Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Nazım ALPMAN
‘24 Kasım öğretmenlere yalakalık günü!’
24 Kasım 2009 Salı

Özel bir ilkokulun dördüncü sınıf öğretmeni öğrencilerine günün anlamına uygun olması bakımından bir kompozisyon ödevi verecekti “çocuklar bugün 24 Kasım” dedi:

-Haydi bakalım buna göre bir sayfalık kompozisyon yazın!

Sınıfın en önünde oturan üstün zekalı Yalım başını ellerinin arasına alarak “of” çekti:

-Yine öğretmenlere yalaklık yapacağız!

Öğretmeni “niye öyle söylüyorsun ki?” diye itiraz etti:

-Sen içinden geldiği gibi yaz, zorlama kendini…

Yalım kâğıdını aldı, kurşun kalemiyle düzgün satırlar oluşturarak döktürmeye başladı:

“Bugün 24 Kasım, öğretmenlere yalakalık günü… Fakat ben yalakalık yapmayacağım. Kendi sınıf öğretmenimi seviyorum ama öteki derslere gelen öğretmenlere kızıyorum. Çünkü hafta sonlarına çok ödev veriyorlar. Benim öğretmenim ödevlerimi okulda yaptırıyor. Okul dışında bana oyun zamanı bırakıyor.”

Yalım’ın isyan bildirisi bu minval üzerine devam ediyor…

ÇOCUK GİBİ DAVRANMAK

Öğrencilerine özgür fikirli olmayı öğreten o sınıf öğretmenini çok yakından tanıyorum. Yalım’ın kompozisyonu da benim arşiv dosyalarım arasında özenli yerinde duruyor.

Bu eski anekdotu nereden hatırladığıma gelince… 24 Kasım 2009 tarihli BirGün gazetesinin manşetinde şu başlık yer alıyordu:

“Öğretmenler AKP sizi uçuracakmış!”

Haberin devamında ise şu satırlar vardı:

“Hükümet öğretmenleri açlığa mahkum ederken, Türk Hava Kurumu 24 Kasım’da Ankara’da görev yapan öğretmenleri Ankara semalarında gezdireceğini açıkladı.”

İşte tam Yalım’ın işaret ettiği türden bir öğretmene yakınlık kurma etkinliği…

Öğretmenler böylesi bir “hizmet” ile acaba mesleksel anlamda hangi sorunlarında çözüme ulaşabilecekler?

Çocuk kandırma gibi bir şey…

ÖĞRETMEN KENDİ YOLUNDA

Öğretmenler uyandırma görevi yaptıkları için her dönemde iktidarların, yerleşik muhafazakârlığın boy hedefi oldular.

Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren hep zor koşulların insanı şeklinde görev yaptılar. 1920’lerden 1950’lere kadar dünya savaşı şartlarında görev yaptılar. Zaten hiçbir şey yoktu, onlar olmayan imkanları genişleterek öğrencilerini yetiştirdiler.

Kutsal insanlar oldular.

Saygı gördüler.

Sonra çok partili demokrasi yılları geldi. 27 Mayıs, 1960’lar… 12 Mart 1971’ler… Ve 12 Eylül 1980’ler…

Öğretmenler “yangında ilk yakılacak unsur” mertebesinde görüldüğü için, ağır bir silindir altına yerleştirildiler. Üzerlerinden 12 Eylül postallarıyla geçildi.

Eski öğretmenler “bizim meslek artık öldü” diye yakınıyorlardı.

Çünkü genç öğretmenlerin bir bölümü geçinebilmek için garsonluk, şoförlük, aşçılık, simitçilik, seyyar satıcılık, pazarlamacılık vb. gibi öğretmenliğin manevi düzeyiyle asla irtibatlı olmayan işler yapmak zorunda bırakıldılar.

Ama bunlara rağmen öğretmenliği öldüremediler.

2005 yılında fotoğrafçı arkadaşım Saner Şen ile birlikte “Modern Çalıkuşları” yazı dosyası için Van Gölü çevresi, Doğubayazıt, Iğdır ve köylerinde onlarca okul, yüzlerce genç öğretmenle tanışmıştım. Onlardaki öğretme aşkına tanık olunca, anlamıştım ki, öğretmenlik kendi yolunda yürümeye devam ediyor.

O gençlerin adlarını bir kez daha anlak istiyorum: Dilek Bardakçı, Ayşenur Altunkaya, Hüryan Şencan, Rukiye Soylu, Emine Can, Burcu Ak, Nuray Muşmal, Feride Fidan, Duygu Reçber, Selva Akbat, Demet Demirtaş, Meliha Şahin, Yasemin Şahin, Fadime Üstün, Türkan Ballı, Efsun Onat, Saadet Erci, Ayşe Erdem, Nurten Kaplan, Netice Keklik, Sumeyra Sever, Arzu Gürcan ve Saadet Tabakçı…

Bu makalede adları geçen genç kızlar hiçbir özendirici destek görmeden sadece meslek aşkıyla çalışıyorlardı. Öyle uçaklara bindirme promosyonlarında falan da gözleri yoktu.

Öğretmenleri sadece 24 Kasım’da hatırlayıp, ertesi gün “esas” işlerine dönen siyasi ve bürokratik kastın yaklaşımlarını minik Yalım daha dördüncü sınıfta yakalamıştı:

-24 Kasım Öğretmenlere yalakalık günüdür!

Bu haber toplam 7671 defa okunmuştur
YORUMLAR
Toplam (20) adet yorum eklenmiştir.
@ADNAN ÖMEROĞLU

öğretmenin farkı ne?
Toplumda her mesleğin önemi var kendine göre. Ekonomik durumu kötü olan hiç öğretmen görmedim ben. ailemde de çok öğretmen var işleri tıkır.Bulunduğum ilçede bütün öğretmenleri tanıyorum hepsi paşa. Aslında çocuk haklı. Limon,simit veya seyyar satıcılık yapıyorlar demekte yalakalık.
Maaşı tamamen yatırım yap, ek dersle geçinmeye çalış sonrada ağla....
17 Aralık 2009 Perşembe 01:55
@serhat kaya

Yazıklar olsun bu yazıyı eleştirenlere
ya konuşmayacağım seviyemi düşürmeyeceğim dedim ama dayanamadım.Ulan ileri akıllılar adam bir yazı yazmış doğru mu değil mi.Yok kime yakınmış ne yazarmış yalakaymış değilmiş.Ama doğru Ülkemizde sziler gibi ileri zekalı insanlar oldukça biz daha çok bu tür kısır çekişmelre gireceğiz.Ama hayat akıyor ve siz farkında değilsiniz.Gerçekten farkında değilsiniz.......
26 Kasım 2009 Perşembe 13:54
ilkbey

24 kasım ici bos bir söylemdir
ögretmenler günü kutlu olsun olsun eee sonra bir iki ögrenci siir okur tamam bu mu yani iste laf olsun torba dolsun kutladık desinler birde gidip meydanda celenk konulur buda neye yarıcaksa türkiyedeki egitim gibi bu gününde ici bos...
26 Kasım 2009 Perşembe 10:49
YAZARIN DİĞER YAZILARI