31 Ağustos 2014
  • İstanbul
    27°C

     
  • Ankara
    32°C

     
  • İzmir
    33°C

     
Piyasalar
  • BİST80.313
  • Euro2,8395
  • Dolar2,1615
  • Altın598,25
Yazıyı Yazdır

YAZARLAR GÖKTAN AY

“Sanat kurumları” neden “festivallerde” yok?..

09 Ekim 2012 SalıGöktan AY

Kültür ve sanat şehri İstanbul’daki üniversitelerde * sanat (müzik-tiyatro) kurumları son dağılımı şöyle;

İTÜ Türk Musıkisi Devlet Konservatuarı

MSÜ Devlet Konservatuarı

İ.Ü. Devlet Konservatuarı

Haliç Ün. Konservatuar

Marmara Ün. Güzel Sanatlar Bölümü Müzik Öğretmenliği ABD

Fatih Ün. Devlet Konservatuarı (yeni kuruldu)

(Buna İstanbul’daki kamu ve özel toplulukları/orkestraları/korolarını da eklediğimizde ülkemiz için önemli bir güç –adeta ordu- olduğunu, doğru kullanıldığında kültür/sanat alanında önemli gelişmelere imkan sağlanacağını daha önceki yazılarımda belirtmiştim.)

Bu kurumlar önde olduklarını, “en iyi eğitimi” kendilerinin verdiklerini belirtiyorlar. Peki ölçü ne? Maalesef ölçü yok, bir sanat değerlendirme kuruluşu da yok…O zaman, mezun ettiklerinin “kalitesi” ve “yaptığı/ürettiği işler” devreye giriyor. Peki, öğrenciler lisans eğitimleri boyunca konser/etkinlik/workshop alabiliyorlar mı? Güzel bir salonda, seyirci önünde kaç defa  tecrübe ediniyorlar? Sahne sanatının kurallarını  -uygulama ile- öğreniyorlar mı? Kurum içinde yapılan- açılışlar, özel günler v.b.- etkinlikler değil söylemek istediğimiz; sanatseverlere açık, bilinen salonlarda, takvime dayalı, ulusal/uluslararası  programlarda yer almayı kast ediyoruz.

Öğrenci lisans hayatı boyunca sadece okul içindeki derslerle kalırsa mutlaka eksik kalacaktır. Onların, okul dışındaki sanat hayatıyla, sanatçılarla bir şekilde tanışması, birlikte üretime girmesi, görüşlerinden/deneyimlerinden yararlanması gereklidir. Bir lisans öğrencisi bir çalgıda/seste 4 sene boyunca tek bir hocayı tanıyıp/görüp, diğer sanatçıları/uygulamaları tanımaz/görmez/uygulama yapmaz  ise başarı şansı düşük olacaktır. Bunları düşünecek/programlayacak/sağlayacak ve öğrencileri yönlendirecek olanlarda elbette  yöneticilerdir….

Bu durum, kurum içinde yapılan etkinlikler/sempozyumlar içinde geçerlidir. Etkinliklerde kuruluşlarla yapılan sponsorluk ilişkileri ile o kurumun elemanlarının sanatla tanışması/programın tanıtımı ve bütçenin paylaşılması sağlanmış olacaktır. Yoksa, kendi kurumundan sağlanan bütçelerle etkinlik yapmak “kağıt üstünde/kapalı kalmakla”, “kolaycılıkla” eş değerdir ve “salonların boş kalmasına, emeğin heba olmasına” sebep olmaktadır.

Aslında sanat kurumlarının; düzenli, sürekli, kaliteli  toplulukları/solistleri/orkestraları v.b. olmalıdır. Niçin? Öğretim elemanı ve yetişmiş öğrenci için bir “laboratuar işlevi”, “birliktelik”, “üretim” ortamı olsun, “kurumun kendini göstermesinin/kabul ettirmesinin” yolu açılsın diye…

Şimdi, konuyu biraz daha açarak, İstanbul’da yapılan önemli etkinliklere şöyle bir bakalım;

19. İstanbul Caz Festivali

18. İstanbul Tiyatro  Festivali

Uluslararası İstanbul Müzik Festivali

İstanbul Uluslararası Çağdaş Dans ve Performans Festivali

Harbiye Açık Hava Konserleri

Perafest

Ortaköy Kuruçeşme Arena Konserleri

Ora Arena Konserleri

Komşu ülkelerdeki Uluslar arası festivalleri ve  yurt dışındaki tanıtım/kültür/turizm v.b. günlerini, ülkemizde yapılan özel organizasyonları** da eklemek gerekiyor.

