22 Mayıs 2012
Piyasalar
  • IMKB56.540
  • Euro2,3355
  • Dolar1,8245
  • Altın626,44
  • İstanbul
    25°C

     
  • Ankara
    26°C

     
  • İzmir
    28°C

     

MEDYA

23 Şubat 2012 Perşembe 09:5531 Yorum11184 okunma

Vatan gazetesi yazarı Ruşen Çakır, Yeni Şafak gazetesi yazarı Ali Bayramoğlu'yla MİT krizini ve AKP-Gülen cemaati ilişkisini konuştu.

Yeni Şafak gazetesi yazarı Ali Bayramoğlu'na göre İslami kesim içinde Cumhuriyet tarihinin en büyük kavgası yaşanıyor...


Cemaati ve iktidarı yakından tanıyan Yenişafak gazetesi yazarı Bayramoğlu, iktidar cemaat arasındaki krizi çok çarpıcı bir cümleyle özetledi:

"İslami kesim içinde Cumhuriyet tarihinin en büyük kavgası yaşanıyor"

Bayramoğlu, Gülen Cemaati ile iktidar arasındaki savaşın başlangıç noktasını da tespit etti:

"Cemaat Meclis'e gelmek istedi, ancak iktidar buna izin vermedi"

İşte o çarpıcı ropörtajın önemli satırbaşları...

CEMAAT İKTİDAR ÇATIŞMASI

AKP ile Gülen cemaati arasında bir çatışma olduğunu düşünüyor musun?

Evet, düşünüyorum. İşe "Neden çatışma var" meselesinden başlamak gerekiyor. Bunun içinse biraz geriye gitmek lazım. 2002 ile 2007 arasında bir yanda AK Parti reformlar yaparken eski düzenin kurumları olan asker, yargı ve üniversiteyle bir tür süngü savaşına girmişti. Diğer yanda 1999'da yurtdışına çıkmak zorunda kalan Fethullah Gülen'e yakın emniyetçilerin 2002-2003 yıllarındaki Sarıkız, Ayışığı gibi kendi varlıklarını da özellikle hedefleyecek askeri darbe girişimlerini saptadıkları, buna bağlı olarak cemaatin sosyolojik ve yarı-politik dokusundan çıkıp çok daha aktif bir örgütlenmeye gittiklerini, yani kendilerini agresyon içinde savunmaya yöneldiklerini görüyoruz. İşte cemaatteki bu yönelişle AK Parti'nin askerle karşı karşıya kalışının paralelliği, zaten tabii olan ama bu koşullarda çok daha pekişen bir işbirliğine yol açtı.

27 MAYIS'IN ROLÜ

27 Nisan'ın önemli bir rolü oldu ama öncesi de var. Dediğim gibi 2003-2004 yıllarında Şener Eruygur zamanında jandarma kökenli bazı darbe girişimlerinin tezgahlandığı bilgisi bazı polis mahreçli internet sitelerinde dolaşıyordu. Yani iki güç de asker, yargı, üniversite gibi eski düzenin kurumlarına karşı paralel kavgalar veriyordu. Ayrıca siyasi iktidar o dönemde ne askere, ne MİT'e güvenemeyeceği için yönelebileceği tek kurum polisti. Sonunda polis içindeki bu yapılanma ile AK Parti'nin arayışları buluştu. 27 Nisan muhtırası bunu çok daha güçlendirdi. Nitekim açık savaşın başlama noktası 27 Nisan muhtırasıdır. Ardından AK Parti'ye kapatma davası, Ergenekon davası gibi karşılıklı salvolarla bu kavga sürdü.

SAVAŞIN BAŞLAMA TARİHİ 27 NİSAN

Her ne kadar mecburen ortaya çıkmış olsa da bu ittifakın başarılı olduğunu görüyoruz. Sonuçta askeri vesayet büyük ölçüde geriletildi, hatta tasfiye edildiğine inananlar da var...

