26 Kasım 2014
  • İstanbul
    9°C

     
  • Ankara
    4°C

     
  • İzmir
    12°C

     
Piyasalar
  • USD2,2375
  • GDAX9.252,56
  • GBP3,5608
  • FTSE6.476,76
  • Euro2,7995
  • Cumhuriyet Altını564,37
  • CAC 404.181,53
  • BIST 10080.476
  • Bilesik Faiz8,56
  • Altın85,862
Yazıyı Yazdır

YAZARLAR

Başbakan'ın bugünkü Diyarbakır mitingi ve...

03 Eylül 2010 Cuma

“BAŞBAKAN, DİYARBAKIR’DA, ERZURUM'DAKİ GİBİ KONUŞMADI” BAŞLIKLI YAZIM ALTTA

Başbakan bugün saat 15.30’da Diyarbakır’ın İstasyon Meydanı’nda konuşacak. Konuşmaya geçmeden önce, günlerdir, Başbakan’ın söyleyeceklerinin merakı ile yatıp kalkanlara otobüsün ya da platformun üstünden bakacak. Onlarda bir şeyler gözlemlemeyecek…

Başbakan’ın, umut verici bir şeyler söyleyeceği beklentisinde olanlar da, yerden, Başbakan’a, bakacaklar…

Sonuçta, iki taraf hoşnut olmayacak! Çünkü günler öncesinden seslendirildiği gibi dağ fare doğuracak!

Ulus gerçeği, dağın fare doğurmasından başka seçenek bırakmıyor!

Mitingin hemen ardından Başbakan “Evet”, BDP “Boykot” için baskılarını artıracak!

İki baskıcının baskılarından Güneydoğu halkı sıkıntılar yaşayacaktır. Ama gerçekleşecek “gizli” görüşmeler, 12 Eylül’e beş veya üç kala, “Boykot” cephesinde, buzun güneşte, yağın ateşte erimesi gibi çözülme olacak. Başbakan’ın, bugünkü Diyarbakır mitinginin böyle bir işlevi var…

Kemal Bey bunları ve partisinin Adana Milletvekili Tacidar Seyhan’ın, Başbakan’a, “Kamuoyunda mevcut seçim sistemiyle ilgili yazılıma dışarıdan müdahale ile girilebileceği kanaati yaygındır. 12 Eylül 2010 seçiminde sisteme müdahale edilerek, yazılımın yüzde 52, yüzde 53 dolaylarında evetçıkmasına programlanacağı, oy kullanmayanların bir kısmının oy kullanmış gibi gösterilerek evet hanesine kaydırılacağı yönünde bir endişesi vardır” anımsattıktan sonra yönelttiği “Pratikte bu mümkün olduğuna göre, seçimlere gölge düşürmemek için mevcut yazılım üzerinde bir inceleme yaptırmayı ve kamuoyunda oluşan olumsuz kanaati kaldırmak için bir önlem almayı düşünüyor musunuz?” soruyu görmüyor… Önceki gün Adana yollarında, gazetecilerin, Başbakan’ın, ‘13 Eylül sabahı CHP üst yönetiminde kavga başlayacak’ biçimindeki sözünü anımsatmaları üzerine, Başbakan, 13 Eylül günü CHP üst yönetimini merak ediyor. Başbakan başka bir partinin iç işleriyle uğraşacağına kendi işine baksın”diyor, sürdürüyor:

“Başbakan'ın, Cumhurbaşkanlığı hevesi, AKP'de büyük kriz yaratacak. Abdullah Gül'den bir an önce kurtulma, 2012'de Köşk’e çıkma ve yarı başkanlık modelini uygulama hevesinde olduğu çok açık ortada. Başbakan, başka partinin iç işleriyle uğraşacağına kendi gizli gündemini itiraf etsin ve AKP içinde bundan sonra yaşanacak en büyük krizi çözmeye çalışsın. AKP ve AKP'li seçmenler için yaşanabilecek en büyük kriz, kimin Cumhurbaşkanı adayı olacağıdır. Abdullah Bey'i aday gösterecek 20 milletvekili mutlaka parti içinden çıkar. Gül, yeniden aday olursa, AKP ikiye bölünebilir.”

Kemal Bey’in şu yaptığı, önceki akşam yandaş Kanaltürk Televizyonu’nda, “Başbakanları astıran CHP, beni de astırmak istiyor”diye sızlanarak “Evet”oyu uğruna duygu sömürücülüğüne sarmaşık gibi sarılan Başbakan’ın yaptığının aynısı!..  

