İFTARA NE KADAR KALDI

  • 00 Saat
  • 00 Dakika
  • 00 Saniye
İstanbul
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Amasya Ankara Antalya Artvin Aydın Balıkesir Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Isparta Mersin İstanbul İzmir Kars Kastamonu Kayseri Kırklareli Kırşehir Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Kahramanmaraş Mardin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Şanlıurfa Uşak Van Yozgat Zonguldak Aksaray Bayburt Karaman Kırıkkale Batman Şırnak Bartın Ardahan Iğdır Yalova Karabük Kilis Osmaniye Düzce

YAZARLAR

Muhammet Şakiroğlu

Muhammet Şakiroğlu

msakiroglu@gmail.com @SakirogluM rss Eklenme Tarihi: 22 Nisan 2018 19:58 - Güncelleme: 22 Nisan 2018 20:00

Biyoteknoloji Kullanılarak Geliştirilmiş Tohumlar (2)

Hibrit Tohumlar

Geçen yazıda taahhüt ettiğim üzere biyoteknoloji kullanılarak üretilen tohumlarla devam ediyoruz. Bu tohumların tamamını bir defada ele almak mümkün olmadığından bunların her birini ayrı ayrı yazacağım. Bu yazının konusu toplumda yer yer derin bir eleştiri konusu olan hibrit tohumlardır. Ancak bunların elde edilme yöntemlerine geçmeden önce iki temel noktayı belirtelim. Hibrit tohumlar GDO’lu tohumlar değildir. Hibrit tohumlar, halk arasında terminatör tohumlar olarak adlandırılan GURT ya da kısır tohumlar da değildir. GDO olarak bilinen transgenik canlılar ile GURT (kısır) tohumların elde ediliş yöntemlerini de müstakil olarak bundan sonraki yazılarda ele alacağım.

Bu yazıda sadece hibrit tohumları anlatacağım. Bu tohumlar elde edilmeden önce bunları dayandığı temel genetik prensiplere bakarsak, bu tohumları ve dayandıkları teknolojiyi daha iyi anlarız.

Hibrit tohumlar kendi aralarında iki gruba ayrılırlar. Bu grubun ilki verimi yükseltirken ikincisi ise çekirdek oluşumunu engeller.

Verimi arttıran tohumlar kâinatta var olan genel bir kuralın insanlar tarafından keşfi ve bunun kullanılmasına dayanır. Bu basit kural ise şudur: Canlılarda iki ebeveyn (anne-baba) arasında akrabalık ne kadar az olursa, yani anne ve baba bir birinden genetik olarak ne kadar farklı olurlarsa yavrunun performansı o kadar yüksek olur. Bu performans, insanlar dışında kalan canlılarda sayısal olarak da ölçülebilmektedir. Örneğin bir sığırın et verimindeki artış, bir kümes hayvanının yumurta verimindeki artış, bir tarla bitkisinin dane büyüklüğündeki artış miktarları hesaplanabilir. Bu olaya hibrit (melez) gücü ya da daha bilimsel ismi ile heterosis denir. Melez gücünün tam tersi ise akraba evliliğidir. Yani canlılarda ebeveynler genetik olarak birbirine benzedikçe yavru performansı da düşer. Akraba evlilikleri sonucu performans düşüşüne ise kendileştirme depresyonu ya da gen depresyonu denir. Melez gücü/akraba evliliği sonucunda canlı performansında gözlenen yükselme ve düşüş oranı da bir biri ile zıt olmasına rağmen aynı miktardadır. Bu performans değişiminin az bir kısmı gözle görülebilirken (insanlarda çeşitli bedensel engeller), büyük bir çoğunlukla tek bireylerde gözle görülemez. Ancak kontrollü deneylerde ve fazla sayıda bireyle daha hassas ölçümler yapıldığında ortaya çıkar. Bu yukarıda da değinildiği gibi insanların sadece keşfettikleri bir kanundur. Bunu değiştirmek de müdahale etmek de mümkün değildir. Üstelik bu gerçeklikten dolayı, birçok canlıda genetik olarak yakın olanlar arasında eşleşmeyi engelleyecek doğal mekanizmalar var.

Bitkilerde üreme organı çiçektir. Bitkilerin büyük çoğunluğunda hem erkek hem de dişi organ aynı çiçeğin içerisinde bulunmaktadır. İnsanlar çiçeklerin bu özelliklerini keşfettiğinden beri (yüzlerce yıldır) bitkilerde melezleme yapma becerisine sahipler. Meyve çeşitleri ve çiçekler arasında yüzyıllardır melezleme yapan insanlar, çok farklı özellikte çiçek ve meyve elde edebilmişlerdir. Tarihte önemli bir dönem olan Lale Devri’nde İstanbul’da laleler arasında melezleme teknikleri yoğun olarak kullanılmaktaydı. Hayvanlarda ise melezleme oldukça rutin bir işlemdir. Farklı hayvan ırkları arasında hibritleştirmeler hayvan üreticileri tarafından yoğun olarak zaten yapılmaktadır.