Muhakkak, meşruiyetlerinin temelinde de bu başarı var. AK Parti, bugün eleştirilen özel yetkili savcılık ve mahkemeler düzenlemesiyle, buradaki aktif yapılanmayla yol alabildi. Bu ikili açıkçası Türkiye'nin sivilleşme, geçmişle yüzleşme sürecinde çok önemli, tarihi roller oynadılar. Demokrat kamuoyundan da büyük destek gördüler. Ancak şunu da belirtmeliyim. Bence bu aktif yapıyı sadece cemaat üzerinden tanımlamak doğru değil. O emniyet-yargı yapısında çeşitli katmanlar var. Örneğin sosyolojik bir doku var, Orta Anadolu kökenli, müteddeyyin ve orta-alt sınıflardan gelen hakim ve savcıların elde ettikleri güçle geçmişte maruz kaldıkları toplumsal ve siyasal tahkir arasındaki elektrikli ilişkiler var. Ancak burada örgütlenmesi, çekim gücü ve ana dalga olması itibariyle ve sahip olduğu stratejilerle itici güç elbette cemaattir.

CEMAAT BİR POLİSİYE GRUP DEĞİL

Ben yazılarında cemaat yerine "otonom yapı" kelimesini özellikle bu nedenle kullandım. Ayrıca tabii şu da var:Gülen cemaatini bir polisiye grupmuş gibi ele almak hiç doğru değil. Bu cemaatin milyonlarca üyesi var, pek çok insan bu olaylardan tümüyle uzak, hizmet uğruna malını, mülkünü veriyor, bu meseleyi evladından bile öne alıyor. Onları tahkir etmek hiç de doğru değil. Nitekim cemaat benim gözümde her zaman Türkiye'de İslami hareketin modernleşmesinin; İslam ile Batı, İslam ile teknolojinin bir tür sentezinin ve yeni Türk muhafazakârlığının köklerinin oluşmasının bir aracı oldu, hâlâ da böyle. Bugün sorun bu dokunun cemaat olma sınırlarını aşması, politik olarak aktif hale geçmesidir. Çünkü bir yerden sonra sosyolojik örüntü, doku gölgede kaldı ve politik yön ön plana çıktı.

CEMAAT ETKİSİ KONTROL DIŞI ARTIYOR

Bu özellikle Gülen cemaati gibi bir cemaat için çok tehlikeli bir durum değil mi?

Elbette tehlikeli. Kontrol dışı bir doku oluşuyor. Güçlü olduğunuz emniyet, adliye ve mülki amirliklerdeki kişi profiliyle oralarda üretilen politika, sıkça cemaatin istediği ve söylediğinin ötesine geçecek araçlar üretebilir. Bir polis sadece cemaat menbusu değil, bakışıyla da bir polistir. Şunun farkına varmalı cemaat: güçlenme, yayılma, kadrolaşma arayışı güvenlik birimleri ve stratejileriyle yapılıyorsa, kendisini kontrol eden, uygulamalarla tanımlayan doku olmaya başlıyor. Dahası cemaatin siyasi alandaki genel görüşleri asayiş mantığına endeksleniyor. Yani polisiye düşünmeye teslim oluyor. Ve cemaat son dönemlerde olduğu gibi ülkede ciddi bir otoriterleşme kaynağı olmaya başlıyor. Bu, Gülen'i seven pek çok insanı tedirgin edecek bir durumdur. Sonuç olarak cemaat içinde, adeta kontrol dışı mekanizmalar ürettiği düşünülebilir.

"MOSSAD, ERGENEKON İDDİASI GERÇEKÇİ GELMİYOR"

Son krize baktığımızda "Neden bu çılgınlık?" diye soramadan edemiyor insan. Çünkü bu bir intihar. Bu sorunun üç cevabı olabilir. Birincisi, son derece merkezi bir otorite var ve bu otorite son derece planlı bir şekilde, adım adım giderek bu hamleleri yapıyor. Ancak senin de yazmış olduğun gibi, Fethullah Gülen'in fazlasıyla işin merkezinde olduğunu kabul etmekle birlikte cemaatin çok büyük ve geniş bir network (ağ) olduğunu ve bu networkün de kişilere geniş inisiyatif imkanları sağladığını düşünüyorum. Böyle olunca ikinci cevap çıkıyor karşımıza. Buna göre polisteki yapılanmanın attığı her adım cemaatin diğer parçalarını bunun arkasında durmaya sevk ediyor. Üçüncü alternatif de MOSSAD, Ergenekon gibi üçüncü aktörlerin sürece dahil olmasıdır ki bu bana hiç ikna edici gelmiyor. Cemaatten yana bildiğimiz kalemler, basın grupları, isimlerin sanki tek bir tornadan çıkmış gibi ortak bir davranış kodu içinde olmaları ilk iki ihtimali daha öne çıkarıyor.