Merak ettiğimiz, bu, ses getiren uluslararası etkinliklerde sanat  kurumları neden yer almaz? Bu etkinlik kurullarında sanat kurumlarından neden kimse bulunmaz? Bu etkinlikler kurumlarımızca piyasa diye dışlanmakta mıdır? Yoksa etkinlik düzenleyenleri, sanat kurumlarını fazla ciddi alarak yaklaşmaktan çekinmekte midirler? Yoksa sanat kurumları, festival konserleri verme olgunluğuna hala erişememiş midir?!... İcrada bir anlayış farklılığı mı vardır? Varsa nedir?  Sanat kurumları popülerlik içinde yer almazlar mı? Neden bu etkinlikler sanat kurumları olan üniversiteler bünyesindeki salonlarda yapılmaz? Neden bu etkinliklere katılan yabacı sanatçılar, bu kurumlarda seminer vermezler? Neden sanat kurumlarını ziyaret etmezler? Öğrencilerin önemli ölçüde yararlanacağı bu etkinliklerden mahrum edilmesi/haberdar olmaması ülkemiz sanatı için kayıp değil midir?

Rektörlerimizin bu tür faaliyetlere  destek/sponsor olacaklarına, salonlarını açacaklarına  eminiz…

Sorun nerededir?

Evet, bu iletişimsizliğin sebebi nedir?

Ne olur; “ben” egosu ve “kıskançlık” demeyin…

Çünkü, ikisi de, bilimde/sanatta olmaması/yok edilmesi gerekenlerdir…”

Haydi, kendimiz için değil, çocuklarımız,ülkemiz için; “hep birlikte”, “güç birliğine”, “büyük/ortak projelere” var mısınız?...

* İstanbul’da 42 üniversitenin 9’u devlet üniversitesi, 33 vakıf üniversitesi. (Devlet üniversiteleri: Boğaziçi, Galatasaray, İstanbul, İstanbul Teknik, Marmara, Mimar Sinan Güzel Sanatlar, Yıldız Teknik, Türk-Alman, İstanbul Medeniyet. Vakıf üniversiteleri: Acıbadem, Bahçeşehir, Beykent, Bezm-i Alem, Doğuş, Fatih Sultan Mehmet, Fatih, Gedik, Haliç, Işık, İstanbul 29 Mayıs, İstanbul Arel, İstanbul Aydın, İstanbul Bilgi, İstanbul Bilim, İstanbul Gelişim, İstanbul Kemerburgaz, İstanbul Kültür, İstanbul Medipol, MEF,  İstanbul Sabahattin Zaim, İstanbul Şehir, İstanbul Ticaret, Kadir Has, Koç, Maltepe, Nişantaşı, Okan, Özyeğin, Piri Reis, Sabancı, Süleyman Şah, Üsküdar, Yeditepe, Yeni Yüzyıl.Vakıf meslek yüksekokulları: Avrupa Meslek Yüksekokulu, Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu, İstanbul Kavram Meslek Yüksekokulu, Şişli Meslek Yüksekokulu ve Plato Meslek Yüksekokulu.)

**1/  5. UBMF 5. Uluslararası İstanbul Beden Müziği Festivali, Istanbul’da, 9-14 Ekim 2012 tarihleri arasında, farklı ülkelerden gelen beden müzisyenlerinin katılımıyla gerçekleşiyor. CRR Konser Salonu, İtalyan Kültür Merkezi, Beşiktaş Kültür Merkezi, Nardis Jazz Club, Fransız Kültür Merkezi, Notre Dame de Sion Konser Salonu, Çıplak Ayaklar Stüdyosu, Akbank Sanat, Arte İstanbul, Urban Lounge (Salonbahçe) ve Adahan İstanbul’da, 6 gün boyunca konserler, atölye çalışmaları, “Sahne Senin” etkinliği, öğretmen eğitimi, master class, panel, tartışma, ilk ve orta okullarda gösteri ve atölye çalışmaları ile pek çok değerli sanatçı Beyoğlu’nu ve İstanbul’u renklendirecek ve tüm atölyelerin sonunda katılanlara sertifika verilecek.

