YAZARLAR

Göktan AY

Göktan AY

goktanay57@gmail.com @ rss Eklenme Tarihi: 07 Haziran 2017 07:15 - Güncelleme: 07 Haziran 2017 07:49

Çalıştay Türk Müziği Öğretme Yöntemleri Raporunda Türkçe fakirliği devam ediyor!…(5)

GÜNCEL/RAMAZAN VE GÜZEL  AHLAK:

1/ Kur’an’da ahlaki yükümlülükler bazı yaptırım (müeyyide)lar ile takviye edilmiştir. Bunlar ahlaki, kanuni ve ilahi yaptırımlardır.

2/ Kişinin kendi nefsine uyguladığı ahlaki yaptırımları tevbe, hatayı düzeltme ve kaza etme, günah ihtimali olan yollardan uzaklaşma şeklinde sayabiliriz.

3/ Kur’an, insanların can, mal ve namuslarının korunmasını, insanın şeref ve haysiyetine uygun bir sosyal düzenin kurulmasını ahlaki bir zaruret saymıştır.

4/ Uyulmasını istediği kaideler yerine getirilmediği zamanlarda had, tazir gibi kanuni yaptırımları uygulama yoluna gitmiştir. Kur’an,  bu ceza uygulamalarıyla ahlaki hayat için en etkili yaptırımları getirerek, ahlakla hukuku birleştirmiştir.

5/  İlahi yaptırımlar ise, ahlaki ölçülere uyan yahut onları ihlal edenlerin dünyada ve öte dünyada (uhrevi) karşılaşacakları mükafat yahut cezayı içermektedir. Bu ilâhî yaptırım ahlaka, laik ahlakta bulunmayan bir kutsiyet ve derinlik kazandırır.

6/ Kur’an’da, “hayır” ahlakı işlenir. O, bütünüyle hikmeti, rahmeti ve genel faydayı gözetmiştir. Böylece kötülük, fesat, bozulma ve nefsin hevasına uyma önlenebilecektir. Gözetilen ilkeler yerine nefsin heva ve hevesleri seçilirse, yeryüzünün mutlaka bozulacağı belirtilmiştir. (Mü’minun, 23/71; A’raf, 7/33, 157; Kasas, 28/47)

GÜNCEL/DR. EĞİTİMİ: Sadece Arş.Gör. lerin değil, Y.L. VE Dr./Sanatta Yeterlik eğitimi yapanların, özellikle idari görev alan Prof.lar tarafından asistan olarak derslere sokulduğunu, bunun kanunlara aykırı olduğunu ve etik olmadığını yazmıştık. Ancak, idarecilerin –kendileri de yaptığı için- göz yumması ile, bu uygulama kurumlarda devam ettiriliyor…Aşağıdaki kararla bu yanlış  yasalaştırılmıyor, sadece Arş.Gör.lerin kendi başına derse girme/ders verme yetkisi getiriliyor. Yine  karıştırılmasın!...

YÖK Yürütme Kurulu 29 Mayıs 2017 tarihli toplantısında bir karar aldı ve; doktora, sanatta yeterlik, tıpta uzmanlık veya diş hekimliğinde uzmanlık eğitimini tamamlamış araştırma görevlilerinin talepleri halinde, asli işlerini aksatmamak ve haftalık 12 saati aşmamak kaydıyla üniversitelerin ilgili yönetim kurullarının onayıyla ders vermelerinin uygun olduğu kararlaştırılmıştır.” dendi. Arş.Gör. kapıkulu gibi kullanılıyor…Bilgilendirmek istedik…

Raporları değerlendirmeye devam ediyoruz…

ÖZ ELEŞTİRİ…
Eskiler derlerdi ki; “Hiç gaf yapmayacakmış gibi özgüvenli ol, yarın gaf yapacakmış gibi hazırlıklı ol.” Bu yazı raporların 5.si olacak. İsmi yönetici-katılımcı  olarak yer alan bazı arkadaşlarımız –her zaman yapıldığı gibi- savunmaya geçtiler. Oysa, burada  isimlerin önemi yok, hepsi dostlarımız alan mensuplarımız. Ama; yazım şekli olmamış, eksikleri var, biz onlar üzerinde durmaya çalıştık. Ve, unutulmasın, sadece rapordaki görüşlere eleştiri yaptık, şahıslarına değil!... Bizde söz; “öfke baldan tatlıdır”  diye başlar, sonra cümle “ama, öfkeyle kalkan zararla oturur” diye bitirilir, unutmayalım…Bütün arkadaşlarıma bir telefon kadar yakınım!...

