YAZARLAR

Ümit SAMİMİ

Ümit SAMİMİ

umitsamimi@gmail.com @ rss Eklenme Tarihi: 31 Temmuz 2013 00:00 - Güncelleme: 24 Ekim 2015 00:56

İdeolojik Saplantılarla Doğruyu Savunmaca

Çok misafir perveriz deriz yersiz samimiyetimize ki zaten gider gitmez gelenin dedikodusu başlar evimizde.

Memlekette adaletsizlikten dem vururuz, oy verirken önceliğimiz hep ideolojilerimizden yana olur.

Torpilden nefret ederiz ama her fırsatta bir tanıdık ararız...

Sorsan bizden milliyetçisi yoktur, milli durumlarda duruşumuzdan asla taviz vermeyiz lakin memleketi korusun diye ne zaman ordu kadro açsa dolmaz. Gönüllü giden şöyle dursun para karşılığı bile askerlik yapacak adam çok az memlekette.

Patron, emeğimin hakkını vermiyor diye arkasından söylemediğiz söz kalmaz ama evdeki tüm filmler, müzikler, oyunlar korsandır, her şeyin korsanını kullanırız.

Bankaları hortumlayanlara, belediyede yolsuzluk yapanlara ağır hakaretler ederiz ama daha az vergi ödemek için mal beyan ederken yaptıklarımız Allah’a havaledir.

Bizde ırkçılık yok sanarız, esmer köpeklere arap adının konulması hiç şaşırtmamıştır şimdiye kadar oysa bizi...

Dindarım der namaz kılmaz, hukukçuyum der hesap sormaz, muhasebeciyim der paraya vergi taklası artırır lakin tüm bunlardan şikayet ederiz..

Herşeyin en iyisini biliriz, vereceğimiz nasihatımız çoktur ama dinleyecek vicdanımız yoktur... Bu yüzden beni toplumun popüler fikirleri hiç mı hiç ilgilendirmiyor. Susmamı bile yanlış anlayan insanların, kendisine öğretilenlerle nasihat etmesi, hiçbirine uymadığı geleneklerden örnek vermesi yeterince bayat ve samimiyetsiz..

Kendi hayatımdan örneklerle açıklayayım isterseniz.

Sürekli asgari ücretin yetersizliğinden dem vuran, fakirlere babalık yaptığını, onlara el uzatılması gerektiğini söyleyip duran bir tanıdığım var ve geçenlerde çalışanlarına sigortalarını asgari ücretten gösterdiğini duydum... Anlattığı kadar yardım yapsa ne olur, çalışanlarının hakkını gasp ettikten sonra ?

Sonra fark ettim ki, birisi en çok neyi eleştiriyorsa aslında en çok o günahı işleyen de yine kendisi oluyor. 

Mesela göz gezdirin sosyal medyaya. Namus bekçilerinin arkadaş listelerine bir bakın, kaç tanesi karşı cins ? Büyük çoğunluğu mu?

Ya da dürüstlük timsali, asla yalan söylemeyen adamların sözlerini ezberinizde tutun ve belli bir süre sonra tekrar sorun....

Her gün o kadar çok görüyorum ki bu örnekleri... 

Toplumsal meselelerde en çok sivrilenlere bakıyorum.. Çok uzağa gitmeden bugün ağaç kıyımı diye feryadı figanda bulunanlar, hayatları boyunca tek bir çiçeğe, tek bir ağacın dalına saygı göstermemiş insanlar.

Dişini fırçalarken çeşmeyi kapatmayan adam, birlikte mangal yaktığım arkadaşım, ateşi söndürmeden piknik alanından ayrılmayı talep eden ve ‘Boş ver zamanla kendi söner, vapuru kaçırmayalım’ diyen arkadaşım çevrecilikle ilgili derin endişelerini paylaşmış.

Haklı olanı söylemek yetmez, haklı olanın tarafında yer almak gerekir. Doğru budur deyip yanlışı yaptıktan sonra, ne kadar yüksek sesle yanlışa karşı bağırsanız da bir anlamı yoktur. Önce kendiniz, söylediklerinize yakışanı yapmakla mükellefsiniz. Yoksa söyledikleriniz, ne kadar anlamlı da olsa sizi sadece rezil eder. Samimiyetsiz olduğunuz ortaya çıkar.

Tekrar etmek istiyorum.

Birisi en çok neyi eleştiriyorsa aslında en çok o günahı işleyen de yine kendisi oluyor. Dikkatlice izleyin, sizde göreceksiniz... 

Dostlukla...

http://www.twitter.com/umitsamimi




PAYLAŞ tw fb gp

YORUM YAZIN İdeolojik Saplantılarla Doğruyu Savunmaca yazısına yorum yapın

adınız ve soyadınızla doğrudan da yorum yapabilirsiniz
BU YAZIYA YAPILAN YORUMLAR0 YORUM
REKLAM
Ümit SAMİMİDİĞER YAZILARIÜmit SAMİMİ
TÜMÜ

AÇIK GÖRÜŞ TÜMÜ

Dilediğiniz platformdan Bizi izlemeye devam edin! tw gp fb rs
REKLAM
REKLAM

İNTERNET HABER MOBİL

iPhone iPad Android
İnternethaber Yayın Grubu Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2018 - İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz ! Tel : +90 212 266 99 99  /  Faks : +90 212 266 98 98 Yazılım Geliştirme ve Sistem Destek: Bilgin Pro