Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Nazım ALPMAN
Şiirlere can katan şarkılar
04 Kasım 2009 Çarşamba

Samsun’dan Ankara’ya doğru yürüyorlardı. Tıpkı 1968’deki gibi, ellerinde bayraklarla pankartla… Aradan 30 yıl geçmişti ama içlerindeki “bağımsızlık” ateşi aynı yakıcılıktaydı.

Samsun’dan yola çıkarken açtıkları büyük pankartta şöyle yazıyordu:

“Tam Bağımsızlık Yürüyüşü!”

İlki Deniz Gezmiş’in önderliğinde 1 Mayıs 1968’de yapılmıştı. İkincisiyse 1 Mayıs 1998’de Samsun’dan başlıyordu. Deniz Gezmiş’in arkadaşları kırlaşmış saçlarıyla yürüyorlardı.

Geceleriyse varılan kentlerde konaklanıyor, toplantılar yapılıyordu.

Ben de Mehmet Güç’le birlikte gazeteci olarak yürüyüşü başından sonuna izliyordum. Tokat’a gelindiğin de 68’liler büyük bir sinema salonunda toplandılar. Konuşmalar yapıldı. Sahneye Ataol Behramoğlu çıktı. Yanında kıvırcık saçlı bir delikanlı vardı. Ataol gür sesiyle şiirler okuyor, delikanlı da gitarıyla ona eşlik ediyordu. Bir iki şiir-şarkı okunup geçildikten sonra Behramoğlu durdu, arkasındaki genç adamı 68’lilere takdim etti:

-Gitarıyla ve şarkılarıyla bizim yanımızda olan sevgili kardeşim Haluk Çetin!

Salondan büyük bir alkış koptu.

Ben Haluk Çetin’i ilk kez Tokat’taki o coşkulu gecede Ataol Behramoğlu şiirleriyle tanıdım. Büyük ustanın yanında yeteneği, sağlam bileği ve gür sesiyle ayakları yere basan bir sanatçının gelişini haber veriyordu.

Sonra sayısız kez yollarımız kesişti. Haluk’un konserleri, televizyon programları, ortak gecelerdeki performansları dinleyicilerine büyük bir keyif verdi.

Haluk Çetin geride durmayı sever. Mikrofon karşısına geçince şarkılarını bir kenara ayırıp dinleyicilerine “söylevler” vermez. Onun yolu “herkesin işini iyi yapması” ilkesinden geçer. Müzisyensen çık şarkılarını türkülerini söyle, anlayan anlar…

“Ben bu besteyi şunun için yaptım, şu şarkıyı söylememin anlamını size anlatayım…”

Haluk’un sahnesinde bunlar yoktur.

Ama yanında her zaman iyi konuşan hitabet ustaları olur. Mesela 14 yıldır birlikte sahneye çıktıkları Ataol Behramoğlu böylesi bir isimdir. Sonra Cezmi Ersöz vardır, Haluk’un yol arkadaşı olarak birlikte festivallere katılırlar, televizyon programları yaparlar…

Bazen sıkıntılı anlar yaşayabilirler…

Mesela bir gün Anadolu’da küçük güzel bir sahil ilçesinde yapılan geleneksel Deniz Şenlikleri’nde ortak programları vardı.

Cezmi Ersöz şiirler okuyacak, Haluk Çetin de şarkılar söyleyeceklerdi.

Yazın sıcak günleri, henüz akşam olmamış millet kumda, denizde… Ama ilçenin küçük amfisi tıka-basa dolu. Haluk Çetin gitarının son kontrollerini yapıyor, Cezmi Ersöz okuyacağı şiirlerin ve yapacağı konuşmanın notlarını son kez kontrol ediyor. Programı sunma görevi de yerel bir şaire verilmiş. Mikrofon yerinde, ses kontrolü tamam, haydi başla abi işareti de geldi.

Ama o da ne?

Yerel şair abimiz, Cezmi ile Haluk’u takdim edeceğine kendi şiir kitabını açıp okumaya başlamasın mı? Bir şiir, iki şiir… Yok, bitmek bilmiyor. Sunucu-şair tam yirmi şiirini okudu. Cezmi ile Haluk en ufak bir tepki göstermeden saygıyla beklediler. Dinleyicilerin bazıları, yerlerinden kalkıp festival alanı dışına çıktılar, şair abi belli bir doyuma erişti. Cezmi Ersöz-Haluk Çetin ikilisinin dinleyicilerine kendini defalarca alkışlattı.

Neden sonra sunuculuğunu hatırladı, dinleyici kitlesiyle Haluk ve Cezmi ikilisinin arsından çekildi. Haluk gerçek bir profesyonelin nasıl olması gerektiğini göstererek o gerilimi yaşamamışçasına coşkuyla gitarının tellerine yüklendi. Cezmi’nin ince mizahıyla birlikte festival konuklarına mutlu etmesini bildi.

Bütün bunları bana hatırlatan şey, Haluk Çetin’in Ada Müzik’ten çıkan “Şiiriçi Şarkılar” adlı albümü oldu. Tamamı kendi bestelerinden oluşan albümdeki şarkıların sözleriyse edebiyatımızın şiir cennetinden geçiyor.

Nazım Hikmet, Ataol Behramoğlu, Nihat Behram, Ahmet Telli, Sunay Akın ve Cezmi Ersöz’ün dizeleri Haluk Çetin’in yorumuyla olağanüstü bir şölene dönüşüyor. Tabii bu şöleni görkemli kılan Vedat Sakman’ın düzenlemelerini ayrıca belirtmeliyiz.

