YAZARLAR

İsmail GÜZEL

İsmail GÜZEL

iguzel@nestech.net @ rss Eklenme Tarihi: 27 Ekim 2017 11:11 - Güncelleme: 27 Ekim 2017 11:14

Ortadoğu'da gücün kadar haklısın

Çin bölgede büyük bir paya sahip ve ithal edilen enerjinin yüzde 60'ından fazlası için Ortadoğu'ya güveniyor.

Çin'de ticaretin ve yatırımın artması ve Çin'li müteahhitlerin altyapı projelerinin milyarlarca dolarlık payını elinde bulundurması nedeniyle Çin'in büyüyen bir ekonomik yapısı var. En önemli amacı artan çıkarlarına rağmen, Çin'in belirgin hırsı, güvenlik alanını genişletme pahasına pahalı adım atmaksızın ekonomik gücünü genişletmektir. Çin, ABD'nin güvenlik varlığını kendi ekonomik varlığı ile tamamlamayı değil, azaltmayı amaçlıyor. Çin mallarına ve Çin bilgi birikimine olan yaygın ilgiden dolayı Çin, diğer devletlerin hükümetleri tarafından sıcak karşılanıyor.

Suriye'de İran destekli Rus Amerikan savaşı...

2016 Ağustos ayı sonlarında şaşırtıcı bir gelişme ile İran, Rus Hava Kuvvetleri'nin Tahran ve Moskova'nın stratejik bir bölgenin muhalifler tarafından kontrol edildiği iddiasıyla Suriye topraklarında bombalama operasyonlarını yürütmek için merkezi İran'daki Shahid Nojeh Hava Üssünden uçmasına izin verdi.

Bu önemsiz bir karar değildi. Aslında bu devrimci İran dış politikasının temel ilkesine ters düşüyordu. 1979 yılından bu yana İran, Tahran'daki Dışişleri Bakanlığı binasının girişinde ki renkli çinilerin üzerine oyulmuş popüler bir slogan olan "No East, No West" ilkesiyle egemenliğini korumuştur. Buna göre, 37 yıl boyunca, İran, askeri üslerine herhangi bir yabancı güç erişimine izin vermedi.

Verilen izin, İran ve Rusya arasındaki derinleşen siyasi ve askeri bağların bir sembolik göstergesi. Her ne kadar iki ülkenin Suriye'deki işbirliğinin İran'ın 1979 yılından beri herhangi bir yabancı ülke ile yaptığı en önemli askeri operasyon olsada, İran'ın Rusya ile yakın temasa geçmiş olması Batı ile olan yakınlaşmasında sorunların yaşanacağının bir göstergesi...

Suriye iç savaşı yeni bir döneme girdi. Beşşar Esad'ın hükümeti, ülkenin batısındaki yarımadayı ele geçirdi ve doğuda ABD destekli kuvvetler (YPG, PYD) DAEŞ kalıntıları üzerinde ilerliyor...

Esad hükümeti geçen bir buçuk yıl boyunca, Suriye'nin batısında benzeri görülmemiş bir askeri başarı elde etti. Aralık 2016'da muhalifleri ve ailelerini Suriye'nin en büyük ikinci şehri olan Halep'i terk etmeye zorladı...

Esad, İran ve Rusya'nın yardımı ile doğu Suriye'ye daha fazla askeri güç çıkarmaya başladı. DAEŞ'in geri kalan bölgesi küçülürken, Suriye ve ABD destekli güçler kimi zaman aynı şehirlerde bir araya geliyor.

Amerika Birleşik Devletleri'nin Suriye'de çok  seçeneği kalmadı... Şimdiye kadar Esad'dan kurtulma ya da reforma tabi bir hükümeti güvence altına alma umutları çok uzak.. Belkide yakın bir zamanda Washington, çekilip temizlenmeyeceğini, ne zaman ve nasıl çekileceğine karar vermek zorunda kalacak.

Suriye hükümeti tüm ülkeyi geri almaya kararlı ve muhtemelen bunu yapacak kadar da desteği var. Bazı Amerikalılara göre bu, "Amerika Birleşik Devletleri'nin ayrı bir Kürt bölgesine destek verme veya insan haklarına ve demokrasiye saygı duyma umutlarını terk etmek zorunda kalacağı anlamına geliyor."

