YAZARLAR

Ümit SAMİMİ

Ümit SAMİMİ

umitsamimi@gmail.com @ rss Eklenme Tarihi: 06 Ocak 2016 18:31 - Güncelleme: 06 Ocak 2016 18:41

Sahte Barış Söylemleri

Bir sorunu çözmek için öncelikle sorunun çözülmesini gerçekten istemek gerekir. Daha sonra sorunun nedenleri detaylıca araştırılır, gerekçeleri tespit edilir. Yani iyi bir analiz yapılır.

Siz hiç “Hastalığımın bir önemi yok ama baş ağrısından çok çekiyorum ve beni ilgilendiren sadece başımın ağrıyor olmasıdır” diyen bir hasta gördünüz mü?

Ya da bir mühendisin sorunları çözerken analiz yapmayı reddettiğini?

7 Haziran öncesinde HDP’yi parlatan yazarların söylemlerine, yazdıklarına bir bakın. İnsanlık, barış, vicdan, sevgi gibi kavramları sömürürken kullandıkları ifadeler hep “Ben kimin suçlu olduğu ile ilgilenmiyorum – Hiçbir gerekçe çocukların okula gitmesine engel olmamalı – Sokağa çıkma yasağı yüzünden cesetler sokakta kalıyor” gibidir.

Onlara “Peki o hendekleri nasıl kapatabiliriz, barikatları nasıl kaldırabiliriz, PKK'yı oradan nasıl çıkarabiliriz” diye sorsanız, ya dillerini yutarlar, ya devletin geçmişte işlediği suçları sayarlar, ya da olayları çarpıtırlar. Net bir çözümleri yoktur. Her zaman var olanı sömürme üzerine propaganda yapalar çünkü sorunun çözülmesini gerçekten istiyor değiller. PKK’nın oluşturduğu gerekçelerin üstünü örtebilmek için “Beni kimin suçlu olduğu ilgilendirmiyor” derler. Bunu da vicdan-insanlık sloganlarıyla yaparlar.

Aslında haklı oldukları yerler var. Günlerce sokağa çıkma yasağının kalkmaması, yaşadığı evin hemen yanı başında teröristler ile güvenlik güçlerinin çatışıyor olması vicdanı olan herkesin yüreğini kanatır. İşte tam da bu yüzden, “Vicdanı olan herkesin yüreğinin kanaması” durumunu sömürmek derdindeler.

Çatışmaları şehrin göbeğine taşıyan PKK varken, operasyonlar sırasında zarar görenlerin hesabını sadece devlete soranların amacı, o insanların hakkını savunmak için midir? Orada hastaneleri yakanlara, okulları sığınak olarak kullananlara tek bir kelimelik eleştiri yapmayıp, sürekli devleti suçlayanlar, Türkiye’deki çatışma ortamından barış iklime geçişi istemeyen, samimi olmayan kişilerdir.

Onlar hep birilerinin ölmesini isterler, isterler çünkü propaganda olarak kullanmak için birilerinin ölmesi gerekir. Yalanlarına inandırdıkları fakir ailelerinin evlatlarına ölümü kutsarlar ve daha sonra kutsadıkları ölüm üzerinden siyasete devam ederler.

Sorun onlardan birine. Gözlerinin içine bakarak sorun.

“Sokaklara hendek kazıp, barikat kurup, evlerin içerisinde güvenlik güçleri bekleyenler varken hangi devlet bu duruma seyirci kalır?

Mesela devlet neden Malatya’da , Gaziantep’te sokağa çıkma yasağı ilan etmiyor da Diyarbakır’ın Sur ilçesinde bunu yapıyor?

PKK’nın şehrin göbeğini çatışma ortamı haline getirmesi doğru mu” deyin.

Size verecekleri cevaplar ya tek bir kalıptan çıkmış ve klişeleşmiş slogan olacaktır ya da kaçamak açıklamalar. Mesela “Ben orada yaşanan dram ile ilgileniyorum ve bunun sebebi devlettir” diyecekler. Oysa mücadele PKK iledir. PKK’nın işlediği suçlar, Kürt gençlerine doğru şekilde aktarılsa, PKK insan kaynağı bulmakta zorlanacaktır ama onlar, bununla ilgilenmezler.

Hatta aralarında PKK’yı savunanlar dahi olur. Öz yönetim için direnmek gerek diyenler dahi var.

Halbuki Demokratik Toplum Kongresi adı altında toplanıp deklare edilen öz yönetim talebinin içeriği, muhtevası net değil. Talep ettikleri her ilkenin tartışmaya açık olduğunu söyleyip, henüz içeriği hakkında kendi içinde dahi uzlaşma sağlanmamış bir yönetim şekli için sivillerin yaşadığı yerleri yıkık şehirlere çevirmek, makul müdür?

Üstelik çözüm süreci devam ederken ciddiyet ile dile getirilmeyen bu talep, çözüm süreci bozulduğunda, çatışma ortamında devlete zorla yaptırılmaya çalışılması, dikte edilmesi, öz yönetimi inşa edebilir mi? Buna samimiyet ile ihtimal veren tek bir HDP’li siyasetçi var mı? Bu durum gerçekten "Barış-kardeşlik" amacı taşıyor olabilir mi?

Topluma ne olduğu anlatılmadan,  kimsenin fikri alınmadan Türkiye’nin anayasasını tehdit ve şantaj ile değiştirmeyi planlamak, hangi Kürt’ün çıkarına olabilir?

HDP’lileri parlatan medyamızın kanlı kalemleri bu sorulara verebilecekleri herhangi bir vicdani cevabı olmadığı için “Tarafsız” olmayı tercih ediyorlar.

Hiç utanmadan “Siviller ölüyor, devlet operasyonları durdursun” diyerek, insanlık dersi vermeye kalkışıyorlar. Devletin yaptıklarını eleştiriyorsan, ne yapması gerektiğini de söylemek zorundasındır. Operasyonlar dursun, sokağa çıkma yasakları olmasın diyenler, o hendeklerin nasıl kapatılacağını, şehrin içerisine yerleşmiş PKK’lıların oradan nasıl çıkarılacağını da söylemeleri lazım. Aksi durumda “Sahte barış - sevgi” söylemlerinin tek bir anlamı kalıyor, o da o toprakları “PKK’ya bırakma arzusu”

 




PAYLAŞ tw fb gp

YORUM YAZIN Sahte Barış Söylemleri yazısına yorum yapın

adınız ve soyadınızla doğrudan da yorum yapabilirsiniz
BU YAZIYA YAPILAN YORUMLAR0 YORUM
REKLAM
Ümit SAMİMİDİĞER YAZILARIÜmit SAMİMİ
TÜMÜ

AÇIK GÖRÜŞ TÜMÜ

Dilediğiniz platformdan Bizi izlemeye devam edin! tw gp fb rs
REKLAM
REKLAM

İNTERNET HABER MOBİL

iPhone iPad Android
İnternethaber Yayın Grubu Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2018 - İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz ! Tel : +90 212 266 99 99  /  Faks : +90 212 266 98 98 Yazılım Geliştirme ve Sistem Destek: Bilgin Pro