25 Mayıs 2012
  • İstanbul
    21°C

     
  • Ankara
    22°C

     
  • İzmir
    22°C

     
Piyasalar
  • IMKB54.917
  • Euro2,3144
  • Dolar1,8458
  • Altın623,25

Hoca Efendi, Gülen Medyasını uyardı!

11 Mart 2010 Perşembe

Az sonra okuyacaklarınız, Fethullah Gülen Hoca Efendi’nin, TSK’ya yönelik suçlamalar hakkındaki görüşlerini anlatıyor…
Ben o konuşmayı, 9 Mart 2010 günü STV akşam haber bülteninden alıntıladım…
Önce, haberleri okuyan arkadaşın girişinden küçük bir bölüm sunayım…
Çünkü çok ilginç…
                                   ***

“Sevgili seyirciler Muhterem Fethullah Gülen Hoca Efendi’nin çok önemli değerlendirmeleri herkül nokta org isimli internet sitesinde yayınlandı. Hoca Efendi, ‘Cuntanın levsiyatına bakarak bir müesseseyi bütünüyle karalamak insafsızlıktır’ diyor. Gülen, ‘Düşmanlıklar üretmemek, dünyanın gerilimini azaltmak için çaba sarf etmek gerektiğini anlatıyor.”

                                   ***

Sonra da Hoca Efendi geliyor ekrana…
Mukni (ikna edici) yüzü ve ses tonu ile konuşuyor:

                                   ***

 “Bir ferdin günahı ile mesabesi (rütbe) ile koskocaman bir toplumu karalamamak lâzım. Adalet buna müsaade etmez. Hak buna müsaade etmez. Başkalarının da bir sürü hakkı yenmiş olabilir. Hani günümüzde; belki yani ağızlarını son zamanlarda düzelttiler bazı kimseler; ‘çok mübarek bir müessese, kahramanlar ocağı’ falan diyorlar. Ama içinde cuntacılar da var yani. İşte o tefrikin (farkın) yapılması lâzım. Ellibin tane insan içinde bin tanesi öyle düşünmüş ve birkaç bin taneyi de kendi güdümlerinde o işe sevk etmişler, bence o müessese o birkaç bin tane olan, birkaç bin tanelik o müessese onunla karartılmamalı bence onunla suçlanmamalı.”
                                 ***

Önce, haberi anlatan arkadaştan başlayayım…

Sevgili kardeşim…

Gülen’in telâffuzunu işitemedim çünkü o bölümü vermiyor kendin okuyorsun…
Ama telâffuzun felâket kötü…
Hoca Efendi mutlaka Levsiyyât (kir, pislik) diyordur…
Ne var ki sen bunu, “Levsiyat” diye okuyorsun, dümdüz…
Ya Hoca Efendi’yi dinlememiş, promterda yazıldığı gibi okuyorsun…
Ya da kös dinlemişsin…
Ve sevgili kardeşim…

                                   ***
Fethullah Gülen Hoca Efendi’nin adının önüne “Muhterem” sıfatı getirilmesine ihtiyacı olmadığı gibi, benim de onun adının başına getirilen “Muhterem” tanımlamasına itirazım yok olamaz da..
Ama…
Az sonra “Cumhurbaşkanı Gül…”, “Başbakan Erdoğan…”, “CHP Genel Başkanı Baykal…”, “MHP Genel Başkanı Bahçeli…” diye başlayınca olmuyor…
Fethullah Gülen Hoca Efendi “Muhterem” ise ki mutlaka öyle…
Diğerleri de biri Cumhurbaşkanı…
Bir diğeri Başbakan…
Ve kalan ikisi de muhalefet partilerinin genel başkanları…
Ve arkalarına milyonlarca vatandaşın oyunu almış birer siyasetçi Devlet Adamı…
Zatı âliniz onlara da hiç olmazsa “sayın” diye hitap etseniz olmaz mıydı yani?..
Ne kadar kabasınız…
Ya da ne kadar “Yağcı”!..
                                   ***

Neymiş:
“Muhterem Fethullah Gülen Hoce Efendi….”
Ya sonra?..
Sonrası şöyle:
“...... Gül, yaptığı açıklamada……”
Yuh yani?..
Sanırsınız 72 Milyonun cumhurbaşkanından değil; çiçek bahçesindeki güllerden birinden söz ediyor Ali Bey kardeşimiz…
Ya da, “...... daha sonra bilmem nereyi ziyaret eden Erdoğan”…
Vay be!..
Ali Bey sanki 58. Piyade alayındaki erlerden biri olan Doğan’ı anlatıyor…
Bereket lâfın gidişinden, ülkemizin başbakanından söz ettiğini anlıyorum…

