19 Eylül 2014
  • İstanbul
    25°C

     
  • Ankara
    21°C

     
  • İzmir
    27°C

     
Piyasalar
  • BİST77.496
  • Euro2,8745
  • Dolar2,2255
  • Altın586,68
Yazıyı Yazdır

YAZARLAR İSMAİL ÖZ

Futbolun Sosyolojisi ve Holiganlaşan Taraftarlık

14 Mayıs 2013 Salıismail öz

“Aklın kontrol edemediği Fanatizm ve Holiganizm’den Allaha sığınırım.”

Aslında sporun bilinen ve inanılan hiçbir dalının insanı şiddete götürememesi gerekir. Hem spor yapanın hem de sporu destekleyenin psikolojisinin de aslında bir deşarj olma, fazla enerjisini faydalı bir zeminde atma mantığında olması gerekir.

Fakat bana göre ülkemizde ve de dünyada, özellikle futbolun bir spor olmaktan çok milyar dolarların döndüğü bir sektör haline gelmesi, bu spor ruhunu zedeleyen bir atmosfer meydana getirmektedir. İşin çerisinde dönen bu ekonomik katma değer, bu katma değerden istifade etmek isteyenlerin “hararetli” mücadelelerine sahne oluyor maalesef. Yaşanan bu acımasız rekabet ister itemez kulüp yöneticilerinin dilinin sertleşmesine de sebep olmaktadır.

Oluşan öfke kaybedilen para nispetinde olduğu için bu, öfkeyi daha da artırmaktadır. İşte bu öfkenin sahiplerine “tartışmasız” bir taraftarlık duygusuyla bağlı olanlar, takımlarının yöneticileri tarafından oluşturulan bu öfkeyi “daha yüksek dozda” algıladıkları için oluşan şiddetin sonucu cinayetlere kadar varabiliyor. İşte bir derbi sonrası Edirnekapı’da meydana gelen cinayet bu “öfke dili”nin yansımasıyla ilgilidir kanaatimce.

Birde şahsen izlemekten imtina ettiğim, hakaretlerin adeta savrulduğu/havada uçuştuğu ve hatta gerçekten de seviyenin adeta yerlerde süründüğü, futbol yorumlarının yapıldığı programları masaya yatırmak gerekir. Onların çıkardığı kavganın belki kendilerince kontrolü olabilir. Fakat henüz otokontrolü gelişmemiş, algıları duygularını aşamamış birçok gencin bu kontrolden yoksun olduğunu ifade etmemiz gerekir. Bu kişiler oluşturdukları/oluşturacakları tesirin mutlaka farkında olmalılar. Bazı şeyler “izlenme aşkı” için feda edilemeyecek kadar kıymetlidir çünkü bir gencin hayatı gibi. Belki onlar “Bizim yaptığımız buna da sebep olur mu?” diyeceklerdir. Olur, tabi; siz görmeye tenezzül etmezseniz olur. Umarım ders alanlardan oluruz.

İşte bu zeminde oluşturulan taraftarlık “sevgi” yerine “kavga”, “yaşatmak” yerine “ölüm” getiriyor maalesef. Bir genç, hiç tanışmadığı birini öldürüyor, diğeri de hiç tanımadığı tarafından öldürülüyor maalesef. Neden “taraftar düşmandır” algısı oluşturanlar yüzünden. Ve tabi öç almak istediği bir takımın taraftarını o takımla özdeşleştirdiği için. Tanımasa da “O” takımın formasını giyiniyordu ya bu, onun için yeterliydi.

Eğer bu algıyla, bu spor ruhu ve taraftarlığı yaşatılmaya devam ederse bu tehdit, “her forma giyeni” kapsayan bir tehdit haline gelebilir. Bu çok ciddi bir tehdittir. Bu tehdidi bertaraf etmek için bütün tarafların ve özellik de bu sektörü yönlendirenlerin kullanacağı dil, takınacağı tutum son derece önemlidir.

Eğer bir spor ve onun taraftarlığı, insanı yaşatmaktan uzaksa öncelikle kendisini öldürüyor demektir.      

 Aksi halde bir acı anında dahi kutlama yapmaktan geri duramayan, kendi otokontrolünü kaybeden kitleler haline dönüşürüz. Reyhanlı olaylarını önce kendi mantığıyla yorumlayamayıp eğlenen kitlelerin daha sonra gelen yorumlarla yeni pozisyonlar belirlemesi örneğinde olduğu gibi. Aslında birilerinin “Aslında eğlenmemeliydik.” Demesine gerek kalmadan bu refleks harekete geçebilmeliydi. Demek oluyor ki bir fanatizm bir milletin reflekslerinde olan saygıyı bile unutturabiliyor. Şahsen insanın kontrol edemediği taraftarlıklardan da Allaha sığınmamız gerekiyor. Aksi halde hem madden hem de manen bedelini ağır ödüyoruz işte…

Bu yazı toplam 107944 defa okunmuştur
Yorum Ekle
1000

Bu habere yapılan yorumlar

0 Yorum

Sırala : Son Yorumlar |

Onay Bekleyen Yorumlar (0)
Yazarın Diğer Yazıları
Haberleri sitene ekle
Yükleniyor...