YAZARLAR

Ümit SAMİMİ

Ümit SAMİMİ

umitsamimi@gmail.com @ rss Eklenme Tarihi: 20 Eylül 2017 10:39 - Güncelleme: 20 Eylül 2017 10:39

Bağımsızlık Referandumu 2

Bu haftaki yazının içeriği IKBY’nin yapmayı planladığı bağımsızlık referandumu fakat konuya değinmeden önce medyamızın durumu ele alma yöntemini yorumlamak istiyorum.

Herhangi bir konuda değerlendirme yapmadan önce içeriği hakkında detaylı bilgiye sahip olmak gerekir, sonra durumla ilgili ahlaki çizgiler çizilir, en sonunda kişisel ya da ulusal çıkarlar düşünülür.

Daha önceki yazımda IBKY’nin bağımsızlık ilan etmesinin bizzat kendilerinin çıkarına olmadığını belirtmiştim. Üstelik tartışmalı bölgelerin de referanduma dâhil edilmesi, bölge ülkeleri ile çatışma zemini oluşturacaktır, bu hatadan kesinlikle dönülmelidir fakat IŞİD öncesi sınırlar içerisinde bağımsızlık oylamasını engellemeye çalışmak yerine Türkmenlerin birliğini sağlamak, Türkmen şehirlerini koruma altına almak ve soydaşlarımıza da özerk bir yönetim kurmak için çabalamalıyız. Keza IKBY’nin bağımsızlık ilanı, geride bıraktığımız soydaşlarımız için fırsata dönüştürülebilir.

Süleymaniye-Duhok-Erbil’in bağımsızlığına karşı çıkmak, Irak’ın toprak bütünlüğünü savunmak hem Irak’ın içerisinde bulunduğu ortamı bilmemektir hem de Türkmenleri, mezhepçi ve ırkçı yönetimin çatısı altına terk etmektir.

Benim için herhangi bir bireyin mezhebi, ırkı, dini, cinsiyeti, dili herhangi bir önem teşkil etmese de Irak’ta ne yazık ki Şiiler ve Sünniler birbirlerinden nefret eder haldeler. Birlikte yaşamayı değil, birbirleri üzerinde egemen olmayı gaye edinmiş durumdalar. Mezhepçilik sadece kamu kurumlarında değil, toplumun her köşesine sirayet etmiş halde. IŞİD gibi vahşi bir terör örgütünün Irak halkından bu denli destek görmesinin bir sebebi de mezhepçi yönetimlerin baskıları değil miydi?

Üstelik IKBY zaten bağımsız. Almak istedikleri fakat alamadıkları tek karar bağımsızlık referandumuydu ki şimdi bu sınırı da aşmış durumdalar. Örneğin merkezi yönetim ne kadar karşı çıkarsa çıksın, Türkiye ile olan petrol anlaşmasını IKBY imzalayabildi. Türkiye de izni, IKBY’den aldığını ifade ederek aslında IKBY’nin merkezi yönetimden ayrı karar alabilme hakkının olduğunu kabul etmiş oldu. Bunun dışında IKBY’nin en büyük ticari ortağı Türkiye. Merkezi yönetimin değil IKBY’nin mevzuatı ile gerçekleşiyor bu ticaret.

Kendi güvenlik kuvvetleri olan, kendi seçimini yapan ya da seçimleri askıya almak istediğinde alabilen, kendi parlamentosu olan ve kendi kanunlarını çıkarabilen,  kendi kamu idaresini kendi yöneten bir yönetim var orada. Şahsi düşüncem bağımsızlık referandumu ile daha bağımlı hale gelecekleri yönünde fakat şuan oylayacakları bu halk oylaması, mevcut durumun sadece adını değiştirmekten ibaret.  Eğer bu duruma karşıysanız, mevcut ortam hazırlanmadan önce gerekli tedbirleri, önlemleri almanız gerekirdi. İsim değiştirirken değil.

Örneğin IKBY bölgesindeki Araplar ve Türkmenler sürgün edildi, itiraz edenler katledildi, kanaat önderleri hapse atıldı. Bölge Kürtler dışındaki tüm etnik unsurlardan arındırıldı. Bütün bunlar bir ayda ya da bir yıl içerisinde gerçekleştirilmedi. Bunca zaman görmezden geldiğimiz sürecin sonuna geldiğimizde itiraz etmek yerine daha gerçekçi çözümler üretmeliyiz.

Evli herhangi bir çifti düşünün. Çiftlerin her biri bir başkası ile rahatça flört edebiliyor. Ayrı evlerde yaşıyorlar. Ayrı ahlaka, kültüre ve inanışa sahipler. Üstelik birbirlerinden nefret ediyorlar fakat yasa gereği bunların ayrılması yasak ve bizde bu yasayı savunuyoruz.

Şahsi kanaatim Türkiye yanlış yere odaklanıyor. Enerjimizi Irak’ta yaşayan Türkmenlerin parçalanmasına müsaade etmemek üzerine kurmalıyız. Türkiye’nin hedefi referandumun ertelenmesi olmamalı. Gayemiz Kerkük’ün IKBY’ye bırakılmasını engellemek, Türkmen şehirlerinin demografik yapısının korunmasını sağlamak ve bozulanları yeniden düzeltilmesi için çalışmalar yapmak olmalı.

Bağımsızlık referandumu gerçekleşse de gerçekleşmese de Türkiye Kerkük ve diğer Türkmen şehirlerine sahip çıkmalı.  Süleymaniye, Erbil, Duhok gibi zaten kendi içerisinde bağımsız olan şehirlerin yönetim ismi ile uğraşmak konunun magazinsel tarafı ile ilgilenmekten başka bir şey değildir.

Üstelik bugünkü tercihimiz gelecek dönemleri de etkileyecek. Irak ve Suriye’nin parçalanması artık kaçınılmaz. Öyle ise gücümüzü, her iki ülkedeki Türkmen’lerin tıpkı “Nahçıvan” örneğinde olduğu gibi, ayrı bir statüye kavuşmasını sağlamak için harcamalıyız.

Yoksa bugün soydaşlarımız, yarın ise bizler büyük acılar çekeriz.

Vesselam.




PAYLAŞ tw fb gp

YORUM YAZIN Bağımsızlık Referandumu 2 yazısına yorum yapın

adınız ve soyadınızla doğrudan da yorum yapabilirsiniz
BU YAZIYA YAPILAN YORUMLAR1 YORUM
  • Erol Baron 30 Eylül 2017 10:11 İçinde kötü niyet/niyetler barındıran referandumlarla toprak almak bu kadar kolay olsaydı, tüm ülkeler savunma sanayilerinin kapısına kilit vururdu.

    CEVAP YAZ 0 0
REKLAM
Ümit SAMİMİDİĞER YAZILARIÜmit SAMİMİ
TÜMÜ

AÇIK GÖRÜŞ TÜMÜ

Dilediğiniz platformdan Bizi izlemeye devam edin! tw gp fb rs
REKLAM
REKLAM

İNTERNET HABER MOBİL

iPhone iPad Android
İnternethaber Yayın Grubu Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2018 - İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz ! Tel : +90 212 266 99 99  /  Faks : +90 212 266 98 98 Yazılım Geliştirme ve Sistem Destek: Bilgin Pro