25 Mayıs 2012
  • İstanbul
    21°C

     
  • Ankara
    22°C

     
  • İzmir
    22°C

     
Piyasalar
  • IMKB54.917
  • Euro2,3144
  • Dolar1,8458
  • Altın623,25

Gandi Kemal umut oldu ama...

20 Mayıs 2010 Perşembe
Mevlâna ne güzel söylemiş: “ Birinin bir eşeği vardı ama palanı yoktu; palanı bulduğundaysa eşeğini kurt kaptı… Birinin suyu vardı ama ibriği yoktu; Suyu bulduğundaysa, ibriği kırılmıştı…”
 
 
 
 
 
Gandi Kemal umut oldu ama...
 
Şairin dediği gibi; meydan buluyoruz at yok. Atı bulduğumuzda meydanı kaybediyoruz.
Bir Başbakanımız var, gerçekten
cesur.
Ama fazla cesur mu ne?
İşi despotizme götürmeye çok yatkın. Kimseyi takmıyor.
Demokratik açılım konusunda
samimi.
Ama kendi
demokrat değil
Her an
“yaptığını yıkacak” diye ödümüz kopuyor…

                            * * *
 
Yeni bir ana muhalefet partisi lider adayı var.
Yumuşak huylu, temiz yüzlü, dürüst, iyi ahlâklı
ama…
“Bu kadarı da fazla”
dedirtecek türden.
Sırtına vurun lokmasını alın, kabalık yapmamak için sesi çıkmayacak sanki.
Bu gidişle bırakın
“Lider” olmayı, genel başkanlığı bile zor yapacak gibi.
Başı sıkıştığında
Fatih Altaylı’ya, Uğur Dündar’a ya da M. Ali Birand’a telefon edip “şimdi ben ne yapayım?” diye soracak neredeyse...
 
                            * * *

Oysa öyle olmadığını biliyorum.
Olmayacağını da umuyorum ama...
Çevrenizdekilere
sorun herkesin aynı şeyi söylediğini duyacaksınız.
Meselâ bugün
Doğan Gurubu tarafından desteklenmenin avantaj değil, dezavantaj olduğunu göremiyor.
Bir
"atlama taşı" olarak kullanılma tehlikesi olduğunun farkında değil.
Son üç gündür Doğan Gurubu televizyon veya gazetelerinden birinden çıkıp, diğerine giriyor…
Oysa bu imaj hemen değiştirilmeli.
Şimdiye kadar medyanın kimi iktidar yaptığı görülmüş ki?..

Cem Boyner
ve Mesut Yılmaz ve en başında Tansu Çiller kadar Doğan Gurubundan destek alan kaç siyasetçi çıktı?..
Peki şimdi n
eredeler?..
Aydın Doğan
'ın hiç destek vermediği Tayyip Erdoğan başbakan.
Arkasında medya desteği hiç olmayan
Devlet Bahçeli ise neredeyse CHP kadar milletvekiline sahip..
Ben,
Kılıçdaroğlu'na bu desteğin Aydın Doğan'ın emriyle olduğu kanısında değilim.
Aydın Doğan'ın gazetecileri patronlarının başına sardıkları belâyı, Kılıçdaroğlu'nu "Başbakan" yaparak çözeceklerini sanıyorlar.

                            * * *
 
Hâsılı, Kılıçdaroğlu bu kadar sevildikten, bu kadar umut verdikten sonra kamuoyunda adı, "Aydın Doğan'ın Adamı" ya da "Turgay Ciner'in Adamı"na çıkarsa, işte o zaman milletçe yanarız.
Kim kışkırtır bilmem ama umutlarını yitiren halk birbirini yer…
Bu yazdıklarım
Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı çıkmak değil, bir siyaset bilimcisi olarak onu uyarmak içindir.
Aksine,
Kılıçdaroğlu'nun şu anda yakaladığı havayı mükemmel bulanlardanım.
Ama dün de dediğim gibi,
"Doğan ve Ciner Gurubu kanallarını geziyor ve çok konuşuyor"...
Halk muhabbet değil,
"somut çözüm" bekliyor.
Çünkü...
Siyasetçinin önce umut olup sonra umutları yıkmasının ne demek olduğunu (Merhum)
Ecevit örneğinde gördük...
 
 
 
Öptüler, öptüler, öptüler!..
 
