Hayatta birşeyler yaşadıkça ve o yaşadıklarımızdan tecrübelendikçe olgunlaşır ve gelişiriz.
Öğrenemediğimiz durumlarda ise yaşadığımız ikinci deneyimler daha ağır olur. Ancak canımız çok acısa da hepimiz mutlaka sıkı diye tabir edeceğimiz deneyimlerden geçeriz.
Sonra bizim yaşadıklarımızı sevdiklerimiz, özellikle de çocuklarımız yaşamasın isteriz. Deneyimlerimizi onlara aktarırız. Ben yaşadım, biliyorum, bu böyle deriz.
Ancak ne var ki, herkes kendi deneyimini yaşamak zorunda. Şu ana kadar yaşadığım tecrübelerden yola çıkarak, söyleyebilirim ki, kimseyi yaşayacağı deneyimden alı koyamayorsunuz. Ve hatta koymamalısınızda. Onu kötü bir tecrübeden koruyacağınızı düşünerek aslında inanılmaz şeyler öğrenmekten alıkoymuş olursunuz. Ayrıca onlar sizinle aynı sonuçları çıkarmak zorunda da değiller. Çünkü herkes aynı olaylardan farklı deneyimler de elde edebilir. Sevdiklerimizi, çocuklarımızı korumamız mümkün değil. Neyi yaşayıp göreceklerse görecekler. Ve bu onları nasıl olgunlaştıracaksa olgunlaştıracak.
Bazen etrafımızdaki şanssız gençler için çok üzülürüz. Babası kumarda herşeyini kaybetmiş olanlardan tutun, hayata dibine kadar yüklenip okuyanlarına kadar. Onlara acıdığımız bu durumlarda belki de onlar başlarına gelen bu musibetleri avantaja bile dönüştürmüş olabilirler.
Evlatlarımız için yapacağımız en önemli şey sanırım değer yargılarımızı aktarabilmek. Onları korumadan. Belki bir süreliğne bize tepki olarak bu değer yargılarını da bir kenara itebilirler. Ancak onları sağlam verebilmişsek asla unutmayacaklardır.
Gerçek olan şu ki, hayat bir deneyimler bütünü ve yaşanmadan öğrenilemiyor malesef.
o yüzden Aylin hanıma katılıyorum. yol gösterin ama müdahele etmeyin. herkes kendi deneyimini yaşasın....