Antalya'da bir baba 12 yaşındaki kızını, oğlunun çalıştığı şirketin sahibine beş bin liraya satmış.
Sınıfta, rehber öğretmenin "canınızı sıkan bir olayı yazarak anlatın" demesi üzerine 2006 yılında babası tarafından henüz 12 yaşındayken para karşılığında işadamına satılan kız çocuğunun olayı ortaya çıkmış.
Bu iğrenç olay polise bildirilmiş, polis tarafından konu savcılığa intikal ettirilmiş, savcılık soruşturmayı 2006 yılında başlatmış, davanın ilk celsesi ancak 2012 yılında yapılabilmiştir. Dava dosyasına yansıyan belgelere göre baba ile kızı satın alan işadamı arasında sözleşme imzalanmış. 12 yaşındaki kızı satın alan adam tüccar olduğundan, alım satımını ispatlamak için belge alışkanlığını bu olayda da göstermiş.
Utanç verici olan, bu iğrenç olayın soruşturmasının 2006 yılından beri devam ediyor olmasıdır. 5 yıl boyunca dava; mahkemeler arasında gidip gelmiş, hangi mahkeme yetkili ve görevlidir tartışmaları yapılırken, kızı satın alan adam, tutuksuz olarak dışarıda hayatını devam ettirmiş. Yapılan suçlama, küçük yaştaki çocuğu alıkoymak ve cinsel istismardır. Olay ortaya çıktıktan sonra soruşturma tutuksuz devam ettirildiği için kıza yönelik bu eylemlerini şahıs devam ettirmiş.
Kızı satın alıp tecavüz eden adam, yıllardır dışarıda elini kolunu sallayarak dolaşırken, bu dosyayla ilgili soruşturmayı yürüten savcı ve dava açıldıktan sonra dosyayı inceleyen hâkimler buna neden müsaade ettiler?
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesinde tutuklama sebepleri ve hangi suçlardan dolayı tutuklama kararı verileceği sıralı bir şekilde sayılmıştır. Cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı suçları, tutuklamayı gerektiren suçlar olarak belirtilmiştir. Bu açık düzenlemeye rağmen "küçük yaştaki kıza tecavüz eden adam olarak yargılanan" sanığı tutuksuz yargılayan anlayış, tecavüz olayı kadar utanç vericidir.
Daha birkaç ay önce Mardin'de, bir kız çocuğuna tecavüz eden sanıkların yargılandığı davada mahkemenin verdiği karar ve Yargıtay'ın yerel mahkeme kararını incelerken oluşturduğu gerekçe toplumda büyük infial oluşturmuştu. "N.Ç davası" diye birkaç gün medyada tartışma konusu yapıldı ama haber değerini kaybettikten sonra da unutuldu. Aynı yargı; devletin güvenliğine karşı işlendiği iddia edilen suçlar ile düşünce suçları için hızlı işliyor ve bütün eleştirilere rağmen rahatlıkla tutuklama kararları veriyor.
Satış sözleşmesi ile 12 yaşındayken babası tarafından satılan kızın canını sıkan olay, çocuğu olan her ebeveynin canını sıkmalı. Bu olay karşısında herkesin canı sıkılsın ki; sesimizi yükselterek hesabını soralım. Çocuk istismarı bu toplumun kanayan yarasıdır. Yaşanan bu olaylara sadece bir haber gibi bakılıp geçildiği için benzer durumlar yaşanmaya devam ediyor. Artık bu tür olayların yaşanmaması için toplumsal tepki yüksek perdeden konulmalı ki, kamu makamları tarafından çocuk istismarı konusunda tatmin edici şekilde önlemlerin alınması ve adalet sisteminin etkili şekilde işlemesi sağlansın.
Bu davada toplumsal baskı gurupları takipçi olmazlarsa mahkeme, N.Ç. davasında olduğu gibi Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen cezaları alt sınırdan verecek, indirim nedenlerini uygulayacak, sonuçta 1-2 yıl hapis cezasıyla tecavüzcü kurtulacaktır. Olayın takipçisi olunarak bu suç için (tecavüz, kişi hürriyetinden yoksun bırakma, küçüğün cinsel istismarı) Ceza Kanunu'nun en üst sınırında ceza verilmesi sağlandığında toplumsal vicdan tatmin olacağı gibi cezanın caydırıcılığı da bu suça eğilimi olan insanlara ders olacaktır.
Yargı, kadına karşı işlenen şiddet ve cinsel saldırı suçlarını kendisi için öncelikli bir mesele olarak algılamadığından bu suçlarla ilgili vicdanları tatmin edecek nitelikte kararlar vermiyor. Hızlı işlemeyen yargı çarkının dişlileri arasında dosya beş yıl boyunca hangi mahkemede yargılama yapılacağı tartışmaları içerisinde mahkemeler arasında gidip gelmiştir.
Bu suç devlete karşı ya da mahkemelere karşı işlenen suçlardan olsaydı; apar topar suçun şüphelisi gözaltına alınmış, daha sonra da mahkemece tutuklanmış ve yargılaması tutuklu devam ediyor olacaktı. Fakat bu olayda; küçük yaştaki kızını satan baba hakkında herhangi bir dava açılmamış, satın alan, işadamı olduğu belirtilen tecavüzcü ise 2006 yılında ifadesi alınmış ve serbest bırakılmış. Ancak daha yeni olayın basına yansıması üzerine duruşmada tutuklama kararı verilmiş.
"Canınızı sıkan bir olayı yazarak anlatın" diyen rehber öğretmeni bu olayı ortaya çıkardı. Bu can sıkıcı ve utanç verici olayın üstüne gitmeyen kamu otoritesi ve buna ilgisiz davranan herkesin canı sıkılsın diye bu olayın fikri takibini yapalım.