YAZARLAR

Ümit SAMİMİ

Ümit SAMİMİ

umitsamimi@gmail.com @ rss Eklenme Tarihi: 18 Eylül 2014 00:37 - Güncelleme: 26 Ekim 2015 23:26

Başı Örtülü Yazarlar - Röportaj

Bu hafta, Milat Gazetesi'nden Sabiha Doğan Hanımefendi ile 'Başı örtülü yazarların çektiği sıkıntılar' üzerine güzel bir röportaj yaptım.

Sabiha Hanım gündemi yakından takip eden, memleket meselelerine olabildiğince alakadar biri. Yani araştırmacı gazeteci. Kaleme aldığı 1 araştırma , 1 deneme kitabı ve 2 de romanı var.
 
Lafı çok uzatmadan, röportaja geçiyorum..
 
---
 
 
Makalelerinizi yazarken başınızın örtülü olması, işleyeceğiniz konularda sizde içgüdüsel baskı oluşturuyor mu ?
 
Örneğin, "Benim bu konuya değinmem, bu üslup ile yazmam doğru olmaz, yakışmaz " gibi üzerinizde baskı var mı ?
 
İlk sorunuza gelince büyük ve keskin bir "evet" cevabını vermek istiyorum. Bu baskıyı gazete yazılarından çok kitabımı yazarken hissediyorum. Romancı kimliğim olması dolayısıyla psikolojik betimlemelerde, iç dünya seslendirmelerinde kendimi çoğu kez kısıtlanmış, kısıtlamak zorunda hissediyorum. Bu konuda ilginç olan bir detay ise yayınevi ve okurların yazarın görüntüsüne yani başı açık/kapalı olmasına göre bir davranış biçimi/prensip geliştirmiş olmaları. Başı açık bir yazarın toplum kurallarına, yapısına, ahlak anlayışına mugayir kitaplarını yayınlamaktan imtina etmeyen kimi muhafazakar yayınevleri aynı tutumu başörtülü yazarlara göstermiyor. Benzer bir tepkiye okurlarda rastlamak da mümkün. Kendi camialarına, mahallelerine ait olmadıklarını düşündükleri, başı açık yazarların eserlerini toplum veya inanç düzeneği üzerinden eleştiri getirmezken başörtülü yazarın bu yöndeki bir eylemini, cümlesini sorun olarak görebiliyorlar. Mahalle erkeklerinde nedense başörtülü yazarlara karşı "yerleşik, geleneksel bir ağabeylik" taslama, kadın yazarın giyiminden, davranışına, kurduğu cümleden köşesinde kullandığı fotoğrafa kadar karşı halini görebilmekteyiz. Üstelik bu ağabeylik sorunsalı sadece okurlarla sınırlı kalmaz, camianın erkek yazarları da çeşitli gerekçelerle zaman zaman bu yazarlara ayar/yön verme girişiminde bulunabiliyorlar.
 
Peki kadın okuyucularınız da benzer davranışlar sergiliyorlar mı? Ya da sizinle aynı mahalleden gelen, gelmeyen kadın yazarların da size yön verme eğilimi oluyor mu?
 
Kadın okurlarımızı verdikleri tepki açısından ikiye ayırmak mümkün. Bir kısmı yazdıklarımıza destek olup "sesimizi çoğaltıyorsunuz" derken diğer kısım ise toplum düzenini daha doğrusu camiada yerleşmiş birtakım algı ve anlayışların sarsılmasından, sorgulanmasından rahatsızlıklarını ifade etmekten çekinmiyorlar. Bizim camiadaki en büyük sorunsal sanırım başı açık bir kadın yazara gösterilen tolerans ve saygının başörtülü yazardan sakınılması durumunda ortaya çıkıyor. Aynı okur, çoğu kez, başı açık ve kapalı yazarın aynı içerikteki eserine, betimlemesine farklı yaklaşıyor. Başı açık kadın yazarın yazdıkları salt edebiyat yahut gazetecilik olarak yorumlanabilirken başörtülü yazarın yazısında kullandığı dil, verdiği mesaja yönelik daha eleştirel bir bakış açısı hakim.
Kadın okurların tepkileri erkek okurlarımızın tepkilerine nazaran çoğu kez daha sessiz ve kararlı. Bununla birlikte en büyük destek ve yönlendirmeyi kadın okurlarımdan aldığımı da söylemek isterim. Kadın ve erkek okurlar arasındaki en büyük ayrım en çok da yakın çevrem içerisinde kendini belli ediyor. Yakın çevremdeki kadınlar daha teşvik edici yüreklendirici olurken çevremdeki erkeklerin en fazla eleştiren, ket vurmaya çalışan, yazdıklarımı biçem ve üslup açısından yargılayanlar olması bana anlamlı geliyor. Kadın yazarlardan bu konularda yönlendirme veya eleştiri almadığım gibi bu konunun onlar için de kimi zaman şikayet konusu olduğunu görebiliyorum. Yalnız, başörtülü kadına yönelik ayrımcılığı sadece okur bazında ele alırsak eksik kalır. Bunun aile içindeki durumu, yayın çevresindeki etkilerini de unutmamak lazım...  
 
