Başbakan, İngiltere ziyaretinde BBC Türkçe’ye konuştu. Konu, Sözde Ermeni soykırım savının son olarak ABD’de ve İsveç’de birer oy farkla kabul edilmesiydi.
Başbakan, “Bakın benim ülkemde, 170 bin Ermeni var; bunların 70 bini benim vatandaşımdır. Ama yüz binini biz ülkemizde şu anda idare ediyoruz. E ne yapacağım ben yarın? Gerekirse bu yüz binine ‘Hadi siz de memleketinize’ diyeceğim; bunu yapacağım. Niye? Benim vatandaşım değil bunlar. Ülkemde de tutmak zorunda değilim…” dedi.
Bu sözler, 16 Mart 2010 Salı günü dış basında ve ulusal basınımızda genişçe yer aldı; kıyamet koptu, yer yerinden oynadı.
Tepkiler yerindeydi ve haklıydı. Başbakan, kuyuya bir taş atmıştı…
En sert tepki anında anamuhalefetten geldi. Deniz Baykal, Başbakan’ın sözlerini, “Vahim” sözcüğü ile tanımladı.
“Vahim” olan bir başka şey vardı:
Başbakan, içte ve dışta fena halde yerilirken, en ufak bir tepkide Başbakan’ı savunan AKP’li Bakan ve yöneticiler sessizdiler; Başbakan’ı, Baykal’ın Yardımcısı ile iki milletvekili sahiplendi ve savundu.
Radikal Gazetesi’nin 19 Mart 2010 Cuma günlü haberine göre, TBMM’nin Dışişleri Komisyonu’nun CHP’li üç üyesi, Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Onur Öymen, İstanbul Milletvekili Şükrü Elekdağ ve İzmir Milletvekili Canan Arıtman, Dışişleri Komisyonu’nda, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’na, Ermenistan’a karşı “yaptırımlar” uygulanmasını öneriyorlar. Öneri seçeneklerinden ilki de, “ülkemizde kaçak çalışan Ermenilerin sınır dışı edilmeleri”dir.
Arıtman, Radikal’e şunları söylüyor:
“Ama Bakan olumlu karşılamadı. Şu anlaşılıyor ki Bakan ve Başbakan önleyici tedbirlerle ilgili görüşmemişler veya Sayın Davutoğlu, Başbakan’a aktardıktan sonra aklına yattı. CHP grubunun önerisini Başbakan kabul etti.”
Baykal partisinin MYK toplantısında, Arıtman’ın vurguladığı “öneriyi” ilk dile getirenlerin kendi partisinden olmasını yerdi ve o üyelerin yani Öymen’in, Elekdağ’ın ve Artıtman’ın böyle bir öneride bulunmalarının “yanlış” olduğunu hem vurguladı, hem kabul etti.
Baykal’ın telaşı, Başbakan’ın seslendirdiği, “Kaçak Ermenileri sınır dışı etmek” düşüncesinin kendi partili arkadaşlara ait olması ve “grup önerisidir” denilmesidir.
Baykal, partili üç arkadaşı, TBMM Dışişleri Komisyonu’nda, hükümetin Dışişleri Bakanı’na, “Biz de ülkedeki kaçak Ermenileri sınır dışı edelim” diye öneride bulunurken, neredeydi? Neden anında haberi olmadı ve düzeltme yoluna gitmedi?
Baykal’ın şimdiki çıkışı, şu gerçekleri açığa vurmuştur: Birincisi, Baykal partisinde olup bitenlerden habersiz, grubuna hakim değil; ikincisi, Baykal ve arkadaşlarının kafası karışık…