Müzdak  olarak 2010’da, Şişli Belediyesi ile 3 çalıştay yapmıştık; raporlar köşemde ve musıkidergisi.net(com) yayımlandı. Ne oldu? Gelmeye tenezzül etmeyen, hangi idareci/sanatçı arkadaşımız okudu?.. Hangi kararların kendilerine düştüğünü görüp harekete geçti?.. Katılan bir sanatçı arkadaşımız Kültür Bak. Güzel Sanatlar Genel Müdürü oldu. Neler değişti? 5 seri yayımladığım  AKM çalıştayındaki maddelerle, Müzdak raporlarının -içerik olarak- bir çoğu örtüşüyor. Demek ki, bazı konularda artık uzlaşı oluşmuş, ama işi sahiplenecek/peşinden gidilecek kaptan/lider yok?... Kimse görevi üzerine almıyor!...Bizleri yetiştiren büyüklerimizde  unvan yoktu, ama; sanat/ağırlık/bilgi/görgü/üretim/saygınlık/iletişim/tecrübe v.b.  vardı…

Şimdi ise, unvanlı Bölüm Başkanı, Müdür, Dekan var; ama, kendini günlük işlerden, para kazanma  peşinde koşmaktan kurtaran,paylaşıma/çözüme önem veren, “ben” değil “biz” diyen, Türk müziğinin LİDERİ…..YOK!...

 “Lider var” ve “benim” diyorsanız, haydi o zaman!...

“İNSAN düşünen bir yaratıktır. Düşünmeyi kaldırın, insanın sadece ismi resmi fiziği gölgesi kalır.Düşünmeyen, düşünemeyen insan insan değildir.İnsan düşünmekle yükümlü ve vazifelidir.Sadece düşünmek yetmez.İyi ve doğru düşünmek gerekir.İyi ve doğru düşünebilmek için insan aklının sağlam bilgi ve kültür ile eğitilmesi ve cihazlandırılması gerekir.Sadece akılla olmaz bu, aklın selîm olması gerekir. Akl-ı selîm…Bir halkın iyi düşünebilmesi için zengin edebî lisana sahip olması gerekir.Egemen azınlıklar halkı edebî Türkçesiz bırakmak istiyor.Üç yüz kelimelik günlük çarşı yazar iletişim Türkçesiyle doğru düşünmek mümkün değildir….”

Raporlara devam ediyoruz…

GÜNÜMÜZDE TÜRK MÜZİĞİ ÖĞRETME YÖNTEMLERİ

Çalıştay Grup Yöneticisi: Prof. Dr. Erol PARLAK

Katılımcılar: Prof. Dr. Hatice SELEN TEKİN, Doç. Dr. Emin SOYDAŞ, Öğr. Gör. Emir DEĞİRMENLİ, Kanunî Tahir AYDOĞDU

Ah Türkçe ah…ne çektin akademisyenlerden…Diğer raporlardaki yazımsal sorunlar, Türkçe yanlışları, noktalama işaretleri v.b.  devam ediyor…Raporlarda dil birliği yok?, Rapor yazım tekniği yok!... Farklı yerlerde yapılmamış ki, merkez AKM!..

Rapora geçelim:

1-Türk Müziği öğretme yöntemlerinin anlaşılması konusunda resmi kurumlardaki uygulamaların analiz edilerek buradan hareketle durum tespiti yapılmasının önemli olduğu,

AY: Bu uzun cümleden anladığım; bir çok müzik öğretim yöntemleri varmış, bunlar analiz edilsin ve durum tespiti yapılsın isteniyor. Tespitin amacı ne? Kime yararı olacak? Başarıyı mı ölçmek için?!...Kurumların kendi  yapacakları  iş  değil mi?