Aile içi derken, sanırım sadece babalardan bahsetmiyorsunuz. Abi, abla, anne ve kardeşler de dahil? Peki onların etkisi ile okurların etkisi arasında fark var mı ?
 
Evet, aile derken eşler, çocuklar ve yakın akrabaları da buna dahil ediyorum. Ailenin verdiği tepki okurların tepkisi kadar belirleyici, yönlendirici olmasa da bir yerde fren etkisi oluşturabiliyor. Kimi zaman içerisinde bulunduğumuz çevrenin, aile çevremizin kitabı, yazıyı okuduktan sonra verdikleri tepkiyi göz önünde bulundurarak yazmak zorunda hissedebiliyoruz. En çok da aşk, cinsellik gibi konularda bu yönde psikolojik bir baskı altında kalabiliyoruz. Öteden beri yazarın yazdıklarıyla özdeşleştirilmesi sorunu yakın çevrenin hissiyatını açıklamamız için küçük bir ipucu aslında! 
Buna rağmen yakın çevremizdeki erkek ve kadınlardan farklı yönde yorumlar alabiliyoruz. Kadınlar teşvik edici ve onaylayıcı, erkekler daha temkinli olabiliyor. Ancak yazma serüveninde aile içi erkeklerden ziyade kadınların yüreklendirici etkilerinin daha baskın olduğunu söylemek zorundayım. Okurun etkisi tüm yazma serüveninde yazar için belirleyici bir rol oynarken aile etkisinin daha çok yazınsal hayatın başlangıcında kendisini hissettirdiğini de ilave etmem gerekir.
Kadın okurların verdikleri çoğu kez kapalı ve gizli desteğe karşılık aile kadınlarının destekleri daha keskin ve yüksek sesli. Kadın okurların verdikleri desteğin çekingenliği eskiden beri dikkatimi çeken bir başka unsur. Sözgelimi kadınlar lehine bir yazıya kadın okurlar mesaj, dm veya şahsi görüşmelerde desteklerini iletirken erkek okurlar her platformda eleştirip, yorum yapmaktan çekinmiyor. Üstelik erkek okur, yazdıklarımız dışında kullandığımız fotoğraftan, sosyal medyadaki  paylaşımlarımıza müdahil olmaktan çekinmiyor.
 
Sizce erkek okurlar ile kadın okurların farklı davranış sergilemesinin sebebi nedir?
 
Erkek okurların verdikleri tepkiler aslında camiadaki gazeteci, yazar erkeklerin tepkilerinden çok da farklı değil. Nedense camianın erkek yazarlarında da başörtülü kadın yazarlara karşı daha eleştirel bir bakış açısı hakim. Başörtülü yazarın yazdıklarının eleştirisi bir tarafa; giyimi, makyajı, davranış biçimi dahi eleştiri konusu olabiliyor. Özellikle başörtülü kadın yazarların ekranlara ilk çıktığı dönemde başlayan bu eleştiri mekanizması eskiye nazaran hızını düşürmüş olsa da yine de varlığını hissettiriyor.
Erkek okurlar beğeni ve eleştirilerini açık ve yüksek sesli yapmaktan imtina etmiyor. Başörtülü yazarlar olarak desteklerini her zaman hissettiğimiz erkek okurlarımız çok sayıda. Lakin diğer tarafta az da olsa başörtünüzün renginden, bağlama biçiminize kadar sizi yargılama hakkını kendinde bulan okurlar da mevcut.
Camia mensubu bu erkeklerin başörtülü kadınlara yaklaşma biçiminde gelenek dünyasının erkek bilinçaltına işlediği "ağabeylik" konumunun etkili olduğu düşüncesindeyim. Sorumlu olduğu kadının yanlışlarını dile getirerek düzeltmeye, kontrol etmeye çalışan ve mahalle kadının cem-i cümle yanlış ve hatalarını içselleştirerek bundan utanma durumuna kadar geniş bir alanda yetkinliği olduğuna inanılan ağabeylik müessesine olan inancın etkisi büyük!
 
Kadın yazarların, bilhassa başı örtülü olanların başlarına gelen başka hangi zorluklar var?
 
Başörtülü yazarın en büyük sorunu bu konuştuğumuz başlıkların bir araya getirilmesiyle ortaya çıkıyor zaten. Hedef kitle olarak benimsediği camia başörtülü kadına karşı çok daha acımasız ve toleranssız. Başı açık kadın yazarların müstehcenliğe varan yazılarını, kitaplarını okumakta beis görmeyen muhafazakar erkekler başörtülü yazarın eserlerini ve yazılarını edebiyat veya toplumsal gerçeklerin tezahürü olarak değerlendirmekten kaçınıyor.
Başörtülü kadın yazarın karşılaştığı bu çifte standart sadece okur ve yazar çevresiyle de sınırlı kalmıyor. Muhafazakar yayınevleri, okur tepkisini bahane göstererek başörtülü kadınların eserlerinde muhtevaya daha dikkat ediyorlar.Başörtülü kadın yazar ve gazetecilerin merkez medyada görmezden gelinmesi bir başka önemli bir problem. Başörtülü kadın yazar görüntüsel kimliğiyle zaten muhafazakar medya dışında kendisine yer bulamazken camia içerisinde de başı açık yazara gösterilen toleransa sahip değil yazık ki.
 
