UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Toplam (5) adet yorum eklenmiştir.

yunushocabey
16 Eylül 2010 Perşembe 18:53
Daha önce hiç görmediğiniz kadar demokratikleşeceğiz Aylin Hanım, merak etmeyin... Kafaların demokratikleşmesi ise ayrı mesele... Eğitim çok önemli bu konuda... 1. sınıflardan itibaren demokrasi ve hoşgörü dersi okutulmalı öğrencilere.. Toplumun dönüşümü için bu gerekli.. Nice parti başkanlarının ne kadar demokratik kafaya sahip olup olmadığını siz de bilirsiniz... Ha bundan Almanya bile şikayet ediyor... Geçenlerde bütçe görüşmelerinde Sigmar Gabriel'in yaptığı konuşma olan biteni gün yüzüne seriyordu... Aslında insanlardaki şu nefis var oldukça, tam demokratikleşme ya da mutlak hukuktan yana olma da imkansızlaşıyor gibi... Baksanıza, 72 millete aynı göze bakabilenler o nefsi dizginleyenlerin içinden çıkıyor... Belki de bütün insanlık için oluşturulacak yeni bir eğitim modeli, çağdaş bir sufism edasıyla öncelikle egoları terbiye etmeye odaklanacak... Bu olmadan ne yaparsak yapalım, geçici sonuçlar verecek gibi. Siz ne dersiniz?
CEVAPLA

nethunter@vizyoner
16 Eylül 2010 Perşembe 02:04
Bu yazidan erkek karsitligi sonucunu cikardigina gore makaleden bisey anlamadigin apacik ortada.hem anlamadim diyorsun hem de makalenin erkek karsitligi oldugunu soyluyorsun.bu ne perhiz bu ne lahana tursusu.anlamadigin bir sey hakkinda nasil yorum yapiyorsun.maksat yorum yazmak olsun diye yazdiysan o baska.once makaleyi anla sonra yorum yaz.cok guzel ve yerinde bir yazi.Aylin hanimin bahsettigi degismesi gereken beyinlerden biri de sizsiniz.
CEVAPLA

vizyoner
16 Eylül 2010 Perşembe 00:38
bir erkek karşıtlığı söylemini,demokratikleşme parametresi ile beraber yazmayı becermek de ustalık gerektiriyor...sizi bu becerinizden dolayı kutlarım...makalenizden bir şey anlamadım ama...neyse...
CEVAPLA

OmerrFarukk
15 Eylül 2010 Çarşamba 16:33
Siyaset üretilen değerin bölüşümü üzerinden yapılmadığı sürece, din ve millet temeline dayandırıldığı sürece, insana insan olarak değer vermek prim yapmaz!
Hele kadına değer vermek.Asla!
Hele kadına değer vermek.Asla!
CEVAPLA

hakimbozcan
15 Eylül 2010 Çarşamba 12:01
SİYASETİN SOSYAL TEMELİ SANALLAŞIRSA İNSAN NEREDE SORUSU AKLA GELİR?
İnsan birey olarak mensubu olduğu örgütlü toplumun devletinde bilinciyle yurtdaşlık niteliğni kazanıp yönetim sistemini demokratikleştirebilmişse seçmenlik vasfıyla kendisini yönetecekleri belirli ve aleni periyotlarda hukukun üstünlüğü prensibine göre her bakımdan özgür iradesini kullanarak belirlenmiş kurallara belirleme hakkına sahiptir ancak bu öz şekli hal alıp dasayılan ortam ve koşulların yeterlik niteliklerini kaybetmişse seçmen tanımındaki nitelik kaybıyla sanallaşır.Siyasetin sosyal temeli sanallaşınca görüntü var;ses ve fonksiyon yok olur.Diğer konuları tartışmaya gerek kalmaz.Seçmen niteliğinin temel ihtiyaçlara inen bağımlılığıyla kaybedilenlerden sonra söz biter.Seçmenimizin özellikleriyle toplumsal gelişmemiz ve ulaşmamız gereken hedef ya da amaçlarla arasındaki ilişkiyi düşününce tahnitten farkımızı anlıyoruz da taleplerinin takipçisi olmayışını ya da kendini sürekli siyasetçiye bağımlı kılışına şaşıyoruz.Medeniyet toplumların beyingücünün gelişme düzeyidir.Bilim,fen ve teknoloji üretimiyle iletişimin etkileşiminden yalnızca yönlendirilmiş işlenmiş bilginin sosyal etkileşimi yön,hız ve istekleri belirliyorsa bunda sevginin değil güdünün ürünü sonuçlar çıkar.Egemenlik alanında bukalemunun renk ve kıvamında amorfluğun toplumsal analizi yapılmış mıdır?Mreak ediyorum.Gelişme yön ve hızıyla beklentilerin oluşumunda endişe duyanlar toplumsal hareketlilik yaratmada toplumun hassas sinir uçlarına dokunacak sinyaller gönderip istem yaratıyorlar mı?Umalım bundan sonra girişimler olsun.
İnsan birey olarak mensubu olduğu örgütlü toplumun devletinde bilinciyle yurtdaşlık niteliğni kazanıp yönetim sistemini demokratikleştirebilmişse seçmenlik vasfıyla kendisini yönetecekleri belirli ve aleni periyotlarda hukukun üstünlüğü prensibine göre her bakımdan özgür iradesini kullanarak belirlenmiş kurallara belirleme hakkına sahiptir ancak bu öz şekli hal alıp dasayılan ortam ve koşulların yeterlik niteliklerini kaybetmişse seçmen tanımındaki nitelik kaybıyla sanallaşır.Siyasetin sosyal temeli sanallaşınca görüntü var;ses ve fonksiyon yok olur.Diğer konuları tartışmaya gerek kalmaz.Seçmen niteliğinin temel ihtiyaçlara inen bağımlılığıyla kaybedilenlerden sonra söz biter.Seçmenimizin özellikleriyle toplumsal gelişmemiz ve ulaşmamız gereken hedef ya da amaçlarla arasındaki ilişkiyi düşününce tahnitten farkımızı anlıyoruz da taleplerinin takipçisi olmayışını ya da kendini sürekli siyasetçiye bağımlı kılışına şaşıyoruz.Medeniyet toplumların beyingücünün gelişme düzeyidir.Bilim,fen ve teknoloji üretimiyle iletişimin etkileşiminden yalnızca yönlendirilmiş işlenmiş bilginin sosyal etkileşimi yön,hız ve istekleri belirliyorsa bunda sevginin değil güdünün ürünü sonuçlar çıkar.Egemenlik alanında bukalemunun renk ve kıvamında amorfluğun toplumsal analizi yapılmış mıdır?Mreak ediyorum.Gelişme yön ve hızıyla beklentilerin oluşumunda endişe duyanlar toplumsal hareketlilik yaratmada toplumun hassas sinir uçlarına dokunacak sinyaller gönderip istem yaratıyorlar mı?Umalım bundan sonra girişimler olsun.
CEVAPLA


YENİ ŞAFAKKürecik'te füzeye izin vermedik
HÜRRİYETBakan şahin'e çifte bomba
YENİ AKİTMedya israil taşeronu
İnternethaber Yayın Grubu Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2011 - İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Tel : +90 212 266 99 99 / Faks : +90 212 266 98 98
Tel : +90 212 266 99 99 / Faks : +90 212 266 98 98
Yükleniyor...
















































