Dink davasında alınan karar hiç kimseyi tatmin etmemiştir.
Ne mahkeme başkanının “Örgüt var delil yok” ne de mahkeme savcısının “Delil de var örgüt de…” açıklamaları da bu tatminsizliği gidermiştir.
Bir başka tatminsizlik alanı Dink’in ölümü ile sembolleşen “Hepimiz Ermeniyiz” sloganıdır.
Hrant Dink, tasarlanarak öldürülmüştür.
Hrant Dink, devlet içindeki güçler tarafından, bir hesaba binaen katledilmiştir.
Hrant Dink, mazlumdur.
Hrant Dink’in bir gazeteci ama daha çok Ermeni bir gazeteci olduğu için öldürüldüğü ve bu cinayetin, toplumun hangi hassas sinir uçlarına değmesi niyetlenerek gerçekleştirildiği artık gün gibi aşikâr.
Bunlara kimsenin itirazı yok.
Ancak…
“Hepimiz Ermeniyiz” sloganına itirazı olan çok.
Doğu ve Güneydoğu'da devletin “Ne mutlu Türküm diyene” dayatmasını eleştirenlerin “Hepimiz Ermeniyiz” sözüne gelen tepkiyi de anlamaları gerekir; bu dayatma sivil bir dayatma olsa bile...
Diyarbakır’daki insanın Türk’sün baskısına itiraz hakkı olduğu kadar “Hepimiz Ermeniyiz” sözüne, “Dink’e üzüldüm ama Ermeni de değilim” deme hakkı vardır.
Bu tepkiyi kadim Ermeni düşmanlığına bağlamak kolaycılık olur.
Sözkonusu cümle, içerik olarak anlamlıysa da biçim olarak provakatif bir cümledir.
Bu slogan “Ermeni dölü” cümlesini yaratan zihniyetin değirmenine su taşımıştır.
Adliyelerdeki görevlilerin Dink’in avukatlarına bıyık altından gülmesine; beyaz bere takanların çoğalmasına varıncaya kadar, toplumda oluşan karşı tepkide bu sloganın etkisi büyüktür.
İyi niyetlerle yola çıkılan bir eylem, bir mazlumun yanında olma mesajı veren sözcükler, bumerang gibi dönüp iyi niyet sahibi insanları vurmuştur.
Hrant Dink bir insandır; bu kadar seveni olduğuna göre de iyi bir insandır.
Geride gözü yaşlı bir eş, gencecik çocuklarını da yetim bırakmıştır.
Bu mazlumiyet ve mağduriyet üzerinden geliştirecek “Hepimiz insanız” sloganı kulağa hafif gelse de, etkisi ve tesiri “Hepimiz Ermeniyiz” sözünden çok daha kuşatıcı olacaktı; Dink’in Ermeni bir gazeteci olduğu için öldürülmüş olmasına rağmen…
Kimse kendini ne Kürt ne Türk ne de Ermeni hissetmek zorunda değildir; bir mazlumun hakkını savunurken bile.
Akademisyeninden taksicisine, esnafından gazetecisine kadar bu slogan, Dink’in cansız cesedinin bir de parçalanmasına sebep olmuştur.