CEMAAT İKTİDAR İTTİFAKI NEDEN BOZULDU

Peki bu ittifak neden bozuldu ya da en azından çatırdamaya başladı? Evet, bir dönem askere ve eski düzene karşı el ele bir mücadele verildi. Burada pek çok hata yapılmasına rağmen, hukuki eksiklikler ve demokrasiye ters düşen durumlar olmakla birlikte takip edilen kişiler, takip edilen suçlar, Türkiye'nin geçmişi, yaşadıkları ve gelecekten beklentiler noktasında öyle bir meşruiyet hali ürettiler. O dönemde senin de dahil olduğun kimi arkadaşlar endişelerini ifade ediyorlardı; benim gibi bakanlarsa bu tür aksaklıkların olduğunu teslim ediyor, eleştiriyor ama mekanizmanın doğru istikamette çalıştığını savunuyordu.

"Ne oldu da buradan oraya geçildi?" sorusuna kendi açımdan şöyle bir cevap veririm: Meşruiyet sınırları aşıldı. Bir yerden sonra devlet içinde mücadele eden bir güç, mücadelesini demokratik ilkeler ya da ortak bir proje etrafında yapmayıp aynı zamanda kendi gücünü artırmak ve bazı kişisel hesaplarını görmek için yürütmeye başladı. Böylece ciddi bir meşruiyet sorunu doğdu.

O mücadeleyi sürdüren emniyet-yargı-siyasi iktidar bloğu, bunu yaparken kendi konumunu güçlendirmek ve kendi aralarındaki ilişkilerde pozisyon almaya yönelik bir strateji de izlemeye başladı. Üç yönü vardı bu stratejinin. Önce orduyu tuş aşamasına getirip öyle tuttuğu müddetçe güçlenen, KCK gibi operasyonlarla ve güvenlik diliyle daimi hale gelen bir güç ürüyordu.

HANEFİ AVCI, AHMET ŞIK, NEDİM ŞENER KURBAN EDİLDİ

İkincisi kendisine yönelik eleştirileri cezalandırmaya, yetkisini bu istikamette kullanmaya başladı. Bunların bir kısmı gazeteci, bir kısmı devlet memuruydu. Mesela Hanefi Avcı. Hiç kimseye kefil değilim ama bu olayda biliyorum ve hissediyorum ki Avcı gibilerin başına gelenler bu palazlanmayı görüp ona dikkat çekmelerinden, bunu yüksek sesle dile getirmelerinden kaynaklanıyor. Aynı şey Ahmet Şık ve Nedim Şener'in de başına geldi. İşte burada artık bardak iyice doldu, hatta bizim için taştı. Ama iktidar için taşmamıştı. Çünkü iktidar kuvvetli bir biçimde Ergenekon sürecinde herhangi bir esneklik olması durumunda makaranın geri sarmasından endişe ediyordu. Dolayısıyla bu önemli ittifakın onlar için tali olan bu tür nedenlerle bozulması söz konusu değildi.