ABD'nin Suriye'de  oyununu bozan en büyük güç Rusya faktörü oldu... Amerikalılara göre Rusya sadece Suriye'de oyunu bozmadı.

Nasıl mı?

Birçok gözlemci, Rusya'nın son yıllarda ABD'nin çıkarlarına yaptığı en büyük hasarın Kremlin'in 2016 ABD başkanlık yarışına müdahalesinden kaynaklandığına inanıyor.

Moskova'nın Amerikan seçimlerinde ortaya koyduğu tehdidin sadece bir yanı. Vladimir Putin döneminde Rusya, Batı'ya sistematik bir meydan okuma başlattı.

Amaç, Avrupa ile Birleşik Devletler arasındaki ve AB üyeleri arasındaki bağları zayıflatmak, NATO'nun dayanışmasını zayıflatmak ve Rusya'nın yakın çevresindeki stratejik konumunu güçlendirmek.

Putin, Rusya'yı Soğuk Savaş'ın sona ermesinden bu yana sahip olduğu önceliğe meydan okuyarak küresel siyasetin merkezine götürmekten başka bir şey istemiyor.

Komşularına gözdağı vermek ve NATO'yu zayıflatmak için tasarlanmış önemli bir askeri modernleşme gerçekleştirdi... Moskova'nın "ayrıcalıklı menfaat alanına" değindiği ve yeni gerçekleri tayin etmek için açıkça askeri güce başvurmaktan çekinmemesi tüm batıyı rahatsız ediyor...

Moskova sadece eski Sovyet cumhuriyetlerinin tamamı üzerinde değil, eli aynı zamanda ABD ordusunun uzun süredir özgür bir elle idare ettiği Orta Doğu'yu da içeren daha uzak alanlara uzandı... Atlantik ve Avrupa'da bölünmeler NATO'nun Rus provokasyonlarına cevap verme becerisini zayıflatmakta bu durum Moskova’ya erişim ve nüfuzunu genişletmek için açıklıklar sağlamaktadır.

Batı ittifakı, Rusya'nın doğu Avrupa'yı ve Baltık ülkelerindeki varlığını güçlendirerek yeni Rusya'nın genişlemesine tepki gösteriyor... Buna karşın Rusya şimdiye kadar herhangi bir NATO üye devletinin toprak bütünlüğünü tehdit etmedi.

Rusya'nın Ortadoğu'daki varlığı ise çoğunlukla güvenlik alanındadır. Rusya, bölgedeki ülkelere milyarlarca dolar değerinde silah sistemi satıyor olmasına karşın askeri olmayan alanlarda çok az ticaret ya da yatırım yapıyor.

Amerika'nın Ortadoğu  çıkmazı...

ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın nükleer anlaşmasını ülke çıkarlarına uygun olmadığı için bozacağını ve İran'ın İslam Devrim Muhafızları Kolordularına yaptırımlar geliştireceğini duyurdu. Eski Başkan Barack Obama'nın devraldığı İran politikasından duydukları memnuniyetsizliği Başkan Trump seçim öncesi belirtmiş, seçim vaadleri arasında da İran'la olan anlaşmayı iptal edeceğini duyurmuştu... Kısa zaman önce yapılan duyurulardan da anlaşıldığı üzere ABD'nin İran'a yaklaşımı daha sert olabilir...

Trump yönetimi, İran'ın kendi  politikasını değiştirmekte zorlandığı kanısında. Washington'ın asıl problemi İran'la olan sorunlarının belirsizliği değil, Amerika'nın Ortadoğu'daki politikasını değiştirmeden daha geniş ele alınamayacağı düşüncesinde olduğu... Özellikle, Washington Suriye'ye yönelik stratejisini yeniden ele almaz yeni bir strateji geliştirmezse, ABD'nin İran politikası etkisiz kalacaktır.

