Beş yılda yirmi beş kez duruşması görülen Dink cinayetinde meğer örgüt işi yokmuş!
Yani…
Trabzon’da fazlaca polisiye film izleyen üç beş genç, bir macera uğruna İstanbul’a gelmiş ve birini vurmuş; o da gazeteci bir Ermeni imiş adı da Hrant Dink’miş.
Yersen!
Tetikçi Ogün Samast ve varlığı yokluğu belli olmayan “hayal” CMK 102’den üç gün sonra tahliye olabilir; şaşırmayın!
Şaşırma refleksiniz kaldıysa hala eğer...
Erhan Tuncel’in ise bu ikiliyle hiçbir bağı yok.
Öyle diyor mahkeme.
Tuncel, McDonald’s’ ı bombaladığı ve mala zarar verdiği için ceza almalıymış.
Diyelim ki böyle…
Onca iddiayı ne yapacağız?
Geçtim iddiayı…
Bugün Gazetesi'nden Adem Yavuzarslan’ın “Bi Ermeni Var” kitabındaki belgeler-bilgiler “hayal” ürünü mü?
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi başta ailenin sonra Hrant’ın arkadaşlarının gözünün içine baka baka dalga geçmiştir.
Tüm performansını son durağa gidecek yolları kapamak için sarf edip “gençlerin” ilişkide olduğu tüm devlet görevlilerini dosyanın dışında tutmuştur.
Mahkeme karar günü tüm sistemi pir-ü pak eyledi.
İnternet sitelerinin kurulmasına göz yuman Genelkurmay Başkanı’nı tutuklayan; onla konuşmuş, bunla çay içmiş “delilleriyle” pek çok insanı içeri "tıkayan" adli sistem, Dink davasında üç maymunu oynadı.
Pek çok insan, ifrazatlarından kurtulan bir Türkiye’nin kendini temize çektiği günlerden geçtiğini sanıyor (du)
Öyle mi değil mi, bunu halkın yarısının oylarını almış olan AK Parti hükümeti belirleyecek.
12 Eylül’de alınan yüzde ellilik oy oranının önemli bir dilimini Ergenekon sürecine inanan seçmen oluşturuyor.
AK Parti hükümetinin vicdanlardaki bu yarayı temizlemesi himmet değil, sandığın onlara yüklediği bir görevdir.
https://twitter.com/veyisates
https://facebook.com/veyisates