Merak ettim, acaba bu baskı ve ön yargı sebebiyle hiç yazmaktan vazgeçtiğiniz eseriniz oldu mu? Eğer varsa, konusu ve içeriği nedir?
 
Bu baskılar sebebiyle yazmaktan vazgeçtiğim demiyeyim de kelimelerimi yumuşattığım, yuvarlaklaştırdığım yazılarım, eserlerim oldu tabii. Tüm tırpanlamama, eksiltmeme, sansürüme rağmen başı açık yazarların cesur romanlarını yayınlayan muhafazakar bir yayınevi "muhteva sebebiyle okur tepkisi olabilir" gerekçesiyle son romanımı yayınlamayı ret etti. Romanımı başka bir yayınevinden çıkarmış olsam da böylesi bir tepki beni gerçekten üzdü. Yazı olarak ise yakın zamandan bir konu örneği verebilirim. Kürtaj yasağı konusunda muhafazakar medya erkekleri de dahil diğer medya mensupları kadar rahat yazamadım mesela. Bu konuda da çoğu kez olduğu gibi yüzeysel, derine inmeyen, bazen ima eden, üstü kapalı gösteren yazılar yazma durumunda kalıyoruz. 
Aslında okur baskısının sadece içerikle alakalı olduğunu söylersek eksik konuşmuş oluruz. Nitekim son romanımın kapağıyla ilgili aldığım çok sayıda eleştiriden dolayı bir sonraki baskıda kapak resmini değiştirme kararı vermek zorunda kaldım!
Öte yandan yazarın yazdıklarıyla bütünleştirilmesi, yaşanmışlık algısına yol açması yazmayı istediğim ancak yaşlılık yıllarıma ertelediğim konuları da ortaya çıkarıyor aslında. Bu sebeple yaşlanınca daha özgür bir kaleme sahip olacağım düşüncesindeyim; ancak bu şimdiki kanaatim ileride ne düşünürüm bilemem! İronik gelebilir ama yazınsal alanda da geleneksel dünyada kadının özgürleşmesi için yaşlı/erkekleşmiş olması gerekliliğine benzer bir tür yazısız ön koşul kabul görmüş gibidi
 
Bahsettiğiniz baskıları aşmış, sizin takip ettiğiniz, beğendiğiniz başı örtülü yazar var mı?
 
Yazarlığın doğasında toplumu/camiayı/okurları tamamen yok sayacak bir lüks olduğuna çok da inanmıyorum esasında. Bu sebeple her yazarın bir şekilde bu baskı veya yönlendirmeyi hiçe sayacak tutum geliştirmesi biraz zor görünüyor. Başörtülü yazarlar olarak bizlerin bunu daha fazla hissetiğimiz zaten aşikar. Gerek daha muhafazakar bir çevreye sahip olmamız gerekse tebliğ adı altında ya da mahalle ağabeyliği bilinçaltı dışavurumuyla başörtülü yazarı kontrol etmek, hizaya getirmek, yozlaşmasını (!) engellemek adına yaptırım uygulamayı kendilerinde hak telakki edenler dolayısıyla söz konusu baskıdan azade bir başörtülü yazar olduğunu düşünmüyorum. Ben eskiden beri bu camia ağabeyliğini Osmanlının mahallenin kızlarının namusundan sorumlu kabul edilen, kendilerinde böyle bir hak olduğunu düşünene kabadayılara benzetmişimdir. Öte yandan zaten başörtülü yazarların toplumsal tabu haline gelmiş konuları bırakınız aşk mevzuna yaklaşımı bile mesafeli olagelmiştir. Başörtülü kadın yazar daha çok toplumsal hadiseler, başörtülü kadın problematikleri, feminizm, dini meseleler vs çerçevesinde geliştirdiği konular üzerine yazmayı/ konuşmayı tercih eder durumdadır.
 
Vaktinizi ayırdığınız için çok teşekkür ederim.
 
twitter.com/umitsamimi
 



PAYLAŞ tw fb gp

YORUM YAZIN Başı Örtülü Yazarlar - Röportaj yazısına yorum yapın

adınız ve soyadınızla doğrudan da yorum yapabilirsiniz
BU YAZIYA YAPILAN YORUMLAR0 YORUM
REKLAM
Ümit SAMİMİDİĞER YAZILARIÜmit SAMİMİ
TÜMÜ

AÇIK GÖRÜŞ TÜMÜ

Dilediğiniz platformdan Bizi izlemeye devam edin! tw gp fb rs
REKLAM
REKLAM

İNTERNET HABER MOBİL

iPhone iPad Android
İnternethaber Yayın Grubu Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2018 - İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz ! Tel : +90 212 266 99 99  /  Faks : +90 212 266 98 98 Yazılım Geliştirme ve Sistem Destek: Bilgin Pro