TETİK, KCK OPERASYONUYLA ÇEKİLDİ

Üçüncüsü son MİT krizinde olduğu gibi bu gücü devlet içinde kritik bölgelere yayılmak için araçsallaştırdı. Kürt politikası burada kritik bir rol oynadı, daha doğrusu büyük iç çakışmaya vesile oldu. Zira malum yapının gücü, Büşra Ersanlı, Ragıp Zarakol olayları, KCK operasyonları üzerinden iş Kürt politikasını uygulamada tanımlamaya kadar uzandı. İşte o noktadan itibaren asıl sorun başladı. Kürt politikasında ve genel demokratikleşme konularında Başbakan'ın etrafında daha meşruiyetçi bir anlayış ve ekiple, bu KCK operasyonlarını sürdüren ve her operasyonla biraz daha protein alan ve siyasi olarak konumunu belirleyen cemaat merkezli grup arasında bir kopuş yaşanmaya başladı. Daha çok cemaatin hakim olduğu alandaki anlayış KCK üzerinden Türkiye'de bir tür otoriterleşme eğiliminin kaynaklarından biri olarak tebarrüz etmeye başladı. Bu durum mevcut kadrolaşmadan zaten rahatsız olan Beşir Atalay, Sadullah Ergin, Hakan Fidan gibi insanlar tarafından iyice fark edilmeye başladı. Kürt meselesine bakışta aralarında çok büyük farklar olmasa da, politikaların belirlenmesi, uygulama ve kimi tutuklamaların iktidara verdiği zararlar gibi nedenlerle bir kopuş yaşandı. Bu fikri kopuş olmaktan çok, yer kapma savaşıydı. Yer kapma, pay isteme meseli önemli.

CEMAAT MECLİS GİTMEK İSTEDİ, İKTİDAR İZİN VERMEDİ

Örneğin bildiğim kadarıyla cemaat Meclis'e girmeye çalıştı ama AK Parti buna çok müsaade etmedi. Yer kapma savaşında Başbakan'ın etrafındaki, kendisine engel olan güvenlik danışmanlarını hedef almaya başladı bu yapı. Cemaate çok yakın kalemlere baktığımız zaman Beşir Atalay'ı hedef aldıklarını görüyoruz. Çünkü Atalay, İçişleri Bakanı iken aşırı güç kullanımından tedirgin olan aktörlerin başında geliyordu ve tasfiyelere doğru hamleler yaptı, hatta bir-iki de tasfiye gerçekleştirdi. Hakan Fidan'ı hedef alıyorlardı çünkü MİT'in yeni politikaları, yeni konumunun Başbakan nezdindeki gücü ve cemaat mesafeli duruşu, sorgulanmasına neden oldu. Kamu Güvenliği Müsteşarı Murat Özçelik'e yönelik de bir memnuniyetsizlik vardı.

Burada şu çok önemli, daha önce söyledim, bu çerçevede, güvenlik politikaları, güvenlik gücü ve dili cemaatin mücadelesinde varoluş aracı haline dönmeye başladı ve ciddi bir şekilde otoriterleşmeye özdeş hale geldi. Örneğin hükümet çevresinden ne zaman demokratikleşmeye yönelik bir niyet beyan edilse bu tür adımların demokratikleşmeye değil, Ergenekonculara yarayacağı şeklinde bir algı yaratıldı. Özetle seçimlerden sonra güvenlik bürokrasisi içinde kimin nerde olduğu bir kavgaya yol açmaya başladı.

 
Bu elma her derde deva!
 
Sağlık22 Mayıs 20123155 Kez İzlendi!
Farketmeden kilo vermenin yolları!Diyetisyen Derya Zünbülcan farketmeden kilo vermenin sırlarını yazdı...

İşte 'Farketmeden Kilo Verdiren 12 Altın Kural'