Demokrasi tarihimiz, “Düşün peşime” diyen karizmatik liderlerle dolu.
Onlar da halkımızı elinden tutup bir tenhaya götürdüler ve
öptüler, öptüler, öptüler…
Orta halli geldikleri makamdan,
Karun gibi zengin ayrıldılar…
İlk defa,
karizmatik olmayan bir siyasetçi çıktı ortaya.
O da orta halli ama
“çalacağa” pek benzemiyor.
Çalmak istese de beceremez zaten çünkü genetik yapısı müsait değil.
Halka,
“Düşün peşime” demiyor.
Aksine,
“Ey halkım, düşün önüme sizi takip edeceğim” diyebilecek kadar mütevazı görünüyor.
Ama o kadar
fazla mütevazı görünüyor ki abartıyor.
22 Mayıs Sabahı
’na kadar korkarım “mütevazılık” ortadan kalkacak; “Pısırık” olacak.
Çünkü halka
“Düşün Peşime” demeyen yeni lider adayını bu sefer de medya elinden tuttu. Ha bire tenhalık bir yere çekip duruyor.

 
 
Günün güzelliği
 
Anıtkabir’de, Başbakan’a samimi bir dille; imzalanan “uranyum takası” anlaşmasının çok önemli olduğunu ancak BM’nin yaptırım kararı için işlettiği bir süreç olduğunu hatırlattıktan sonra; Çözüm Brezilya-Türkiye imzası ile çözülecek sanıldı ama BM İran’a yönelik yaptırımdan vazgeçmiyor. BM’den yaptırım kararı çıkarsa ciddi sorun olur” diyerek yılların diplomatlık deneyimini aktaran CHP Genel Başkan Vekili Onur Öymen’e teşekkür eden ve “Gözlerimizi BM’den ayırmayacağız” sözünü veren Başbakan Erdoğan arasındaki çağdaş siyaset…
 
 
 
Sıyırıyor
 
Başbakan Erdoğan, Zonguldak’ta yaptığı konuşmada "Şunu da bilelim ki bu yörenin insanları bu tür olaylara alışık. Kaderleri bu" dedi.
Suçu (Hâşâ) Allah’a atıp sıyırmaya çalışıyor…
 
 
 