2- Başta konservatuarlar, güzel sanatlar ve eğitim fakülteleri olmak üzere ülkemizdeki eğitim kurumlarında ulusal müziğimizi korumak ve geliştirmek üzere politikalar üretmenin gerekliliği, eğitim fakültelerinde Türk müziği derslerinin arttırılmasının doğru olacağı,

AY: Güzel Sanatlar Bölümleri’nde uygulamalar var. Bu konularda MEB ve YÖK çalışmalar yapıyor.

3- Lisans, yüksek lisans, doktora düzeyinde yapılan çalışmalarda elde edilen bilimsel verilerin ders ortamına aktarılarak bilginin güncellenmesi gerektiği,

AY: Bilimsel/sanatsal olacak, unutmayalım lütfen…Doğru bir madde ama raporla ilgisi yok, bunlar tamamen akademisyenlerin yapacağı uygulamalar. Ama, bu tezleri kim okuyor, şüpheliyim…

4- Eğitimcilerin kariyerli, liyakatli olması gerektiği,

AY: Bunun için; herkesin görevini yapması, dersine girmesi, öğretmeyi/mesleğini  sevmesi, günceli takip etmesi, öğrencileri kendi kızı/oğlu olarak görmesi v.b. gerek. O da eğitimle verilemiyor maalesef…Takip, ödüllendirme,ceza en doğru yoldur…Bu yönetimdeki arkadaşların soru(mluluğu)nudur..

5- Sanatçı öğretim görevlisi kadrosunun amacına uygun olarak değerlendirilmesi gerektiği,

AY: Komisyon değerlendirilmiyor görüşüne varmış…Neden acaba? Keşke belirtilseymiş!...Hep yuvarlak kelimeler…Ayrıca; 1999’dan sonra konservatuarlarda bu kadrolar kapanmış durumda. Bu maddeye gerek yok.

6- Müzik eğitiminde temel amacın öğrenmeyi öğretmek ve öğrenmeyi sevdirmek olması gerektiği, Türk müziği eğitiminde yakından uzağa, bilinenden bilinmeyene, ulusaldan evrensele şeklindeki yaklaşımın daha doğru tercih olacağı,

7- Öğrenciye, planlı çalışma, araştırma, akıl yürütme, analitik ve eleştirel düşünme gibi hususların öğretilmesi gerektiği,

AY: Bu maddedekiler zaten eğitimin amacı…Müzik eğitimiyle ilgisi yok…Gereksiz bir madde olmuş…

8- Metot çalışmaları ve kitabî yöntemin bugünkü eğitimin vazgeçilmezi olduğu,

AY: Metotsuz, kaynakçasız, ders notsuz, kitapsız, eğitim olmaz. "...kitabî yöntemin" ne olduğunu anlayamadık ve karşılığını  bulamadık.  Bilinen,  tekrar edilmiş nedense!...

9- Müzik eğitiminde farklı disiplinlerden (ör. dil bilimi) etkin bir şekilde yararlanılması gerektiği,

AY: Müzik eğitiminde, toplum bilimlerden, her öğretim elemanı yararlanmaktadır. Yararlanmayan varsa akademisyen değildir. Bilinen bir genellemedir.

10- Türk müziği konservatuarlarında aynı olgu veya amaç için farklı adlandırmaların kullanılmasının uygun olmadığı,

AY: Sanıyorum, kurum adından bahsedilmiş. Türk Müziği Devlet Konservatuarı bizce doğru isimdir.

11- Türk Sanat Müziği eğitiminde meşk sisteminin, günümüz teknolojisinin sunduğu eğitim imkânlarından da faydalanarak etkin bir şekilde kullanılmasının önemli olduğu,

12- Türk Halk müziği eğitiminde akademik eğitim yöntemleri ile çağa göre uyarlanmış "usta -çırak" yönteminin bir arada kullanılmasının daha yararlı olacağı,

AY:11. Ve 12. Mad. aynı içerikte, birleştirilmeliydi. Meşk, Türk müziği eğitiminde olması gereken bir uygulamadır.

