Bugün Taksim’in işçilere açılması Türkiye’nin de önünü açan bir karar olmuştur. İşçilerin 32 yıl aradan sonra tekrar Taksim’de 1 Mayıs kutlamaları, en fazla 12 Eylülcüleri üzüyor olmalı… Çünkü Taksim’i işçilere haram eden askerlerdi!
Daha 12 Eylül’den bir yıl önce 1979 1 Mayıs’ın da İstanbul Sıkıyönetim Komutanı Necdet Uruğ, sokağa çıkma yasağı ilan etmişti koca şehirde… Sırf işçiler ve onların güçlü örgütü DİSK Taksim’e çıkmasın diye.
DİSK’in Taksim’de 1 Mayıs kutlamak istemesinden daha normal bir şey olamazdı. Orada tam 42 can bırakmışlardı.
ÖLENLER 36 KİŞİ DEĞİL
Yanlış yazmadım, 42 insan öldürüldü 1 Mayıs 1977’de… Ama bugüne kadar hep 36 kişi için ağıtlar yakıldı.
Peki 42 nereden çıktı?
İZTV’de bu akşam saat: 21.00’de yayınlanacak olan “Emeğin Kanlı Düğünü” adlı 1 Mayıs’77 belgeseli için DİSK’te arşiv çalışması yaparken Fahrettin Erdoğan “ölenlerin sayısında karışıklık var” deyince, önce dinleyip sonra da kamera karşısına geçirerek bu güne kadar yanlış bellenen, doğruya ulaşmış olduk.
DİSK Basın Yayın Halkla İlişkiler Müdürü olan Fahrettin Erdoğan, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nın belgelerinde yer alan 34 kişilik liste ile DİSK’in yayınladığı “Anıları Yaşayacak” başlıklı afişte adları bulunan 36 kişilik liste arasında farklılıklar tespit ediyor.
DİSK’in listesindeki 7 kişi savcılıkta yer almıyor, savcılığın hazırladığı listede bulunan 5 isim ise DİSK’te yok.
Her ikisi karşılıklı olarak toplandığında 1 Mayıs 1977’de ölenlerin sayısı 41’e yükseliyor. Devrimci Yol Dergisi’nin 15 Mayıs 1977 tarihli sayısında kendi yoldaşlarından 27 isim sıralayarak “1 Mayıs şehitlerinin kanları yerde kalmayacak” deniliyor. DEV-YOL’daki 26 isim savcılık ve DİSK’te de var. Ama Mehmet Ali Kol diğer iki listede yok. Onu da ekleyince 1 Mayıs’ta ölenlerin sayısı 42’ye yükseliyor.
Fahrettin Erdoğan bu bilgileri ilk kez bir televizyon belgeselinde bu gece açıklıyor.
YAŞASIN 1 MAYIS
1 Mayıs’ın Taksim’e çıkmış olması bir anlamda korku tacirlerine de iflas bayrağı çektiriyor. Yıllarca yapay korkular üretip, insanlara hayatı dar ettiler.
Hatırlayın daha iki yıl önce İstanbul Valisi Muammer Güler, Altunizade’de arama kontrol noktaları oluşturmuştu. Dört şeritli köprü yolunu tek şeride indirip insanları canından bezdirmişti. İstanbullu hep birlikte isyan edince kendini şöyle savunmuştu:
-Allah korusun, işçiler Taksim’e çıkabilirlerdi!
Eeee… Çıksınlar, ne olur ki?
Nitekim bugün çıkıyorlar işte… Cumhurbaşkanından sendikacısına, Başbakanından fabrikadaki işçisine kadar herkes “1 Mayıs” diyor:
-Emek ve Dayanışma Günü’dür!
Demek ki, işçilerin Taksim’e çıkmasıyla kıyamet kopmuyormuş.
Bu gelişme siyasi iktidara uluslararası planda puan kazandırır ama hepsi ona yazılamaz. Başta DİSK olmak üzere bütün işçi örgütleri yıllardır bıkmadan usanmadan “Taksim’de 1 Mayıs kutlamak istiyoruz” diye direndiler.
Tıpkı 1 Mayıs, gibi Taksim de kazanıldı.
Sadece işçiler kazanmadı Türkiye de kazandı.
İlkellikten kurtuldu!
En önemlisi de işçiler, 12 Eylül’ün bitiş düdüğü çaldı. Evren Paşa, Uruğ Paşa ve daha bilumum paşa duymalı:
-İşçi sınıfı yeniden Taksim’de!