                                   ***

Pek Muhterem Gülen Hoca Efendi!..
Az sonra yazacaklarımı size ulaştırmayacaklarını biliyorum ama ben görevimi yapayım da arşivde kendime yer tutayım…
Siz her ne kadar
“Bir ferdin günahı ile mesabesi (rütbe) ile koskocaman bir toplumu karalamamak lâzım. Adalet buna müsaade etmez. Hak buna müsaade etmez”   deseniz de, sizin temiz adınız istismar edilerek kurulmuş Samanyolu TV ve ZAMAN Gazetesi henüz yargılama aşamasında; 50 – 60 kuru subayın yanına 600 bin yaş subay, astsubay ve eri de katarak devasa TSK’yı yerin dibine batırıp çıkarıyor…
Sizin medyanıza göre TSK külliyen darbeci…
Sizin medyanıza göre,
“Bir ferdin günahı ile mesabesi (rütbe) ile koskocaman bir toplum rahatlıkla karalanabilir, karalanmalıdır da…”
Sizin medyanıza göre “Adalet de Hak da buna müsaade eder.”
                                   ***

Yani pek muhterem Hoca Efendi…
Sizin cemaatinize ait olduğu bilinen medyanıza "uyarı" niteliği taşıyan bu açıklamanız mükemmel ve hakkaniyetli ama...
Sizin “Medya” isimli “Tamburanız”, sizi yalanlıyor…
Onlar sizin gibi düşünmüyor…
Bir de utanmadan; sizin her birinin altına imzamı koyacağım sözlerinizi yayınlıyorlar…
Siz onların umurunda bile değilsiniz çünkü onlar Hakk’ın ve Adalet’in mübarek emirlerini değil; çıkarlarının vicdansız talimatlarını dinlemeyi tercih ediyorlar!..

GÜLEN TSK İLE İLGİLİ TARTIŞMALAR HAKKINDA NELER SÖYLEDİ? DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

adnanberkokan@gamil.com

Bu yazı toplam 572112 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Toplam (108) adet yorum eklenmiştir.
PARLA PARLA
14 Mart 2010 Pazar 02:10
Değerli Yorumcumuz İnternethaber'de büyük harfler ile yazılan yorumları onaylayamıyoruz. Yorumunuzu küçük harfler ile yazarak yeniden yollamanızı rica ederiz. Saygılarımızla
CEVAPLA
YORUMUN DEVAMI
ahmet kuray
12 Mart 2010 Cuma 10:32
Bir şakirtin itiraflarından alıntı yapıyorum, okuyun, gerçekleri öğrenin:

Cemaatten ayrıldıktan sonra, vicdanen huzursuzluk duyduğum birçok olay vardır. Cemaatte bizlere hak, hukuk, adalet, dürüstlük gibi ahlaki kavramları kafalarımıza yerleştirmişlerdi. Fakat bunların hiçbirine artık inanmıyorum. Örneğin lisedeyken, şakirt bir hocamız vardı. Edebiyat dersine geliyordu. Bize o kadar toleranslı davranıyordu ki biz dersten hiç çalışmadan beleş geçiyorduk. Ama diğer arkadaşlar çok ders çalışsa da, onlara sırf cemaatin dışında oldukları için zayıf not verirdi, sınıfta bırakırdı. Hatta öğretmenden soruları alırdım, hizmete sokmayı düşündüğümüz çocuklara verirdim. Yazılı kâğıtlarını hocayla ben okurdum ve ismi Devrim gibi sol görüşlü öğrencileri seçer, onlara zayıf verdirirdim. Üniversitede de aynı olurdu. ...... Üniversitesi'nde, yine bazı hocalarımız şakirtti. Okulda bizi tanımamazlıktan gelirlerdi. Oysa akşam onların evlerine giderdik. Sınav kâğıtlarını birlikte okur cemaat dışındakilere hep zayıf not verdirirdim. Bu hocalar öğrencileri bizden sorar, kağıdını çok da iyi yazsa, iyi not vermezlerdi. Yani onların hakkını yerdik. Hakka, hukuka aykırı hareket ederdik. Bu olaylar şimdi beni vicdanen çok rahatsız ediyor. Kaç öğrenci bu nedenle hala mezun olamadı. Bunun sorumlusu ben ve cemaattir şüphesiz..

daha bunun gibi sayfalarca yazılar var, facebookdaki sayfaları açın okuyun, sadece samanyolu tv izleyerek yalanlarla beyninizi yıkamayın..
CEVAPLA
YORUMUN DEVAMI
ahmet kuray
12 Mart 2010 Cuma 10:09
Bir şakirtin itiraflarından alıntı yapıyorum, okuyun, gerçekleri öğrenin:

Hocaefendi, Hocaefendi, Hocaefendi.. Hocaefendi ne diyor bu konuda, Hocaefendi'nin çok mühim tespitleri var bu konuda, Hocaefendi bugün ne diyor, Hocaefendi'nin dediklerini artık bilmemne sitesinden günü gününe takip edebileceğiz arkadaşlar, Hocaefendi çok ciddi uyarıyor, Hocaefendi çok mübarek, Hocaefendi bizzat ilgilenmiş, Hocaefendi adını bizzat kendi koymuş, Hocaefendi derhal yapılsın istemiş, Hocaefendi, arkadaşlar dikkatli olsun demiş, Hocaefendi, arkadaşlar artık evlensin demiş, Hocaefendi, çocuk yapın demiş, Hocaefendi, İşhadı güçlendirin demiş, Hocaefendi, gazete tirajının bu haliyle karşıma çıkmayın demiş, Hocaefendi başı açık ablalar la da evlenilsin istemiş, Hocaefendi, bir dua etmiş maçın ikinci yarısı Galatasaray iki gol atarak Real Madridi devirmiş, Hocaefendi, Allah depremde İkitelli Medyası'nı çiftetelli gibi sallardı ama içlerinde mübarek gazeteler de var demiş, Hocaefendi üzülmüş, Hocaefendi çok kederlenmiş, Hocaefendi hastalanmış, Hocaefendi, Asya Finans Kredi Kartı alın demiş; Ulusal Televizyon ihalesi yapılacağı gün Asya Finansın kasasında o kadar para yokmuş, para lazımmış, Hocaefendi şunu demiş,Hocaefendi bunu demiş.. Bu konuşma tarzına sıradan bir ışık evlerinde her gün rastlayabilirsiniz.

daha bunun gibi sayfalarca yazılar var, facebookdaki sayfaları açın okuyun, sadece samanyolu tv izleyerek yalanlarla beyninizi yıkamayın..
CEVAPLA
YORUMUN DEVAMI
ahmet kuray
12 Mart 2010 Cuma 10:08
Bir şakirtin itiraflarından alıntı yapıyorum, okuyun, gerçekleri öğrenin:

Sırf solcularla inatlaşma uğruna yaptığımız birçok saçma iş vardı. Bunlara en iyi örnek Yeni Yüzyıl gazetesinde Hocaefendi'nin röportajının çıktığı zamandı. Bu gazeteyi sırf solcular 'Hocalarının röportajına bile sahip çıkmıyorlar' demesinler diye balya balya aldık ve Zaman gazetesinin depolarında çürümeye bıraktık, sonra da imha ettik. Bazı yerlerde Zaman gazetesinin içine koyarak dağıtıldığını duyduk. Gazete hiçbir yerde bulunmaz olmuştu. Üç günlük röportajı on beş güne yayarak ve tirajını da ona katlayarak gazete büyük kar etti sayemizde. Bir sefer de Süleyman Demirel'in Fatih Üniversitesi' nin açılışında 'burayı doldurabilir misiniz' demesi üzerine iş-güç, okul-sınav demeden koştuk ve doldurduk orayı. Hocaefendi istiyor diye daha yeni okuduğumuz kitapları bir kere daha okuduk.

daha bunun gibi sayfalarca yazılar var, facebookdaki sayfaları açın okuyun, sadece samanyolu tv izleyerek yalanlarla beyninizi yıkamayın..
CEVAPLA
YORUMUN DEVAMI
ahmet kuray
12 Mart 2010 Cuma 10:07
Bir şakirtin itiraflarından alıntı yapıyorum, okuyun, gerçekleri öğrenin:

Görüldüğü üzere cemaatte tam bir askeri disiplin vardır. Sorumluluklar ve görevler kesin olarak belirtilmiştir. Hiç kimse bunların dışına çıkamaz ve herşey, her hareket kaydedilir. Cemaate alınan öğrencinin, tüm özellikleri, yaklaşımları, bütün bir gün içindeki davranış ve tutumları kaydedilir ve haftasonu rapor halinde bir üst görevliye verilir. Çok yakın iki arkadaş bile birbirlerini denetlerler ve yanlış bir tutum olduğu takdirde hemen rapor ederler. Bütün bu görevler Allah adına yapıldığı ve hizmetin aksaması halinde ahiret azabının korkunç olacağı kişilerin beyinlerine öylesine yerleştirilmiştir kihiç kimse bunların dışına çıkamaz. Öğrenci yerine getirdiği her görev için özel olarak seçildiğini, cemaatin üstlendiği şeriat düzenini yeniden kurmak için kendisine verilen bu kutsal vazifeyi en iyi şekilde başarması gerektiğini bilir. Cemaate giren öğrenciler, artık kendilerini buraya adamış olurlar. Kendilerine verilen bilgi ve görev ne olursa olsun, onlara inanmak ve gereğini yerine getirmek zorundadırlar. Bu kararlar, ailesinin, devletinin, ülkesinin zararına da olsa... Çünkü cemaatin kutsal değerleri herşeyin üzerindedir. Zaten bu türlü cemaat ve tarikatların en büyük zararı da buradadır. Birey kendi kişiliğini kaybetmekte, cemaatin müridi olarak aynı görüş ve değerleri benimseyerek adeta robotlaşmaktadır.

daha bunun gibi sayfalarca yazılar var, facebookdaki sayfaları açın okuyun, sadece samanyolu tv izleyerek yalanlarla beyninizi yıkamayın..
CEVAPLA
YORUMUN DEVAMI
Tüm Yorumlar
21 Mayıs 2010 Cuma
20 Mayıs 2010 Perşembe
19 Mayıs 2010 Çarşamba
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Haberleri sitene ekle
Haberleri sitene ekle
Diğer Sitelerİnternethaber Yayın Grubu Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2011 - İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Tel : +90 212 266 99 99  /  Faks : +90 212 266 98 98
Yükleniyor...