1. Kilo vermek istiyorsanız öncelikle yanlış bilgilerden arınmalısınız. Ekmeğimi çıkartsam bana yeter, ya da yediklerini yarıya indirirsem zaten kilo verebilirim gibi düşünceler yeterli ve dengeli beslenerek sağlıkla kilo verme kavramından oldukça uzakta düşüncelerdir. Bu gibi düşüncelerin arınarak zihninizi diyete hazır hale getirmelisiniz.
Haber22 Mayıs 20127041 Kez İzlendi!
Haliç Köprüsü'nde büyük tehlike!Haliç Köprüsü ile yolu aynı hizada tutan çelik mekanizmada meydana gelen arıza nedeniyle yol ve köprü arasında yükseklik farkı oluştu
Magazin22 Mayıs 2012
Işıltısı ekrandan taşan güzeller4960 Kez İzlendi!
Güncel22 Mayıs 2012
Valilik önünde pompalıyla dehşet saçtı1801 Kez İzlendi!
Dünya22 Mayıs 2012
Bu görüntüler denizde çekilmedi5962 Kez İzlendi!
Dünya22 Mayıs 20123224 Kez İzlendi!
Dünyanın en yüksek kulesiDünyanın en yüksek kulesi, Japonya'nın başkenti Tokyo'da açıldı.
Magazin22 Mayıs 201213292 Kez İzlendi!
Almeda Survivor tarihine geçtiYarışmanın fanatikleri internette bu durumu ti’ye alıp, “Almeda’nın bacakları Roberto Carlos’tan hallice” diye espriler yapıyor...
Magazin22 Mayıs 2012
Survivor Mustafa'yı böyle karşıladılar27979 Kez İzlendi!
Dünya22 Mayıs 2012
Nato zirvesinden kareler1388 Kez İzlendi!
Medya22 Mayıs 2012
Günün en çarpıcı gazete manşetleri8831 Kez İzlendi!
Güncel21 Mayıs 20126450 Kez İzlendi!
Melen Projesi'nde sona doğru...Melen nehrinden yılda 1 milyar 77 milyon metre küp suyu, İstanbul'a taşıyacak Melen Projesi'nin en önemli safhalarından biri olan İstanbul Boğazı'nın altındaki su borusu geçişi tamamlandı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, DSİ Bölge Müdürü Yalçın Çamoğlu, İSKİ Genel Müdürü Ahmet Demir ile dünyada iki kıtayı birbirine bağlayan ilk ve tek “uzun su altı tüneli”ni kullanarak Asya'dan Avrupa'ya geçti.
Siyaset21 Mayıs 20127013 Kez İzlendi!
Erdoğan'a protesto gibi alkış!Başbakan Erdoğan Pakistan Perlementosu'nda konuştu
Güncel21 Mayıs 2012
2 bin kişilik yağmur duası3017 Kez İzlendi!
Siyaset21 Mayıs 2012
Aytaç Durak'a bir dava daha 1231 Kez İzlendi!
Siyaset21 Mayıs 2012
Bakan Eker çocuklarla süt içti4001 Kez İzlendi!
Güncel21 Mayıs 201226186 Kez İzlendi!
Aman Allah'ım! Böyle kaza görülmediDüzce'de, bariyerlere çarparak karşı şeride geçen otomobilden yola fırlayan 19 yaşındaki Cem Göloğlu'nun üzerinden TIR geçti
Dünya21 Mayıs 20128075 Kez İzlendi!
Yemen'den tüyler ürperten karelerYemen'de intihar bombacısının, kutlama provasında gerçekleştirdiği saldırıda ölü sayısı 100'e ulaştı
Dünya21 Mayıs 2012
Dünyayı artık Türk silahları kurtaracak!5892 Kez İzlendi!
Güncel21 Mayıs 2012
Polise su tabancalı taaruz1508 Kez İzlendi!
Magazin21 Mayıs 2012
Ödüllü yarışmaların unutulanları18348 Kez İzlendi!
Siyaset21 Mayıs 201219224 Kez İzlendi!
Bakan Şahin gençken light militanmışBakan İdris Naim Şahin, hayatıyla ilgili detayları içeren bu fotoğrafları ilk kez paylaştı
Yaşam21 Mayıs 201240482 Kez İzlendi!
Azmetti ve bu hale geldiYemeği bırakıp rejim ve spor yaptılar bu hale geldiler. Onların bu değişmi görenleri şaşırtıyor
Dünya21 Mayıs 2012
Pakistan caddelerini Erdoğan süsledi2013 Kez İzlendi!
Magazin21 Mayıs 2012
Ünlüler hangi okuldan mezun oldu?91783 Kez İzlendi!
Güncel21 Mayıs 2012
Hakkari'de direğe asılı ceset 3027 Kez İzlendi!
Dünya21 Mayıs 201238061 Kez İzlendi!
Güneş tutulması görenleri büyülediABD-Encinitas

