraların ne güzel yerler olduğunu,
Hiç bir şeyin anlatıldığı gibi olmadığını ,
Çok güzel günler geçirdklerini anlatıyorlardı.
Ama artık hasbi gönüllülerde anlamışdıki,
Bir gün diğerleri geleceklerdi;
O gözü kinden zift gibi olmuş,
Öldürmeye proğramlı,
İnsan kılıklı varlıklar evet bir gün geleceklerdi,
Anlamışlardı,lakin yapacak bir şey yotu,
Geleceklerdi...,
Başlarına sardıkları poşi ile,
Geleceklerdi..,
Önlerinde köyden aldıkları muhbirleri ile,
Geleceklerdi,
Ellerinde"uyuşturucudan kazandıkaları para ve hizmet ettikleri ülkelerin verdiği para ile aldıklar"silah ile,
Geleceklerdi,
Firavunlarda dahi olmayan bir kibirle.,
Geleceklerdi,
Sanki kapıyı tekmelediklerini hissediyorlardı.
Gene sıradan bir gün...
Ders bitmiş,hava kararmıştı,
Yorgun argın eve geldiler,
Açtılar,
Orta yerde duran küçük tüpgazın üzerine tencereyi koydular,
Kaynayan suya bir paket makarna attılar.
Bu gün memleketten getirdikleri tahranayla bir çorba ve bol salça soslu makarna yiyeceklerdi.
Tencerede su kaynarken,
Kimi geçmek üzre olan akşam namazını kılıyor,
Kimi Kuran okuyor,
Kimide yer sofrasını hazırlıyordu...
Hava iyice karamıştı,
Hava karardıkçada eli silahlıların kalpleri iyiden iyiye kadranlaşmıştı,
Öğretmenlerden birinin rüyasında gördüğü"Efendimizin kendisine tebessüm etmesini şehitliğe yorumladığı ve arkadaşlarına anlattığı"
O an gelmişti,
Birilerinin kazandığını zannettiği anda aslında kaybettiğini,
Diğerlerinin ise kaybettiğini sandıklarında aslında kazandığını.
O an gelmişti ve ne vakit,ne saat,nede tecelli edecek kader değiştirilemezdi,
O an gelmişti,
Birileri cehennemin tarrakalarına düşecek,diğerleri cennetin tabakayı alasına yükselecekti,"çıkan buluta inat ,inen yağmur" misali
O an gelmişti,
Önderliğin planı uygulanacaktı,
O an gelmişti,
Katil eller masum kanına bulanacaktı,
O an gelmişti,
Zafer işareti yapılıp,devrim yemini edilmişti,
O an gelmişti,
Kapı kırılıp,sırtlan sürüsü içeri girmişti,
O an gelmişti,
Katil timinin başı tek cümle ile"Sizi t.c'nin ajanları ,sizi ikaz etmiştik ama siz buranın kürdistan olduğunu anlamadınız"sloganını attılar,
O an gelmişti,
Hep beraber namluları masumlara doğrultular ve hedef gözetmeden tetiğe basıp,ölüm kustular.
O an gelmişti,
Bırakın yemeği,şahadet getirme fırsatı dahi vermediler.
Ve o an gerçekleşt. Görev tamamdı,herkes aradığını bulmuştu"kimi cennetini,kimi cehennemini"
Görev tamamdı,
Hasbilerin başları düşmüş,gövdelerinden kanlar fışkırmaya başlamıştı,
Görev tamamdı,
Derme çatma kitaplık devrilmiş,dağılan kitaplara kanlar damlamıştı,
Görev tamamdı,
Tencere devrilmiş,içindeki makarna yere dökülmüştü,
Görev tamamdı,
Üzerine bol salça sosu gezdirilerek yenecek olan makarnanın üzerine KAN dökülmüştü,makarna kan soslu olmuştu.
Görev tamamdı,
Dört tane fidan biçilmiş,onların temiz kanından kirli bir kürdistan doğmuştu....! Yani kapkara bir oğlumuz olmuştu!
Görev tamamdı,
Anadolunun fakir köylerine dört tane şehit öğretmen cenazesi daha gönderilmişti,
Görev tamamdı,
Türk anneleri perişan olmuş,hayalleri bitmişti,
Görev tamamdı,
Türk ve kürt kardeşliğine bir değil,binlerce kurşun sıkılmıştı,
Görev tamamdı,
Telsizin mandalına basılıp,kandil'e malumat verilmişti,
Görev tamamdı,
Artık şartlar olgunlaşmış,eski tüfek(Mao'cu,Leninist ve başka bilmem ne bela fraksiyon sahibi)solcu,yeni liberal gazeteciler Kandil'e gidip çınar gölgesi altında(küçücük terörist çocuklarının zafer işareti resimleri eşliğinde)Pkk'nın katil başlarıyla röpotaj adı altında pkk'ya güzellemeler yapabilirlerdi,
Görev tamamdı,
O öğretmenleri katledenlerin güya hakları her arenada dile getiriliyor ve unutturulmuyor,
VE NİHAYET GÖREV TAMAMDI,
O katledilen masum anadolu çocuğu öğretmenler,
UNUTULMUŞTU.
Fakat unutulmaması gereken ve hesap edilmeyen bir şey vardı.Allah'ında bir hesabının olduğu"Mazlumun ahının aheste aheste çıkacağı"hesap edilmemişti.
Allah rahmet etsin.





























