13- Türk Halk Müziği ile ilgili icra, kurumsallaşma ve eğitim sürecinde TRT bünyesindeki "Yurttan Sesler" topluluğunun halk müziği kavrayışı, icra anlayışı,teori ve notasyonlarının esas alındığı, ancak, kısa süreli zaman dilimleri içerisinde yayın yapma zorunluluğuna yönelik yazılmış notaların özgün çalış biçimleri ve yöresel ağız unsurlarını yansıtamadığı, kullanılan terminolojinin bilimsel verilerden uzak olduğu, ilk Türk müziği konservatuarının kuruluşunun konuya büyük bir soluk getirdiği ancak kurucularından eğitimcilerine kadar çoğunluğun radyo kökenli olması nedeniyle "Yurttan Sesler" merkezli icra anlayışı, notasyon v e

terminolojinin akademik eğitim alanına taşınmasına sebep olduğu, bu durumun Türk Halk Müziğinin gelişiminin önünü tıkadığı, bu nedenle, halk müziği eğitimi ve icralarına dair bilimsel ve sanatsal çalışmalarda birincil kaynaklar olan aşıklar, ozanlar ve mahalli sanatkarlar ile onların ürünlerin esas alınması gerektiği,

AY: Bu madde E.Parlak’ın, yıllardır  dile getirdiği görüşler. Zaten kurulda THM uzmanı yok; bir tarihçi, bir fizik mühendisi, iki TSM uzmanı var. Bu görüşler bir takım usta sanatçılar tarafından eleştiriliyor. Geçen ay yaptığımız sempozyuma katılan E.Parlak, bir konuşmacının bildirisine (M.Eke) benzer sözlerle karşı çıktı, neden bütün türküler “la” üzeri yazılmış, bütün notalar yanlış, bunları bırakalım  v.b. dedi. Şimdi, geçmişe dönüp Yurttan Sesler icrasını eleştirmek, -o şartlarda- kullanılan  terminolojinin bilimsel verilerden uzak olduğunu söylemek, bu nedenle THM’nin gelişmediğini, yazılmış notaların özgün çalış biçimleri ve yöresel ağız unsurlarını yansıtamadığı söylemek” acımasız bir yaklaşım galiba. Her dönem, o şartları üzerinde taşımaktadır. Derlenmiş eserlerin, yeniden yazılması yerine ( düzeltilmesine evet), yeni derlenen türkülerin doğru olarak yazılması tercihimizdir.

 14- Türk müziği eğitimi kurumlarında meşk geleneğinin yaşatılmasına yönelik olarak yapıldığı ifade edilen güncel uygulamaların bu geleneği tüm yönleriyle yansıtamadığı ve notaya bağımlılığın devam ettiği, eskiden meşk yöntemi sayesinde bir arada verilen teori, icra/teknik ve repertuar eğitimi bugün ayrı dersler halinde veriliyor olsa da klasik meşkin bütüncül işlevinden ve repertuar eğitiminde kullanılmasından vazgeçilmemesi gerektiği,

AY:11. Ve 12. md. aynı anlamdadır. Ancak, meşk” bir ders olarak bir yy veya 2 yy. konamaz. Meşk bir öğretim yöntemidir.

15- Günümüzdeki teknolojik gelişmelerin eğitim alanında kullanılması gerektiği,

16- Disiplinler arası bir yaklaşımla ele alınan müzik ve fizik ilişkisinin, müzik eğitiminde önemli bir yere sahip olduğu, müziğin yapıtaşı olan sesin fiziksel özelliklerinin araştırılmasının ve Türk müziği çalgılarının çalışma prensiplerinin ortaya koyulmasının önemli olduğu, ses fiziği, ses sağlığı ve çalgı bakım –onarım gibi teknik derslerin verilmesinin ve bu derslerin işleneceği laboratuar/teknoloji sınıfı imkânlarının sağlanmasının gerekliliği,

AY: Sanki bugüne kadar kimse bu konularda çalışmamış gibi, olumsuz  bir genelleme yapılmış… İTÜ TMDK, Ege Ün. DTMK Çalgı Yapım-onarımda ilerde değil mi? Laboratuar değil "laboratuvar" olacak.Yararlı çalışmalar yapmıyorlar mı? Küçük çocuklar için çalgı üretimine geçmediler mi? Ses Teknolojilerinde güzel çalışmalar yapılmıyor mu?