Çok eski tarihlerden beri bazı bitkilerde hibrit (melez) üretilmesine karşın, tarla bitkilerinde bu tohumların üretimi ve çiftçilere satılması ancak endüstriyel tohum şirketlerin bu konuda emek sarf etmesinden sonradır. Bu da oldukça yenidir. Çünkü hangi tohumlar arasında melezleme yapıldığında performansın artacağının test edilmesi, büyük bir çaba ve para gerektirmektedir. Şirketler testler sonucunda hangi bitki ırkları arasında yapılacak melezlemenin performansı arttıracağını bulduktan sonra çiftçilere satılacak kadar çok üretmektedirler. Performansı normal tohumlardan yüksek olan bu tohumlar, ekonomik açıdan daha fazla gelir getirdikleri için de çiftçiler tarafından tercih edilmektedirler. Ancak yukarıda anlatıldığı şekilde bu bitkilerden elde edilen tohumlar kendileştirme sonucu oluştukları için bunların ekilmesi ile elde edilecek olan ikinci nesil bitkiler genetik olarak aynı olan (çok yakın) ebeveynlerden oluştukları için kendileştirme depresyonuna uğrarlar ve melez gücünün kendilerine verdiği fazladan performansı kaybederler. Yani melez tohumlar melezliğin kendilerine kattığı fazladan performansı sadece bir nesil devam ettirebilmekte ikinci nesilde kaybetmektedirler. Bu yüzden hibrit tohumlardan elde edilen tohumlar cazip olmamaktadır. Hibrit tohumlara şirketlerin kattığı hiçbir şey olmadığı gibi bu tohumlar kısır da değildir. Bu tohumların üretilmesinde biyoteknoloji, genetik akrabalığın hızlı olarak tespit edilmesinde kullanılmaktadır. Bu da tıpkı adli tıpta kullanılan babalık testlerinde olduğu gibi ebeveynlerin DNAlarının genetik olarak ne kadar yakın olduğuna bakmaktan fazla bir şey değildir. Bu sayede pahalı ve zaman alan denemeler azaltılmış olmaktadır. Sonuç olarak ilk grup hibrit bitkiler, afiyetle yediğimiz hatta performansları ile gurur duyduğumuz hibrit hayvanlardan farklı değildir.  

İkinci grup hibrit tohumlar daha farklı bir mekanizma ile oluşturulmakla beraber, tamamen kâinatta var olan ve canlılar arasında doğal olarak gerçekleşen başka bir mekanizmanın kullanılmasına dayanır. Eşeyli çoğalan canlılarda tüm genetik bilgi (DNA) iki kopya halinde bulunur (iki genom). Bunlardan biri anneden biri ise babadan alınır ve bunlar karıştırıldıktan sonra bir yarısı rastgele yavruya aktarılır. Hayvanlarda çok nadir olmasına karşın bitkilerde bazen genetik bilginin iki kopyası yerine ikiden fazla sayıda kopya bulunabilmektedir. Bu tür bitkiler doğada oldukça yaygın bulunmaktadırlar. Bazı bitki türlerinde değişik genom sayılı bitkiler birada yaşamaya devam etmektedirler. İkinin katları şeklindeki artışlar (4, 6, 8) normal yaşamı devam ettirirken, tek sayıda kopya içeren (3, 5, 7) bitkiler kısır olmaktadır yani tohum üretememektedirler. Bunları birbirinden ayırt etmek de mümkün değildir. Bu tam olarak aynı olmasa da katırın kısır olmasına benzemektedir. Katırda ebeveynler farklı türler iken burada aynı bitkinin farklı genom sayısındaki bireyleri hibritleşmektedir. Bunun en gözle görünür örneği karpuzdur.  Karpuz bitkisinin hem iki kopya içeren (tıpkı insan ve diğer hayvanlar gibi) çeşitleri olduğu gibi 4 kopya içeren çeşitleri de vardır. Bunların her ikisi de sağlıklı ve normal bitkilerdir. Islahçılar 4 kopya içeren birey ile 2 kopya içeren bireyleri melezleyerek 3 kopya içeren (dolayısıyla kısır) çeşitler oluşturarak tüketicilerin tercih ettiği çekirdeksiz karpuzu üretmektedirler. Eşit derecede doğal olan bu mekanizma sadece tüketici tercihleri doğrultusunda karpuzda kullanılmaktadır.

Şimdi yukarıdaki bilgiler dikkate alındığında hibrit tohumların aslında hiçbir sıra dışı özelliğe sahip olmadığını görmekteyiz. Lütfen içinde hibrit tohumlar geçen komplo teorileri duyduğunuzda itibar etmeyin. Çok ısrarcı olanlardan detaylı teknik bilgi talep edin. Göreceksiniz ki bu konularda aslında hiçbir arka plan bilgisine sahip değillerdir.  Sadece korku salarak dikkat çekmeye çalışıyorlar…




PAYLAŞ tw fb gp

YORUM YAZIN Biyoteknoloji Kullanılarak Geliştirilmiş Tohumlar (2) yazısına yorum yapın

adınız ve soyadınızla doğrudan da yorum yapabilirsiniz
BU YAZIYA YAPILAN YORUMLAR2 YORUM
  • bu yazı halk için 23 Nisan 2018 10:01 bilinçsiz üretici kendine de zarar veriyor topluma da hem verimli üretemiyor hemde aşırı ilaçlama yüzünden seracılarda kanser patlaması yaşanıyor halkımızda fiyat ve zehirden etkileniyor çiftçilerimizde artık tohum ve fidan şirketleri kadar bilinçli olması gerekiyor yeni üretim şekline geçmemiz için bilinçli çiftçilere ihtiyaç var ama devlet bunu görmezden geliyor

    CEVAP YAZ 0 1
REKLAM
Muhammet ŞakiroğluDİĞER YAZILARIMuhammet Şakiroğlu
TÜMÜ

AÇIK GÖRÜŞ TÜMÜ

Dilediğiniz platformdan Bizi izlemeye devam edin! tw gp fb rs
REKLAM
REKLAM

İNTERNET HABER MOBİL

iPhone iPad Android
İnternethaber Yayın Grubu Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2018 - İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz ! Tel : +90 212 266 99 99  /  Faks : +90 212 266 98 98 Yazılım Geliştirme ve Sistem Destek: Bilgin Pro