Açılış Konseri “Gördüğün Müzik Duyduğun Dans”; 5. Uluslararası Beden Müziği Festivali’nin açılış gecesi, beden müziğinin çeşitliliğini, renklerini ve özgünlüğünü, festivalin tüm değerli sanatçılarını tanımak, görmek için eşsiz bir fırsat…

Sanatçılar: Leela Petronio HipTap Project, Lior Shoov, Kantu Korpu, Barbatuques, KeKeÇa, Sandy Silva, Jep Melendez ve Raul Cabrera, Corposonic. (Finalde tüm sanatçılarla beden müziği çemberi) Cemal Reşit Rey Konser Salonu,  09 Ekim 2012, 20:00

Kapanış Konseri: “Herkes İçin Beden Müziği”; Festivalin son konseri olan şenlikte, beden müziğinin en değerli ustalarının yönetiminde ve tüm festival sanatçılarının katılımıyla, hep beraber müzik yapmanın tadına varmak mümkün…Sanatçılar: Corposonic, KeKeça, Barbatuques, tüm Festival Sanatçıları ve izleyiciler. Beşiktaş Kültür Merkezi (BKM), 14 Ekim 2012, 19:00

2/ “6. iDANS Uluslararası Çağdaş Dans ve Performans Festivali” Ekim 2012-Mayıs 2013 arasında gerçekleşecek. Festivalin ilk haftası aynı zamanda Ekim ayı programının en can alıcı performanslarını ağırlıyor. İDANS bir kez daha çağdaş dansın çok çeşitli ifadelerini sunmakla kalmıyor; aynı zamanda uluslararası alanda kendini ispatlamış,  tiyatro ve performans sanatlarının jenerik kategorilerini altüst eden en yenilikçi örnekleri de ön plana çıkarıyor. Festival programı canlı performansların, İDANS’ın kendi ortak yapımlarının, film gösterimleri, konuşmalar ve bir fotoğraf sergisinin de yer aldığı çok sayıda etkinlik sunuyor.

Programında çağdaş dans, tiyatro, film gösterimleri, konuşmalar, disiplinler ötesi performans sanatları ve bir de fotoğraf sergisi bulunan iDANS 06’nın bu yılki teması; “İpek Yolu”. Program ağırlıklı olarak Doğu/Güneydoğu ve Orta Asya’nın çağdaş sahne sanat pratikleri üzerine kurulmuş.

3/ 11. Pera Fest; Bu yıl Pera Fest, geleneğin çağdaş sanata etkisini irdeleyen tartışma ve etkinlikleri konu alıyor. Dün akşam Nardis’te İspanyol “Kind of Cai” topluluğu flamenko ve caz konseri verdi. 9 Ekim,  Salon’da Evrim Demirel geleneksel Türk müziğinden yaptığı cazı yorumlayacak. Ayşe Lebriz Berkem’in yönettiği, Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun yaşam öyküsünü konu alan Bursa Devlet Tiyatrosu yapımı “Tek kişilik Yaşam” oyunu 9 Ekim’de Küçük Sahne’de sergilenecek. Yine aynı akşam  Pera Müzesi’nde “Gelenekselden Çağdaşa Disiplinler Yaklaşımlar” paneli olacak. Panel sonrası Okan Avcı’nın yönettiği “Telvin” adlı belgesel gösterilecek. Gelenek-modernite çatışması,10 Ekim’de Schneidertempel Sanat Merkezi’nde açılacak olan “Gelenek ve Giderek” adlı karma karikatür sergisi de festival temasını bütünler nitelikte. Tan Oral, İzel Rozental, Ercan Akyol, Haslet Soyöz, Piyale Madra gibi karikatüristlerin katıldığı sergi bir hafta açık kalacak. Aynı gün Yiğit Sertdemir’in yazıp yönettiği “Surname 2010” adlı oyun İstanbul Şehir Tiyatroları Harbiye Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’nda sergilenecek. Oyun sonrası Sertdemir ve oyuncuların söyleşisi var.

Bu yazı toplam 127368 defa okunmuştur
Yazarın Diğer Yazıları
Haberleri sitene ekle
Yükleniyor...