Fıkra değil…
 
T. S. Eliot bir şiirinde şöyle diyordu:
 
Biz içi boş adamlarız  
Biz içi doldurulmuş adamlarız  
Birbirimize yaslanırız
Başımız samanla dolu.
Heyhat!
Kuru seslerimiz
Birlikte fısıldarken yavaş ve anlamsızdır
Kırık camların üzerindeki fare adımlarımız
Kuru bodrumumuzda…
İşte dünya böyle son bulur
Gürültüyle değil, iniltiyle…
Bu yazı toplam 25648 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Toplam (10) adet yorum eklenmiştir.
BaturM
20 Mayıs 2010 Perşembe 18:48
Değerli Yorumcumuz, Her görüşe eşit mesafede durmakla birlikte;hakaret,küfür,aşağılama vb.içeren,toplumsal hassasiyetleri zedeleyici nitelikteki ve büyük harfler ile yazılan yorumları yayınlayamıyoruz.Kriterlere uygun olarak yeniden yorum yazmanızı diler,ilginize teşekkür ederiz. Saygılarımızla
CEVAPLA
YORUMUN DEVAMI
MUSLUBEYOĞLU
20 Mayıs 2010 Perşembe 15:23
haciwhat arkadaş doğru söylüyor. Doğan Grubu ve AKP bir zamanlar dirsek temasında bulunmuşlardı. Aydın Doğan Başbakanı (Mesut Yılmaz) pijama ile karşıladı dedikodusu oy veren ya da vermeyen vatandaşı incitmişti. Kılıçdaroğlu'nun malum kanallara çıkıp çok konuşması iyi bir şey değil. Biraz kendini saklaması lazım. Yani ölçülü gitmesi lazım. Dost sandığın gazeteci orada bir soru sorar şaşırıp kalırsın. Sararıp solarsın. Yazarımız aslında fena da yazmamış. Haklı olduğu konular var. Allah doğrunun yardımcısı olsun.
CEVAPLA
YORUMUN DEVAMI
kahya yahya
20 Mayıs 2010 Perşembe 13:02
Türkiyede çok sayıda şehir efsaneside denen kirli bilgi ortalıkta dolaşmakta,kimileri bilmeyerek,kimileride bilebile palavrayı pompalamaya devam etmekte.
Bu çok sayıdaki palavradan biri ermeni lobisi palavrasıdır.Başta ABD ve avrupa olmak üzere bir çok ülkede cia tarafından tezgahlanan operasyonları ermeni lobisi yapıyor diye türkiyede pomlalarlar.Ateş olsa kendilerini yakamayacak ermenilerin dünyayı parmağında oynattığı palavrasını yayarlar.
Bir başka kirli bilgide aydın doğan medyası yada holding medyası palavrasıdır.Ama biz derin devletin aydın doğan vs yi paravana olarak kullandığını,medyanın derin devletin medyası olduğunu,aydın doğanınsa sadece medyanın masraflarını karşıladığını,yayın politikası konusunda doğanın fasulya kadar etkisinin olmadığını biliriz.Nerden biliriz,genel yayın yönetmenlerine bakar bakmaz anlarız.
CEVAPLA
YORUMUN DEVAMI
GATAKULLI
20 Mayıs 2010 Perşembe 12:59
T. S. Eliot'un bir sozu; " Bazilari isigin, bazilari golgenin pesine dustu "
Hangisinin pesindeyiz???
Bugunki yaziniz;
Altina imza atilacak cinsten, zira kilictaroglu-dogan medyasi tespitleriniz tescilli birer gercek. o yuzden bende -size katiliyorum- kilicdaroglundan o kadar umitli degilim.
CEVAPLA
YORUMUN DEVAMI
haciwhat
20 Mayıs 2010 Perşembe 12:13
yapmayın yazar bey; "Aydın Doğan'ın hiç destek vermediği Tayyip Erdoğan başbakan." demişsiniz; o dönem (akp'nin kunuluşundan 2002 seçimleri ve tezkere süreci) doğan gazetelerini hatırlamadığınızı düşünemiyorum belki bir dönem destek verdiğini satır arasında belirtebilirdiniz, uzan'ların tasfiye sürecini, bunda doğan grubunun rolünü, özellikle 01.03.2003 tezkere dönemine kadar olan süreci doğan grubunun verdiği desteği nasıl göz ardı edeceğiz..
bu tezkere hadisesi çok mühimdir, doğan grubu için tezkerenin geçmesi doğan grubu ortaklığına ait akaryakıt firmasının abd'nin askeri araçları için yapacağı satış ve savaş sonrası yatırımlar açısından önemliydi, sadece doğan grubunun amiral gazetesi başyazarı e. özkök'ün 27.02.2003 tarihli yazısını okumak doğan grubunun tavrını görmek açısından yeterlidir..
akp ve doğan grubunun ortak çıkarı öncelikli hedef olan uzan grubunun tasfiyesiydi, doğan grubu uzan medyasını ele geçirmek için akp'ye destek vermiştir çünkü uzan'lar doğan grubu medyasına hem rakipti hem de uyguladıkları rekabet afresifti, akp baba kemal uzan'la çok ters düşmemesine rağmen cem uzan'ın kurduğu partinin 2002 seçimlerinde aldığı oy dikkatlerden kaçmamış ve tasfiye sürecine başlanmıştır, hem kurulan parti hem uzan medyası tasfiye edilmiş tasfiye neticesinde ortaklık bozulmuş eski ortaklar bu sefer birbirlerini kollar hale gelmiş, kendi medyasını oluşturmaya başlayan akp için doğan grubu tehdit halini almıştır ve sonra doğan grubuna yönelik malum vergi davaları gündeme gelmiştir, bugün eğer iktidara yakın olan "yandaş" diye adlandırılan medya grupları olmasa ve sadece doğan medya grubunun sesi çıksaydı iktidar-doğan grubu ilişkisi böyle olur muydu?

30 maden emekçimiz ekmek parası için kömür karasına hayatlarını feda etti; taşeronlaştırma ne kader ne yazgıdır, insanca çalışıp insanca yaşamak herkesin hakkıdır; yeryüzünde cenneti göremediler, ekmek kavgası onları yerin derinliklerinde çalışmaya mahkûm etti, mekânları cennet olsun..
CEVAPLA
YORUMUN DEVAMI
Tüm Yorumlar
21 Mayıs 2010 Cuma
20 Mayıs 2010 Perşembe
19 Mayıs 2010 Çarşamba
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Haberleri sitene ekle
Haberleri sitene ekle
Diğer Sitelerİnternethaber Yayın Grubu Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2011 - İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Tel : +90 212 266 99 99  /  Faks : +90 212 266 98 98
Yükleniyor...