Kemal Bey, AKP’nin içişleriyle uğraşacağına, kendi işine baksa ya!..

Nedir o?..

Türkiye’nin gerçekleri… Onlardan bir tanesi: Diyarbakır’da bugün adımı atılacak, Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçileceği seçimi de içine alan yeni gizli anlaşma!..

Baskıcı ruh ikizi AKP ve BDP, Türkiye’nin ve Türk halkının varlığını, geleceğini yakından ilgilendiren konularda, “12 Eylül” üzerinden pazarlıklara oturacaklar!.. Anlaşacaklar!..

Kemal Bey hala, “Recep Efendi” sözcüklerinin arkasına takılsın, “Recebim…” türküsü ile kitleleri selamlasın, ipliği pazara çıkmış Orhan Pamuk’u “Hayır” oyu vermesi için arayıp ikna etmeye çalışsın, Gürsel Tekin’i Genel Başkan Yardımcısı yapmakla, Deniz Baykal’ı Antalya mitingine çağırmakla uğraşsın!..

 

BAŞBAKAN, DİYARBAKIR’DA, ERZURUM’DAKİ GİBİ KONUŞMADI

Başbakan’ın, Diyarbakır konuşmasını, yandaş bir kanaldan canlı izledim.

Diyebilirim ki, Başbakan siyasi yaşamının en sakin konuşmasını yaptı. Ama konuşma alabildiğine dağınıktı…

Başbakan’ın konuşmasının içeriğinde, boykotçuların beklediği yoktu; bol bol, bölgedeki ve bölge ötesindeki güç odağı cemaat ve tarikatlara iletiler vardı.

İletilerin içeriğini tahmin edersiniz: Sözünüzdeyiz. Çok işler yaptık, çok işler yapıyoruz, yapacağız. 12 Eylül’de boykotla vurulmamızı engelleyin…

İleti, ilgili yerlere ve ilgililere ulaşmıştır, diye düşünüyorum.

Başbakan, “halkoylamasının” ya da “referandumun” diyeceği yerde, “seçimlerin” diyerek başladığı sözünü ‘boykot edilmesini antidemokratik’ bulduklarını söyleyerek tamamladı, ayrıntıya girmedi.

Aynısını; “Burada BDP, Erzurum’da Bahçeli bize konuşma metni yazıyorlar” sözünde de sergiledi. Bahçeli’ye, “Hariç’ten gazel okuma, gel buraya” diye seslenirken, BDP’ye tek sözcük etmedi. Neden? Yoksa unuttu mu?..

“Millete efendilik yoktur, hizmetkarlık vardır” derken, dünya lideri Kemal Atatürk’e “Köylü, milletin efendisidir” sözünden ötürü dokunduran Başbakan, kendisinden, partisi ve iktidarından, beklentileri olanlara, Diyarbakır’dan 2011 genel seçimleri sonrasına randevu verdi. Verirken, 12 Eylül’de “Evet” oyları ile kapıların açılacağını anımsattı…

Başbakan, “Zılgıt da bizim, horon da bizim…” sözlerinin ardından, Musa Anter’i, Ahmet Kaya’yı, Şivan Perveri’yi andı. Diyarbakırlılara, “12 Eylül’de kazanan siz olacaksınız” dedi. İşe, ezberleri bozarak, prangaları kırarak başladıklarını, Çekiç Güç’ü kendilerinin bölgeden ABD’ye gönderdiklerini söyledi.  “Anneler, oğullarıyla, kızlarıyla ana dillerinde konuşamıyorlardı” tümcesini kurdu, “Bu zulme son vermedik mi?” sorusunu sordu.

Bugün hala Türkçe bilmeyen orta yaşta ve orta yaşın üstünde Kürt vatandaşlarımız var. Öyleyse Başbakan hangi zulümden söz ediyor, edebiliyor?! “Benim için Diyarbakırlı, Siirtli, Rizeli aynı” diyen Başbakan’a, “Bu zulme son vermedik mi?” sözü ve sorusu yakışır mı? Ben yakıştırmadım.

Başbakan saat 16.45’de başladığı konuşmasını saat 17.45’de, yenisini yaptıktan sonra, 12 Eylül askeri darbe döneminde işkencelere konu olan Diyarbakır Cezaevi’ni kapatacaklarının sözünü vererek bitirdi.

Gerçek şu ki: Sakin de konuşsa Başbakan, Diyarbakır’da, bir Erzurum’daki, Samsundaki, Tekirdağ’daki vs gibi konuşmadı…

Yazarın Diğer Yazıları
    Haberleri sitene ekle
    Yükleniyor...