Hafta sonunda sadece ABD'nin batı yakası ve Asya'nın bazı bölgelerinde gözlemlenen Güneş tutulması, büyüleyici bir görüntü oluşturdu. Güneş ile Dünya'nın arasına giren Ay, ateşten bir halka gibi belirdi. Bu muhteşem görüntü bir daha 2023'te olacak. (Ntvmsnbc)
Magazin21 Mayıs 201218717 Kez İzlendi!
Ünlü yıldızın ayakları dehşete düşürdü"Her güzelin bir kusuru vardır" sözü bu görüntülerle de doğrulanmış oldu.
Güncel21 Mayıs 2012
Tek isteği okumak1738 Kez İzlendi!
Güncel21 Mayıs 2012
Halk otobüsüne molotoflu saldırı2538 Kez İzlendi!
Haber21 Mayıs 2012
İşte Günün Gazete Manşetleri17840 Kez İzlendi!
Daha fazla galeri ▼
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Toplam (31) adet yorum eklenmiştir.
bobo©@heyadmin
24 Şubat 2012 Cuma 18:53
Ben zaten ilkeleri tarti$iyorum. Elbette ben Türkiyede IETT bileti(var mi hala?) yada ekmek fiyatini,tapu kadastroda hangi pullar lazim..gibi cok spesifik $eyleri bilmeyebilirim,zaten öyle bir iddiamda yok ve konu$tugum konularda önemli de degil.
$imdi seni ve aileni birileri her gün devlet adina rahatsiz ediyorsa ve ben bunlari Almanyada oldugum icin bilemiyor olsam o zaman hakli olurdun ama sizin "baski" diye nitelendirdiginiz bazi $eyler aslinda ya vakti zamaninda onun katmerlisini CHPnin yaptigi yada sizin abarttiginiz $eyler oluyor.
Mesela kadrola$ma.
Bir devlet dairesinde bir adamin biyigini bademe benzetiyorsunuz ve aninda karari veriyorsunuz,i$te cemaatten olunca hemen kadro veriliyor,cemaatten degilse o zaman verilmiyor...mükemmel bir malzeme cikti i$te.

Herkesi kendiniz gibi zannetmeyin. Zamaninda CHP ve MHPlilerin yaptigi kadrola$maya kimseler yakla$amaz.
Velevki bugün de aynisini AKP yapmi$ olsa dahi, o zaman bu belki etik olmazdi ama bu i$lerin yabancisi olmadiginiz icin öyle "korku imparatorlugu kuruldu" gibi abartili tiyatro oyunlarina da gerek duymayiniz.

ABD paranoyaniz had safhada...Normal bir durumda degilsiniz.
ABDye muhalif olmayi da abartiyorsunuz. O kadar abarttihginiz icin bu abartiniz ayaginiza dolaniyor ve bunun yüzünden günde kac defa (kusura bakma) tükürdügünüzü yaliyorsunuz. ABD ürünleri kullanmaktan bahsediyorum...
CEVAPLA
YORUMUN DEVAMI
heyadmin
24 Şubat 2012 Cuma 16:21
Mesele Aziz Yıldırım, yada futbol kulupü olay değil. Ülkede bir hukuksuzluk, bir zorbalık hüküm sürmekte. Cemaat ile Hükümet arasındaki tek fark, bir tamamen ABD ye bağlı, diğeri, kendi varlığını ( Parti ) gözeterek ABD ye bağlı.
Tabii sen Almanyada olduğun için anlaman çok zor. Ayarlı basın bir yere kadar. Sonuçta, sonunda " Bertaraf olmak var "
CEVAPLA
YORUMUN DEVAMI
bobo©@heyadmin
24 Şubat 2012 Cuma 15:20
Aziz Yildirim hakkinda TEK haber okumadim,zerre kadar beni ilgilendirmiyor. Istersen yemin ederim.
Di$ politika sorusuna gelirsek, konudan biraz koptum ama di$ i$lerinin her yaptigina dogru denmeyecegi gibi yanli$ da denmez.
CEVAPLA
YORUMUN DEVAMI
Tüm Yorumlar
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
İLGİLİ HABERLER
Diğer Sitelerİnternethaber Yayın Grubu Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2011 - İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Tel : +90 212 266 99 99  /  Faks : +90 212 266 98 98
Yükleniyor...