17- Edebiyat ve müzik ilişkisi üzerinde durulması gerektiği,

AY:. Müzik eğitiminde; edebiyatın/şiirin/güftenin üzerinde  duruluyor, dersler var..Popüler kültür yorumcuları hariç edebiyat-şiir-müzik ilişkisi hep ön planda tutuluyor. Gereksiz bir madde…

18- Türk müziğinin gelenekle uyumlu bir teorik temele oturtulması, terminoloji sorununun çözülmesi, tutarsızlıkların ve kavramsal karışıklıkların giderilmesinin gerektiği,

AY: Katılıyoruz…Müzik terminolojisi hala hazırlanamamıştır. Unvan alan arkadaşlar, sempozyum veya gezi derdinde olduğundan, Doç. dosyalarına konan kitaplardan da haber yoktur. Prof. olanın zaten derdi kalmamıştır, çünkü sistem böyledir.

19- Eserin tüm icra özelliklerini gösterebilecek ayrıntılı ve geliştirilmiş bir nota anlayışının gerekli olduğu,

20- Türk Halk Müziği ve Türk Sanat Müziğinin Türk müziği başlığı altında toplanması ancak solfej temelli derslerin ayrı verilmesinin gerektiği,

AY: İTÜ dahil, bir çok kurumda dersler  böyle uygulanmaktadır.

21- Türk müziği solfej tekniklerinin doğru kaynaktan öğretilmesi ve farklı ekoller hakkında ayrıntılı bilgiler verilmesinin gerekliliği,

22- Uygulama çalışmalarının ön planda tutulması, bu bağlamda koro eğitimi çalışmalarının etkin bir şekilde müfredatta yer alması gerektiği,

23- Usullerin temel vuruş tekniklerinin örnek eserlerle seslendirilmesi gerektiği,

24- Gelenekten kopmadan çalgılarda icra kapasitesinin zorlanması gerektiği,

25- Çalgı eğitiminde kullanılan egzersizlerin yayımlanmış ve kabul görmüş olması gerektiği, tespit ve vurgusu yapılmıştır.

AY: 20-25 arası maddeler zaten konservatuarlarda uygulanmaktadır. Uygulaması yokmuş gibi, rapora yazmak yanlıştır. Ayrıca, 25. md.deki; kimin/kimlerin, hangi kurulların kabulu ile olacak? Yayımlanmamış ise ne olacak? Kaç unvanlı arkadaşımızın, alanla ilgili –biyografi değil- yayımlanmış eseri vardır? Bunları dikkate almak gerekir…

 




PAYLAŞ tw fb gp

YORUM YAZIN Çalıştay Türk Müziği Öğretme Yöntemleri Raporunda Türkçe fakirliği devam ediyor!…(5) yazısına yorum yapın

adınız ve soyadınızla doğrudan da yorum yapabilirsiniz
BU YAZIYA YAPILAN YORUMLAR0 YORUM
REKLAM
Göktan AYDİĞER YAZILARIGöktan AY
TÜMÜ

AÇIK GÖRÜŞ TÜMÜ

Dilediğiniz platformdan Bizi izlemeye devam edin! tw gp fb rs
REKLAM
REKLAM

İNTERNET HABER MOBİL

iPhone iPad Android
İnternethaber Yayın Grubu Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2018 - İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz ! Tel : +90 212 266 99 99  /  Faks : +90 212 266 98 98 Yazılım Geliştirme ve Sistem Destek: Bilgin Pro