ABD'nin Ortadoğu'da bir çok stratejik çıkarları vardır. Onların arasında İsrail'in güvenliğini sağlama ve Basra Körfezi'ndeki deniz varlıklarının sürdürülmesi yoluyla Washington'un Arap müttefiklerinin (Suudi Arabistan, Ürdün ve Birleşik Arap Emirlikleri dahil) güvenliğinin sağlanması var. İran bu müttefiklerin başlıca tehditlerindendir ve Tahran'ın (Hizbullah, Iraklı milisler ve Yemen'deki Husiler de dahil olmak üzere) bu tehdidin mızrağıdır. Bu nedenle, İran'ı ve İran destekli örgütleri durdurmak, ABD'nin Orta Doğu'daki hedefleri için merkezi bir konudur.

Amerika ve Türkiye arasında ki derin çatlak...

NATO'nun en güçlü ikinci askeri gücü Türkiye ile ABD yol ayrımında mı? Türkiye'nin hava sahasını koruma isteği ABD'yi rahatsız etti... Yol ayrımı için bir çok neden var... Amerika'nın uluslararası terör örgütü lideri konumunda bulunan ve 15 Temmuz darbesinin mimarı Fetullah Gülen'i himayesinde bulundurması, sınırımıza DAEŞ'le mücadele adı altında Türkiye'nin ulusal güvenliğini hiçe sayarak terör örgütlerine silah tedariki yapması iki müttefik ülke arasında derin çatlaklar oluşmasına sebep oldu...

Türkiye, Rusya'nın S-400 uçaksavar füze sistemini satın almak için 2.5 milyar dolarlık bir anlaşma imzaladı ve bir depozito yatırdı. Rusya, Türkiye'ye etkili menzili 400 km olan iki adet S- 400 bataryası satacak... Bununla birlikte Türkiye bataryalara hedef belirleme ve yazılımını tedarik edecek bir sistem geliştirecek. Pentagon yetkililerinin de belirttiği gibi, S-400, NATO'nun hava savunma sistemi ile birlikte çalışmıyor...

İttifakın Türkiye'yi dış tehditlerden koruması gerekiyor ve son yıllarda Ankara'nın Suriye savaşıyla ilgili endişeleri, Kuzey Atlantik Antlaşması'nın Dördüncü Maddesi'ni tekrar tetiklemesine yol açtı. NATO üyeleri, "toprak bütünlüğü, siyasi bağımsızlığı veya güvenliğini tehdit ediyor" sözleriyle belirtti. Suriye savaşının başlangıcından bu yana, Türkiye, Suriye'de ABD tarafından engellenmiş uçuşa yasak bir bölge olmadığını savundu.

S-400, Türkiye'nin giderek daha agresif hale getirdiği dış politika gündemini de güçlendirecek ve Ankara'ya yurtdışında daha fazla özgürlük tanıyacak. Suriye sorunlarının yanı sıra Türkiye, Afganistan'da arabuluculuk yapmak, Myanmar'daki Rohingya Müslümanlarına destek vermek, Katar ile Suudi Arabistan'ın önderliğinde Körfez ülkelerinin bloğu arasındaki anlaşmazlıkta rol oynamaya ve Somali'deki aşırı radikal gruplarla mücadeleye ilgi gösterdi. Savunma yeteneklerini geliştiren Türkiye, uzun süredir bölgede ve bölge dışından gelen tehditlere karşı güvenlik yeteneğini git gide artırıyor...




PAYLAŞ tw fb gp

YORUM YAZIN Ortadoğu'da gücün kadar haklısın yazısına yorum yapın

adınız ve soyadınızla doğrudan da yorum yapabilirsiniz
BU YAZIYA YAPILAN YORUMLAR1 YORUM
  • daraltma! 30 Ekim 2017 10:36 sadece ortadoğuda değildünyanın her yerinde durum aynıdır. her yerde ve her devirde gücün kadar haklısın. gücün yoksa zalimin karşısında ne yaparsın?

    CEVAP YAZ 0 0
REKLAM
İsmail GÜZELDİĞER YAZILARIİsmail GÜZEL
TÜMÜ

AÇIK GÖRÜŞ TÜMÜ

Dilediğiniz platformdan Bizi izlemeye devam edin! tw gp fb rs
REKLAM
REKLAM

İNTERNET HABER MOBİL

iPhone iPad Android
İnternethaber Yayın Grubu Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2018 - İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz ! Tel : +90 212 266 99 99  /  Faks : +90 212 266 98 98 Yazılım Geliştirme ve Sistem Destek: Bilgin Pro