Her albüm ortak emeğin ürünüdür. Fotoğraflarda İsa Çelik’in özeni hemen belli oluyor. Haluk, yukarıdaki isimlerin hepsine teşekkür ederken Gökhan Hoştürk, Hüseyin Haydar, İsmail Onancı, Akif Oktay, Namık Çetin, Neriman Çetin ve albüme adını koyan Özlem Serin’i tek tek anıyor.

Haluk Çetin’in “Şiiriçi Şarkılar” albümünü dinleyince “bunlar” diyorsunuz:

-Şiirlere can katan şarkılar!
 
 
 
 
 
 
 
 

TEKZİP VE DÜZELTME METNİ:    

İnternet ortamında yayın yapan www.internethaber.com üzerinden 26.06.2009 tarihinde “Zenit mahkemeye çıktı!” başlığı altında Nazım Alpman tarafından hazırlanan bir yazıya yer verilmiştir. Zira  söz konusu yazı gazeteci Nedim Şener'in İstanbul 11.Ağır  Ceza Mahkemesi’nde yapılan  yargılamasının ilk duruşmasının olduğu gün hazırlanmıştır. Ne var ki söz konusu yazıda, duruşmada yaşanmayan bir takım hususlar yer aldığı gibi, son derece asılsız ve bir o kadar da ağır isnatlar bulunmaktadır.

         Yazıda kullanılan “parlak delikanlı ”, “Hrant DİNK ‘ i katleden mekanizma içinde devlet ile genç katiller arasında en sıcak bağlantı elemanı olan istihbaharatçı polis Zenit, ‘davacı sıfatıyla’ hakim önüne gelmişti.” “Zenit yine yalana dayalı ifadeler vererek labirentler oluşturmaya girişti.” ve “Muhittin sustu. Hakim de bu kadar çarpıtmaya dayanamadı” gibi son derece gerçek dışı hususlar yer almaktadır.

      Tüm bunların üzerine , “GERÇEK KATİLLER DE YARGI MAKAMINA GELMEYE BAŞLADI!” şeklinde, ağır bir iftiraya da yer verilebilmiştir.

     Yazı ile neyin hedeflendiği ve hangi emellere ulaşmak için bu yazının hazırlandığı son derece nettir. Ancak, kamuoyunca bilinmesi gereken bir husu vardır : Davacı Muhittin Zenit Anayasa’nın , Kanunların ve genel olarak mevzuatın verdiği tüm görevleri eksiksiz bir şekilde cinayet gerçekleşmeden evvel ifa etmiştir. Hatta ve hatta cinayetten yaklaşık  bir yıl kadar önce Trabzon İstihbarat Şube Müdürlüğü tarafından İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü’ne yazılan yazı müvekkil keşidecinin çalışmaları sonucu  hazırlanmıştır.  İş bu yazı da basın yayın organlarında yayınlanmış olup, yazıyı kaleme alan araştırmacı gazeteci Nazım ALPMAN’ın bu hususu bilmemesi mümkün değildir.

      Kısacası, Hrant DİNK cinayetinin evvelinde müvekkil Muhittin ZENİT, yapılması lazım gelen tüm çalışmaları eksiksiz yerine getirmiştir. İfa edilen bu çalışmalar ise, resmi belgelerle sahiptir. Diğer yandan, Muhittin ZENİT hakkında bir dizi soruşturma gerek idari ve gerekse adli yönden yapışmış; hakkındaki hukuki süreç de lehine kesinleşmiştir.

     Tüm bunların üzerine, gazeteci Nazım ALPMAN söz konusu yazısında, müvekkil keşideci aleyhine hangi yetkiyle veya hangi meslek ilkesinden esinlenerek bu denli ağır iftiraları sıralayabiliyor, anlayabilmiş değiliz. Ya da “gerçek katiller” nitelenmesi yaptığı müvekkil hakkında hangi mahkeme kararına dayanıyor?

    Bir takım amaçlar uğruna, kamuoyunu olumsuz düşüncelere sevk edebilecek şekilde gerçek dışı hususların haber ve basın özgürlüğü görünümü altında yayınlanması karşısında, müvekkilin yasal görevlerini daha da büyük bir  sorumluluk ve azim içinde yerine getirmeye devam edeceğini herkesin iyi bilmesi gerekmektedir.Bundan, hiç kimsenin bir şüphesi bulunmamalıdır. Neticeye varılması imkansız emeller uğruna, özellikle terörle mücadelede görev almış kamu görevlileri özenle seçilerek, bu kişilerin yıpratılmasına yönelik faaliyetler ve kampanyalara hiçbir şekilde göz yumulmayacağı hususunu  da özellikle vurgulamak isteriz.

               Tüm kamuoyunun bilgisine ve takdirine vekil eden Muhittin ZENİT adına arz ederiz.

Saygılarımızla.

                                                          Muhittin Zenit vekili
                                                         Av. Seyfettin Uzunçakmak

Bu haber toplam 4139 defa okunmuştur
YORUMLAR
Toplam (2) adet yorum eklenmiştir.
alim

ahmed arif tamda MUHİTTİN ZENİT'E YAZMIŞ
Oturmuş yazıcılar
Fermanım yazar
Dört yanım puşt zulası,
Dost yüzlü,
Dost gülücüklü
Cıgaramdan yanar.
Alnım öperler,
Suskun, hayın, çıyansı.
Dört yanım puşt zulası,


CESUR YÜREKLİ KARDEŞİM........
04 Kasım 2009 Çarşamba 11:14
@diyarbakır batman

şiire can katan...
.... cezmi ersöz olayın içindeyse güzel olur herşey elinize ve dilinize sağlık:)...
04 Kasım 2009 Çarşamba 08:50
YAZARIN DİĞER YAZILARI